Komiserler Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Komiserler Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2012

İzmir'de 'Şanslı' Cuma!


Cuma günü yapılan İzmir yarışlarında, yine, talihsiz olaylar yaşandı. Son koşu olan 5 ve yukarı yaşlı Arap atlarının katılabildiği Handikap 14 yarışın son metrelerinde yarışı kazanan Ihlamur isimli at devrildi. Genellikle atların devrildiği olaylarda bir kazadan, çarpışmadan, takılmadan bahsederdik. Bu sefer durum biraz farklı gelişti. Şanslı diyoruz çünkü, büyük bir kazaya meydan verebilecek olay minumun zararla atlatıldı.

21 Ocak 2012

Sağduyu Eksikliği | Favori Yarıştan Çıkar, Spiker Heyecan Katar, Jokey Sevinç Gösterisi Yapar


Maalesef yarışçılığımızın kanayan yarası EFG sorunsalı yine saç-baş yoldurttu. Bununla beraber günün 4. koşusunda yaşanan olaylar, Lucky Moon'un yarıştan çıkarılması, çıkış şekli, çıkış vakti ve sonrasında büyük skandala doğru giden yolda atılan pek çok adımla, malesef, yarışçılık tarihine geçecek bir akşam yaşadık.

Berraklığa İhtiyacımız Var



Yalçın Akağaç'ın belden altını hissetmemesine sebep olan kaza ile ilgili şoku üzerimizden atıp, öfkemizi yavaş yavaş dindirdikten sonra bir kaç kelam etme ihtiyacı duyuyoruz.

15 Ocak 2012

Komiserler Kurulu'nun Faul Algısı: Gülengül ve Aydemirhan Örneğinde Vaka Analizi


Açıkçası bu akşamki Aydemirhan-Gülengül arasında yaşananlar beni oldukça üzdü, hayal kırıklığına uğrattı. Yarışın başında, start esnasında ve daha sonra viraj dönülürken yaşanan olaylar dikkatli seyircilerin gözüne çarpmıştır. Gelin birlikte olaya göz atalım.

22 Ekim 2011

Müşterek Bahis Harici Uygulaması Acilen Geri Getirilmeli !




Müşterek bahis harici koşma uygulaması (MBH) ülkemizdeki yarışlarda yıllarca uygulandı. Daha sonra bu uygulamanın hukuki bir bağlayıcılığı olmadığı, başka bir deyişle kanuni bir dayanağı olmadığı, tüzükte yer almadığı ortaya çıkmıştı. Yıllarca uygulanagelen, bir teamül kuralı olmuş anlayacağınız. Ancak MBH'ın kalkmasından bugüne kadar bir çok kez yarışsever mağdur oldu. Bugün akşam İzmir koşularında yaşananlardan sonra gündeme tekrar getirmemiz şart.

Öncelikle Raspberry'i değerlendirelim. At kaç yarıştır starttan çıkıyor sonra aniden duruyor. Sonra koşar mı koşmaz mı fal bakmak gerek sanırım. Son 3 yarışta bir kez 3 bir kez 5 lira ganyanla koştu. Yarışsever mağdur.

Ezra bir diğer atımız. İstanbul'da son yarışlarında düzlüğe çıkıyor sonra yarışta yok. Atın kantarmayı kitlediği, bu nedenle jokeyini hareketsiz kalmaya mecbur ettiği söyleniyor. Bugün İzmir'de koştu. Virajı rahat döndü, sonra yine jokey atı itemedi, 2 kamçı vurdu, sonra at yok. Son 6 yarışında 2 kez 1 lira küsür ganyan ile koştu. Mağdur yine yarışsever.

Suzira. Bir yarışına 50 metre, bir yarışına 40 metre geç başlıyor. Bazen hiç başlamıyor. Bugün son koşuda yine starttan çıkmadı. Yarışsever ne yapmalı? Yazıp, at starttan çıksın diye çiftetelli mi oynasın, yoksa yazmayıp bugün de startta kalsın diye mi beklesin!

Çözüm çok ama çok açık. MBH uygulaması geri getirilmelidir. Yarışseverin mağduriyeti önlenmeli ! Problemleri olan atlar, problemlerinin giderildiği koşu esnasında görülene kadar MBH koşturulmalıdır. Eğer ki at tekrar problemlerini tekrarlıyorsa 3 ila 6 ay arasında MBH koşturulmalıdır. Bu süreçte antrenöre ceza verilip-verilmemesi tartışılabilir. Ancak diğer atlarla haksız bir rekabete girilmesini önlemek adına MBH koşan atlar, ilan edilen ikramiyenin %50-%60'ına koşmalıdır. Bu şekilde atların ilgilileri sorunu çözmeye uğraşırlar. Hiç bir kayıpları olmadan papatya falı açar gibi atı koşturmaya devam etmezler, MBH'ın getirdiği rehavete kapılmazlar.

