21 Ocak 2012

Berraklığa İhtiyacımız Var



Yalçın Akağaç'ın belden altını hissetmemesine sebep olan kaza ile ilgili şoku üzerimizden atıp, öfkemizi yavaş yavaş dindirdikten sonra bir kaç kelam etme ihtiyacı duyuyoruz.


İlk önemli husus kazanın oluşu ile ilgili. Selim Kaya ile Ahmet Çelik arasında bir gerginliğin olmasından bahsediliyor. İki jokeyin arasında sorun olup olmaması bizi pek ilgilendirmiyor. Ancak yarış içerisinde ikisinin de inatlaşarak aynı yeri tutma ısrarını gösterdiği bir gerçek.

Eğer Selim Kaya ve Ahmet Çelik'in bir alıp veremedikleri varsa ve bu durum 50-60 km hızla giden canlılar üzerinde, kendilerini ve tüm meslektaşlarının hayatını riske atmak pahasına yarış içine yansıyorsa bir adım geriye atıp düşünmek lazım. Ben böyle bir ihtimali düşünmek dahi istemiyorum. Bununla beraber, sebebi ne olursa olsun yarış içerisinde o kadar tehlikeli pozisyonlara girmenin nelere sebebiyet verebileceğini düşünüyor olmaları lazım. Sadece son kaza için söylemiyoruz. Bir hafta önce Erhan Yavuz'un Aydemirhan'la Gülengül'e yaptığı sert faulü gündeme getirmiştik. Nedense ülkemizde bir kaza olmadan olayın üzerine pek gidilmiyor. Geçen hafta Gülengül'ün jokeyi Nurettin Şen atıyla beraber devrilebilirdi, ancak şans mı dersiniz, yetenek mi dersiniz, İngiliz atıyla Arap atının farkı mı dersiniz, Gülengül ayakta kalabildi. Gönül isterdi ki Sarraf da devrilmeseydi. Demeye çalıştığım şey kimsenin bir şeyden ders çıkardığı yok. Herkes 1 hafta sonra olan biteni unutuyor. Tıpkı Gürkan Oker'i kaybettikten sonra yapılan konuşmaların, gündeme gelen centilmenlik, sağduyu nidalarının zaman içerisinde eriyip gitmesi gibi. Sahada bir rekabet var ancak gözleri bürüyen hırs çoğu zaman sınırların aşılmasına neden oluyor.

İşin dedikodu kısmını bırakalım. Açıkçası bizi hiç de ilgilendirmiyor. Bizi şu ande en çok ilgilendiren Yalçın Akağaç'ın sağlık durumu, tekrar sağlığına kavuşması ve yürüyebilmesidir. Tabi bu süreçte, yaşanan olay hakkındaki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Durum şu, yarışla ilgili olarak Selim Kaya'ya herhangi bir ceza çıkmazken, Ahmet Çelik bir hafta ceza almış. Böyle bir iş olmaz. Yüksek Komiserler Kurulu'nun bu duruma acilen el atması lazım. Cezanın caydırıcılığını da geçtim ancak cezanın, sebep olunan durumla orantılı olması gerekir. Kamçı kullanımından 2 hafta cezalar veriliyor. Kusura bakmayın ama 2 atın ve jokeyin devrildiği, Yalçın Akağaç'ın ise bütün hayatını etkileyebilecek 'kaza'da 1 jokeye 1 hafta ceza verilmez.

Bir başka konu TJK'nın konuya gösterdiği hassasiyetle ilgili. Önce zaten kimseye bir şey olmamış havası yaratıldı. Bilinçli ya da bilinçsiz. Yavaş yavaş kötü haberler gelmeye başlayınca TJK kendi sitesinde bir haber yayınladı. Hala da yayında! Geçmiş olsun dileklerini ilettikten sonra Yalçın'ı en kısa sürede pistlerde görmek istiyorlarmış! Cem Yılmaz reklamlarındayız sanki. Efendim böyle duyarsızlık mı olur? Bizler tekrar ayağa kalkması için dua ederken... Oldukça büyük bir duyarsızlık söz konusu. Biz bile o yazıyı görünce değişik duygulara bürünüyoruz, kim bilir Yalçın Akağaç'ın kendisi, ailesi, arkadaşları görünce neler hissediyorlardır?

Tüm yarışseverlerin sevdiği, çarşamba gününden sonra binlerce kişiden dua aldığını bildiğim, kendisini bir kez bile olsa jokey formaları dışında görmemiş kimselerin onun ameliyat çıkmasını evlerinde beklediği, uykularının kaçtığı, göz yaşı döktüğü Yalçın Akağaç'ın başına gelenleri bu nedenlerle kabullenemiyoruz. Her seferinde söylüyorum, Allah onu sevenlerine, ailesine, annesine, babasına, karısına, çocuklarına bağışladı, şükretmeliyiz. Ancak tekrar eski sağlığına geri dönebilmesi için dualarımız her daim onunla olacak.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

cezalar montlara yaklaşmadığı sürece kervan bu şekilde devam eder
Otoritenin idman dahil sahanın heryerinde padok,jokey oadası,yarış önü ve öncesi sonu ve sonrası heryerde ağırlığını koyması varlığını hissettirmesi lazım ama binicilerin bu disipline girmesi için önce otoritede bu işi bilen ne yaptıklarını daha soruyu sormadan bilen birilerinin oldugunu bilmesi gerekiyor

Related Posts with Thumbnails