Grand Ekinoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Grand Ekinoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2012

Dubai Yarış Festivali 2012 | Sadece Seyirciyiz

 
 
Dünya'nın en önemli yarış organizasyonlarından biri olan Dubai Yarış Festivali Meydan Hipodromu'nda hız kesmeksizin devam ediyor. 'Racing at Meydan' (Meydan'da Yarış) adıyla 10 Kasım 2011 tarihinde startı verilen organizasyon 5 Ocak 2012'de yapılan yarışlarla beraber 'Dubai Yarış Festivali'ne dönüştü.

Dubai'de gerçekleştirilen aslına bakılırsa sadece yarış değildir. Tam bir şov ve gösteri çılgınlığı içinde yürür işler. Festival kısmı da oradan geliyor olsa gerek. Bazı kesimler için atçılığın tepe noktası, boy ölçüşme arenası olarak görülen Dubai Yarış Festivali 31 Mart'ta Dubai World Cup ile sona erecek. Türk atçılığı ise bu sene 'gözlemci' statüsünde katılımcı olacak. Zira yarışlara katılacak atımız maalesef yok.Bu sene ülkemizde aşina olduğumuz bir atımızı Dubai'de izleyemeyecek olmak oldukça kötü. Bu durum sadece şanssızlıklarla açıklanamaz. Grand Ekinoks'la başlayan Türk atçılığının Dubai serüveni 2012 yılını boş geçiyor.

8 Ekim 2011

Foaller %75'e Koşsun'un Açmazları


Türk atçılığının kanayan yarası nedir? Safkan İngilizlerimizin son yıllarda Enternasyonellerde uğradıkları hüsrana ne yol açmaktadır? Atlarımız neden başarısız oluyor? Bu sorular bir haberle tekrar canlandı. 2012 yılı için foallerin (yurt dışında doğup ülkemize gelen) safkanların, koşu ikramiyelerinin %75'ine koşmasına devam edilmesi kararı alınmış. Bu bilgiyi lideform.com.tr'de Murat Akyer'in 4 Ekim 2011 tarihli yazısından öğreniyoruz. Murat Akyer de bu uygulamanın doğruluğuna işaret eden bir yazı yazmış. Biz de %75'in çıkmazlarına değinip, şimdi foallerin ikramiyenin %100'üne koşmaları gerektiğini savunacağız.

Olayın iki boyutu var. Birincisi TJK, yani yetiştiricilikte kendi aygırlarının kullanılmasın arzu eden yarı-tekel olarak nitelendirebileceğimiz bir oluşum. İkinci boyutu ise özel haralar ve yetiştiriciler.

Murat Akyer'in yazısında değinmiş olduğu temel nokta foallerin ikramiyenin tamamına koşması durumunda Türk atçılığının 2023 hedefini sarsacağıdır. Burada çeşitli sorular sorulmalıdır. Hedef neden 2023? Neden 11 yıllık bir süreçte beklemeliyiz? 2023 Türk atları(?) Avrupa'da ve dünyada ilk sıralara çıkmazsa foallerin %100'e koşması desteklenecek mi?

Bir diğer muğlak nokta %75 uygulaması kalkınca TJK'nın aygırlarına kimsenin rağbet etmeyeceğidir, bu şekilde savunuluyor. Ancak sistemin kendisinin yanlış olması ihtimali üzerinde durulmuyor. TJK'nın yetiştiricilikte, yerli yetiştiricileri kendisine mahkum etmesi ne denli etiktir? TJK'nın asıl amacı foalleri %75'e koşturup kendi aygırlarına para kazandırmak mıdır, yoksa Türk atçılığını iler taşımak mıdır?


Ülkemizdeki yetiştiricileri korumak adına,atçılığımızın yerinde saymasına göz yummak ne kadar doğru, bilemiyorum. Sistemin başarısız olduğu aşikar. Eğer ki amacımız yurt dışındaki atlarla rekabet edebilecek seviyeye gelmekse, bunu ne mevcut aygırlarımız, ne mevcut kısraklarımız, ne mevcut sistem gerçekleştirir. Ama eğer ki amacımız yetiştiricileri, yerli atçıları korumaksa o zaman foallere daha da sınır getirelim %50'ye koşsunlar, yabancı kısrakların ülkemizde doğan tayları da %75'e koşsun. Uç örnek.

Bununla birlikte atçıların daha çok para kazanmasını nasıl sağlarızda değil, Türk atçıları nasıl daha iyi atlar koşar düşüncesindeyim ben. İşler aynen devam ederse bir Grand Ekinoks, bir Sabırlı, bir Pan River çıksın diye senelerce bekleriz kendi dünyamızda, o at yıllar sonra çıktığında yurt dışında bir yarış kazandığında atçılığımız süper, çok iyiyiz, asarız, keseriz, biz bu işi biliyoruz diye kendimizi kandırırız yine. Enternasyoneller'de handikap puanları, bizim atlarımızın şişme handikap puanlarından aşağıda olan atların yanında tabela yapamadığımızda da 2 gün yas tutarız. Nasıl olsa geri kalan 363 gün bizlerin.