En nihayetinde söyleyeceğimiz tektir: MBH geri getirilmeli, yarışseverin mağduriyeti önlenmelidir !

16 Ekim 2011

At Yarışlarında Çalıştay Zamanı

Yüksek Komiserler Kurulu'nun (YKK) 22 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda önemli konular tartışıldı. Bunu 13 Ekim tarihinde yayınlanan karar dosyalarını okuyunca anlıyoruz. Bahsi geçen kararların tümüne linkten ulaşabilirsiniz. Bizi en çok ilgilendiren 'Karar 2'dir. Bu noktada bir iyi bir kötü haberimiz var.

Takip edenler bilir, Enternasyonel Yarışlar'da son yıllarda büyük hüsran yaşıyoruz. Bozguna uğrayan atlarımız tabelaya dahi giremiyorlar. Yurt dışından gelen ve hadikap puanları, bizim 'şişme handikap puanlı' atlarımızdan düşük olan safkanlar güle oynaya tabelayı doldurup gidiyorlar. Biz de yarıştan sonra Veliefendi tribünlerinin önünde geçip, kendi ahırlarına doğru giderlerken arkalarından el sallıyoruz.

Bilhassa bu sene 'artık yeter' dedik, isyan bayrağımızı açtık. Sistemin kendisine dair pek çok eleştiri getirdik. Bu eleştirileri, önerilerimizle destekledik. Mevcut sistemle bu hüsranların devam edeceğini, atçıların pek çoğunun Enternasyonel mağlubiyetlerine yarışsever kadar üzülmediğini, geriye kalan 363 günde kazanacak çok yarışları olduğunu düşündüklerini dile getirdik.

Benim iyi olarak nitelendirdiğim habere geçelim.

Karar 2 ne diyor?

... özellikle son yıllarda Uluslararası koşulardaki alınan başarısız sonuçların detaylıca değerlendirilmesi, bu konuda alınması gereken tedbir ve önerilerin görüşüleceği atçılık camiasının tüm paydaşlarının katılacağı detaylı bir çalıştay yapılmasına karar verilmiştir.

Son derece önemli. Atçılığımızın yerinde saydığını, hatta geriye gittiğini görebildiğimiz tek test alanı olan Enternasyonel yarışların ardından, artık uyunmadığını ve işlerin aynı yol üzerinde yürümesinin bizi bir yere götürmeyeceğinin farkında olunduğunu görüyoruz. Toplantıda hangi konular görüşelecek, hangi konular ağırlık kazanacak merak ediyorum. Örneğin foallerin %100'e koşması ile ilgili tartışma zirve yaratmışken, Çalıştay'da ne kadar yer alacak?
Kötü daha doğrusu üzücü haber ise, kararın devamında sözü geçen atçılık camiasının 'tüm paydaşları' kısmında yatıyor. Karar 2'nin 2. sayfasında Çalıştay'a katılımı beklenen taraflar şu şekilde belirtilmiş;

Öhöö, öhöö! Biri yarışseverleri unutuyor galiba! Atçılık camiasının en önemli paydaşlarından biri olan ve sektörler arasında karşılıklı bağlılık bulunan yarışsevelerin, at yarışlarına dair alınacak kararlarda fikir dahi belirtemiyor olması oldukça garip.

Yarışsever Manifestosu:
Madde 19 - TJK bünyesinde yarışsever birimi kurulmalıdır !
Gelgelelim Çalıştay'dan hangi kararların çıkacağını merakla bekliyoruz. Çalıştay'ın kararlarınınşeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılmasını talep ediyoruz.
Unutmadan ilave edelim, Çalıştay'ın tarihi 19-20 Kasım 2011.

25 Ağustos 2011

Yarışsever Manifestosu

Bu bir, at yarışlarının gelişmesi adına bir kaç öneri sunuş, fikir beyan ediştir.

At yarışlarında handikap sistemi değişmelidir !

Atların yarışlara katılım şartları değiştirilmedir !

Şartlı koşularda, yıllık bazlı kazançlara değil, bütün kazanca bakılmalıdır !

Bir atın 2 yarışının arası, yani modern tabiriyle 'KGS'si en az 7 olmalıdır !

Bir güne iki yarış programı konulmamalıdır !

Maiden ve Şartlı 1 yarışlarda sakat, sorunlu atları deklare ederek yarış ikramiyelerini katlama girişimlerinin önü alınmalıdır !