Akıllara yine bazı sorular gelecektir. Onlara da ışık tutalım. Atçılıkta miliyet var mı? Foallerin yetiştiriciliğimize katkısı olacak mı? Foallerimiz yurt dışında başarılı olsa sevinir miyiz?

Atçılıkta kimlik, milliyet gibi kavramların olduğunu kabul etmiyorum. Eğer ki 'Türk' atlar istiyoruz o zaman Strike The Gold'dan, Lion Heart'ta Okawango'dan yetiştirdiğimiz atları Türk olarak tanımlayamayız, babaları Türk değil sonuçta. Zira öyle bir şans da yok, hiç bir ülke için.

Foalleri sadece ülkemizde koşacak olan atlar olarak düşünmeyelim. Devamında baba ve anne olarak Türk atçılığına katkı sağlamaya devam edecekler. Yanında 'usa' yazabilir ama yavrusunda o ibare yazmayacak. Eğer ki Türk yetiştirmelerine gerçekten önem veriliyorsa 2. jenerasyonda zaten bu foaller üzerinden Türk atları yetiştiriyor olacaklar. Zaten kısa vadeli düşünüldüğü için sorun oluyor. Yetiştiriciler de uzun vadede daha iyi atlar yetiştirip, daha iyi paralar kazanabilecekler, temel kıstasları para ise.

Diğer bir konu yurt dışındaki atlarla rekabete girildiğinde hangi duygulara bürüneceğimizle ilgilidir. Aslında çok da karmaşık değil. Ribella, atıyorum, koşsa Musir'i geçse sevinmeyecek miydik? Mary Ellenlar, Akındayımlar, Ribellalar yabancı atları geçtiğinde, Win River Winler, Dinyeper'ler Dubai'ye gittiğinde Türk atları demiyor muyduk onlara? Enternasyonellerde kazandıklarında, Türk atları kazandı demiyor muyduk? Önemli olan atın, hangi ülke adına koştuğudur.

Foallerin getirilmesi geçici değil, kalıcı bir çözümdür. Aslına bakılırsa bu bir çözüm de değil, olması gerekendir. Yarışçılığımızın ileri gitmesi için bu müdahale yapılmalıdır!

1 Şubat 2010

Grand Ekinoks'un Programı Üzerine




Yayın günü de duyurmuştuk. Cnn Türk'teki Her Yerde 1 Haber Var programının bu haftaki konuğu Grand Ekinoks'tu. Tam anlamıyla dört dörtlük, Şampiyon'a yakışır bir programdı.


Program gerçekten çok güzel hazırlanmıştı. Öncelikle Ekinci'nin Riva'daki arazisine gidiliyor. Orada Grand Ekinoks sohbeti başlıyor. Grand Ekinoks'un çoğu yarışsever tarafından bilinen hikayesi ilgi çekici bir şekilde işleniyor. Grand Ekinoks'un alınma ihtimali olan 4 at içerisinden nasıl seçildiği ve ata gelen tepkileri anlatıyor Ekinci. Grand Ekinoks'un özgürce koşturmasını izliyoruz. Benim açıkçası hiç hatırlamadığım Grand Ekinoks'un ilk koşusuna götürüyor bizi program. Tam umutlar kesilmeye başlarken attığı sprintin eküriye nasıl ümit verdiğini dinliyoruz. Ve tabi sonrasında hem Türkiye'deki hem de Dubai'deki başarılarından bahsediliyor.


Programı izlemeye devam ederken bir süprizle karşılaşıyoruz. İmparator Süleyman Akdı çıkıyor karşımıza. Safkanın ne denli özel bir at olduğunu anlatarak, kambur olmasına rağmen bu kadar başarılı olan bir at tanımadığını söylüyor. Grand Ekinoks'un yavruları için de yorum yapıyor büyük jokey ve yavrularından çok ümitli olduğunu belirtiyor.


Benim en çok ilgimi çeken ise Grand Ekinoks'un bakıcısıyla yapılan röportajdı. At için ne kadar çok emek harcadığını, ahıra sokmak için bile saatlerce nasıl taklalar attığını anlatırken bile gözünden mutluluğu okunuyordu. Sanki oğlundan bahsediyordu. İşte gerçek at sevgisi budur. Gerçekten ikilinin bu iletişimi inanılmaz hoşuma gitti.


Program genel olarak çok başarılıydı. Ancak bir noktası ile de önem taşıyordu. Program öyle güzelce hazırlanmıştı ki, sadece yarışseverler ya da at yarışı oynayanlara yönelik değildi. Her yaştan, herkese hitap eden çok güzel bir içeriği vardı ve anlatılanlar da herkese anlatılabilecek açıklıkta dile getiriliyordu.


At yarışlarının imajının düzelmesi gerekliliğinden bahsedilir hep. İşte bu ve bunun gibi programlar at yarışlarına bakış açışı değişecektir. Cnn Türk'ü ve programın yapımcısı olan Güven İslamoğlu'na sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım programı izlemişsinizdir. Bu tür programlara ekranlarda daha sık rastlamak dileğiyle.