Yarışlara katılacak atlar, koşulara kayıt oldukları günden itibaren belli aralıklarla muayene edilmelidir !

Grup yarış kazanmamış olan ve, 100 gün ve daha üzeri gündür start almayan safkanlara apranti bindirilmesi şartı getirilerek aprantilere daha fazla şans yaratılmalıdır !

Atlardan handikap puanı silme yöntemine son verilmedir !

Atların başarı durumlar yıl sonunda değerlendirilip, yeni yarış yılına hak ettiği puanla girmesi sağlanmalıdır !

Handikaperlerin verdiği puanlara itiraz edilememesi maddesi kaldırılmalıdır !

Her atın çim, kum ve sentetik piste ait handikap puanları ayrı ayrı, ayrı birimler tarafından, gerçeklerle bağdaşır şekilde oluşturulmalıdır !

Hayatında kum yarış koşmamış bir atın hem çim hem kum handikap puanı aynı olmamalıdır !

Her atın, yarışı kazanma gayesi ile koşması yolunda önlemler alınmalıdır !

At hazırlama yeri yarış değil, idmandır !

Yarış görme teriminın at yarışlarına ket vurduğu görülmedir !

Tüzükteki ceza maddeleri uygulanmalıdır !

TJK bünyesinde yarışsever birimi kurulmalıdır !

Yarışseverler karar mekanizmalarında söz zöyleme yetkisine sahip olmalı !

Spikerler yarış anlatımlarını bağırarak süslemeye çalışmamalıdır !

Her yarışta bir kazanan, bir de kaybeden taraf olduğu, yarışseverlerin tepkisinin çekilmemesi gerektiği açıktır !

Dopingli atın koşulardan men edilmesi yarışseverin mağduriyetini önleyen bir ceza değildir !

Dopingli koşan atların mağduriyetini yarışsever de taşımaktadır. TJK dopingli koşan atın ilanını takiben, atın kazandığı fakat geri alınacak ikramiyeyi, ilk, bahsi geçen hipodromda yapılacak, yarış gününde tevziye ilave etmeli ve yarışsevere karşı sorumluluğunu sağlamalıdır !

Eğer bir jokey bir ata deklare kilosundan fazla bir ağırlıkla biniyorsa bu durumun mağduriyeti yarışsevere yıkılamaz, atın daha fazla kiloyla avantaj sağladığı iddia edilemez !

İlgili, deklaresinden 2 kilonun da üzerinde at binen jokey ceza almalı, yarışta derece değişikliği yapılmamalıdır !

Jokeylerin bir günlük raporlarla at binmemeleri, belli saat kıstaslarına tabi tutulmalı, yarış saati başlarken jokey belirsizlikleri olmamalıdır !

Protestoların incelenmesi konusunda radikal yenilikler getirilmelidir !

Protesto inceleme işlemler, teknolojinin de yardımıyla tek merkezde toplanmalıdır !

Yarış neticesi değiştirilmesinde atın x atı geçip geçemeyeceği üzerine 'güç' odaklı tartışmalardan vazgeçilmelidir !

Kural kimin kime gücünün yeteceği değil, yarış nizamları çerçevesinde yarışın bitirilmesini emreder. O gün için iyi olan ata, performansı düşük olana faul yapma hakkı verilmemelidir !

Yarış programlarında hangi koşunun, hangi sırada yer alacağı konusu şeffaf olmalıdır !

Az at koştuğu gerekçesiyle, şartlı, handikap yarışların olduğu bir yarış gününde kısa vade yarışı altılı ganyan haricinde tutmak yanlıştır !

Jokeyleri at sahibi olduğu gerçektir. Bu durum inkar edilerek değil, çeşitli çözüm arayışları ile yarışseverin mağduriyetinin önüne geçilmesi şeklinde ilerlemelidir !











17 Şubat 2010

Akıntıya Karşı Kürek Çekiliyor



Son zamanlarda Komiserler Kurulları'nın aldığı kararlar gündemden hiş düşmüyordu. Her hipodromda birbirinden farklı kararlar çıkıyor, her yarış için farklı uygulamalar oluyordu. Bu tartışmalı kararların iyice arttığı bir dönemde, ilki geçen sene yapılan komiserlere yönelik seminerler verildi.

15 Şubat'ta Şanlıurfa'da başlayan ve 8 hipodromda görevli tüm komiserlerin katıldığı seminerler ziniri 3 gün sürdü. Amacı, kararlarda bir standart yakalatma olan bu eğitim nitelikli programda tartışmalı koşular da gösterilmiş.

Her yarışseverin başından geçmiş bir protesto hikayesi muhakkak vardır. Çoğu yarışsever Komiserler Kurulu'na olumsuz bakar. Birime değil ama yaptıklarına. Bunun sebebi genellikle kararlarda bir standart olmaması ve kendilerine göre yanlış sonuçlar çıkmasıdır. Bu yönde tüm komiserleri toplayarak ortak bir akıl yaratma çabası kabul edilebilirdir. Ancak bu şekilde bir yorum birliği sağlanacaktır. Ama ne kadar? Bence bu seminerlerin etkisi en fazla 1 ay sürecek, sonra herkes yine kendi bildiğini okumaya başlayacak. At yarışlarıyla, önceden bir ilgisi olmayan insanların yorum yaparak kararlara vardığını göz önünde bulundurursak, aynı yarışın iki kere oynatılmasında bile 2 farklı karar çıkabileceğini düşünmek yanlış olmaz.

Eğer standart istiyorsak bütün kararlar tek bir organdan çıkmalıdır. Ben kararlarda standartın tek yolunun komiserler kurulun tekelleşmesinden geçtiğini düşünüyorum. Yanlış bir anlaşılma olmaması için bunu 'tek'elleşme olarak da dillendirebiliriz. Nedir bunun yolu peki? Yarışları inceleyecek kurul her hipodromda değil, tek bir merkezde olacak. Sonuçta komiserler kurulu canlı izleyerek yarış üzerinde karar almıyor. Bunun için ise aklımda uzun süredir olan bir fikir var. Kimilerine ütopya olarak bu fikir üzerinde biraz daha çalışmam gerekiyor. Daha sonra zaten yazacağım.

Ne kadar seminer yapılırsa yapılsın, tüm hipodromlar için geçerli olacak uzun soluklu bir standartizasyon söz konusu değildir. Çünkü bu eğitimle ya da başka bir şeyle olmaz. Yorumla verilen kararlar 8 ayrı kurul için ortak bir paydada toplanmaz. Zaten bunun olmadığını yakında görmeye başlayacağız. Kısa süre sonra yine komiserlerin verdiği kararlar, birbirini tutmayan uygulamalar gündeme gelecek.

Umarım benim beklentimin aksine, kurullar daha sağlıklı işler, kararlar birbirine daha yakın olur. Umarım bu konuda yanılırım.

9 Şubat 2010

İzmir'de Neler Oluyor!

2 gündür yazacağım, bir türlü fırsat olmadı. Pazar günü koşulan İzmir koşuları diyince zaten herkes anlayacaktır hangi konuya değineceğimi. İzmir komiserleri çok enteresan bir karara imza attılar. Hem de uzun süre konuşalacak bir hataya.

Yukarıda da söylediğimiz gibi günlerden pazar. İzmir'de önceki günden beri yağan sağanak yağış var. Pist çamur. Yarışlar Elazığvari bir şekilde koşuluyor. Önde bir grup, arkada bir grup, etliye sütlüye dokunmayan bir başka grup. Farklar boyla değil saniyeyle ölçülüyor.

Saatler 4'ü gösterdiğinde atlar starta girmeye devam ediyorlar. Sırada 2. koşu vardır. Ve yarış başlar. En dış kulvardan start alan Irdır içe doğru gele gele, koşunun liderliğini alır. Jokeyinin sürekli teşvikiyle yarışa tempo vermeye devam eder. Son viraj Ildır'ın 4-5 boy liderliğinde dönülür. 400 geçildikten sonra ileride bir su birinkitisi göze çarpar. Safkan buradan korkarak, biraz da jokeynini yardımıyla, dışarıya doğru açılır. Ildır dış kuluvardayken biraz içerden, pistin ortası olarak nitelendirebileceğimiz bölgeden Karakaya ve Bozdemir ikilisi gelmektedir. Ildır'ın jokeyi M.Gönültaş sağ tarafından, Karakaya ve Bozdemiri'in üzerine doğru 3-4 tane kamçı vurarak Önce Karakaya'nın önüne geçer daha sonra Bozdemir'i dağıtır. Hemen ardından, 200 geçilirken dışa doğru açılarak Karakaya'yı bozar sonra yine gelip Bozdemir'e yapışır. Ve jokeyi sağ elinden kamçıyı hiç düşürmez, kullanmaktan çekinmez, sola almaya denemez. 3 at taraklama photoyu geçerler yarışın sıralaması Ildır, Bozdemir, Karakaya şeklinde olur. Kuşku yoktur, koşuya protesto çekilecektir. Buraya kadar aslında anormal olan hiç bir durum yok. Ama bu noktadan sonra tarihe geçecek karara adım adım gidilecektir.

Protesto çekilmesi ya da ekrana yansıması nedense 5 dakikadan fazla sürdü. Daha sonra sarı yazı ekranda görüldü. Herkes ekrana kitlendi. Ancak ortak bir kanı vardı zaten. Yarış değişecekti. Kuponlarında Ildır'u bulunduran yarışseverler dahi, 10 lira ganyalık atı bulmalarına rağmen yarışın değişeceğini tahmin etmekte ve bu nedenle üzülmekteydi. Bir müddet süre geçer. Sonuç bir türlü çıkmamaktadır. Bir sonraki yarış için atlar padoktadır. Karar çıkmaz. Atlar piste çıkmaşlardır. Karar hala yoktur. Atlar starting-box gerisinde toplanmışlardır artık. Hala karar yok. Yarış saati çoktan geçmiştir, atlar starta girmek için protesto sonucunu beklemektedir. Ve uzun bir süre sonra karar nihayet açıklanır. Herkes büyük bir şok yaşar. Protesto reddedilmiştir. Kimse inanamaz, böyle bir kararın çıkma ihtimali düşünülmemiştir bile. Komiserler Kurulu kararını vermiştir. Yarışta sıralamayı etkileyen bir durum yoktur. İşte bu karara imza atan Komiser Kurulu'nun raporu;


Ey İzmir Komiserleri,

1. "Ildır içeri yatarken Karakaya'yla arasında fark varmış, Bozdemir'in de önünü kapatmamış." Ildır Karakaya'nın önüne geçiyor. Sprinte kalkan bir attan bahsediyoruz. Atlar da canlı. Karakaya'nın önüne geçen Ildır'dan etkilenmesi için arada hiç mesafe olmaması mı lazım ? Kuyruk kuyruğa olmazlarsa kulvarını kapatmış olmuyor mu ? Bozdemir'in önüne geçmemiş. Tabiki geçemez nasıl geçsin ? Aralarında boy fark mı var ? Bir atın önüne geçebilmek için onun önünde olmak gerekir, 1 boyluk fark gerekir. Bu fark olmadığı için önüne geçemeiştir evet, ama Bozdemir'i dağıtmıştır 2 metre içeri sokmuştur. Komsilerimize göre faul olması için sadece önüne geçmesi gerekmetedir anlaşılan.

2. "İlerleyen mesafelerde Ildır tekrar dışarı "çok az" açılıp Bozdemir atın önünü kapatmamıştır." Sadece ön kapatmaya baktığımız için Karakaya'nın darbeyle dışarı savrulması önemsizdir.

3. "Ildır'ın jokeyi elinden geleni yapmasına rağmen atı kontrol edemediğinden yaptığı kulvar değişiklikleri sıralamayı etkilememiştir." Buradan da anlaşılabileceği gibi önemli olan atın gezinmesi, faul yapması değil, jokeyinin gerekli çabayı göstermesi. Jokeyimiz iyi niyetli olursa, içindeki atı bariyere de soksa, düşürse de problem yok gibi.

4. "M. Gönültaş 7 gün ceza almıştır." Her türlü gayteri sergilese de ceza almaktan kurtulamamıştır. Ancak merak ettiğim şey, usulsüz kulvar değişikliği yaptığı belirlenen jokeye ceza verirken, yarışın nasıl değişmediğidir.


Skandal yarışı buradan izleyebilrsiniz, siz de farklı düşünmeyeceksiniz.

İşin bir başka acı boyutu da kararın oy çokluğuyla değil, oy birliğiyle alınmış olmasıdır. Bu demek oluyor ki hiç kimse protestonun kabulu yönünde el kaldırmamıştır. Herkes yarışın değişmeyeceği konusunda hem fikirdir.

Son Düzlük programında Hakan Cantınaz komiserlerin altılı ganyandan anlamadığı, oynamadıkları hep söyler. Gerçekten bu durum böyledir. Ancak ben bunu biraz daha genişleteyim. Evet altılı ganyan oynamıyorlar ama, at yarışlarından da anlamıyorlar. Böylesine büyük skandal bir karara imza atan, istikrarsız bir kurulun işini yapamayacağı izlenimi giderek güçlenmiştir. Yarışseverler bu tür hatalarla, artık bıkma noktasına gelmişlerdir.

Beşiktaş taraftarının, Yıldırım Demirören için "yeter Yıldırım Demirören" diye bağırması son derece moda olmuştu. Biz de İzmir Komiserler Kurulu'na "Yeter!" diyoruz.

Yazık.
Related Posts with Thumbnails