30 Ocak 2010

Şampiyon Grand Ekinoks Televizyonda





Bugün Son Düzlük'ü izlerken Hakan Cantınaz sayesinde haberdar olduk. Hastalığımdan dolayı tüm gün televizyon karşısında olmama rağmen CNN Türk'ün reklamlarında hiç karşılaşmamıştım.

Bunları söyledikten sonra konunun ne olduğunu açıklama zamanımız geldi herhalde. Bir çoğunuz biliyorsunuzdur, CNN Türk'te "Her Yerde Bir Haber Var" adlı bir program var. Pek çok farklı konu bir nevi belgesel tadında işleniyor. İşte bu güzel programda bu hafta bizler için mutluluk verici bir konu var; Grand Ekinoks. Pek çok kez sahibinin kendi ağzından da dinlediğim Grand Ekinoks'un sıradışı hikayesi bu akşam saat 8'de ekranlarda olacak.

Bu güzel program için şimdiden tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. At yarışlarında, sadece yarışların olmadığını gösteren, yarışsever olmayan insanların da ilgisini çekebilecek bu programı kaçırmamanızı öneririm.

İyi seyirler.

26 Ocak 2010

Dubai'de bir Türk: Pan River




Ülkemizin son yıllarda yetiştirdiği kalite safkanlardan olan 2008 Gazi Şampiyonu Pan River, çıta yükseltiyor. Dubai Yarış Festivali'ne katılacak olan Şampiyon dün Dubai'ye uçtu.

Nevzat Seyok'un sahibi olduğu Red Bishop-Wanganui River orjinli Pan River ülkemizde şimdiye kadar 24 yarış koştu, 9 birincilik, 9 ikincilik, 2 üçüncülük, 4 dördüncülük elde ederek bir kez tabela dışı kaldı. Bu birincilikler arasında Gazi dışında, Büyük Taaruz, Çaldıran, İsmet İnönü Koşuları gibi önemli başarıları bulunuyor.

28 Ocak'ta başlayıp 27 Mart'ta son bulacak Yarış Festivali'nde Pan River'ın ilk olarak 11 Şubat Salı 175.000$ ödüllü 2400m yarışta koşması bekleniyor. Jokeyi ise muhtemelen, Dubai'de bulunan Selim kaya olacak. Selim Kaya Pan River işbirliğinin şimdiye kadar hiç yaşanmadığını görüyoruz. Kazandığı yarışların 5'inde S.Boyraz, 3'ünde N.Şen, 1'inde de Karataş imzası bulunuyor. Pan River'ın 24 yarışında da bu 3 jokey dışında bir tercihte bulunulmadı.

2003'ten beri at gönderdiğimiz Dubai Yarış Festivali'nde 2009'a kadar hiç fire verilmemişti. Bu tarihe kadar Grand Ekinoks, Dinyeper, Dinyeper, Win River Win, Kaneko, Ribella, Sabırlı, Fairson ve Topor katılmıştı. Özellikle Win River Win, Sabırlı ve Ribella bir çok önemli başarıya imza atmış, yarışlar kazanmışlardı. Ancak geçen sene, 2009'da Dubai'de temsilcimiz olmamıştı. Bu sene ise Pan River gidiyor. Ayrıca Pan River, yeni yapılan Meydan Hipodromu'nda start alacak ilk Türk safkan olacak.


Pan River'ın Dubai'de başarılı olmasını, kendisinden önce Dubai'ye giden, çıtayı ve beklentileri üst düzeye çeken büyükleri kadar başarılı olmasını diliyoruz. Tüm Türkiye'nin duaları Pan River'la olacak. Ancak Pan River'ın neler yapıp yapamayacağı konusunda açıkçası bir şey söylemek çok zor. Enternasyonel Yarışlar'da ülkemize gelen yabancı atlara direnebilen tek İngilizdi, Pan River. O yarışını göz önüne getirdiğimizde neden olmasın diyebiliyoruz. Ama çok bilinmeyenli denklem gibi. Sonuçta bambaşka bir ülke bambaşka bir pist bambaşka atlar olacak. Oraya uyum sağlaması, formunun iyi olması gibi bir çok şartın yerine gelmesi lazım. Bu açıdan da Pan River'ın koşacağı yaış son derece önemli olacak. İlerisi için bir çok ip ucu verecektir. Sabırsızlanmaya başladık ve 11 Şubat'ı iple çekiyoruz. Umarım TAY TV ve TJK TV çok güzel programlarla Pan River'ı bizlere izlettirir.


Bol şanslar Pan River.


11 Ağustos 2009

Champs To Champs, O Bir Efsane


23 Nisan Türkiye için çok önemli, çok özel, çok anlamlı bir gündür. 2002'nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın tam iki gün sonrasında ise Türk Yarışçılık Tarihi için önemli bir gün olark tarihe geçer. Yarış hayatında bir çok zafere, bir çok kupaya imza atan CHAMPS TO CHAMPS 25 Nisan'da dünyaya geliyordu.

Simsiyah görünüşü ile fırtına estirdi pistlerde. 2 yıl 3 ay süren yarış hayatına 17 yarış sığdırmayı bildi. Mountain Cat-Tanamanda orjinli bu güzide safkan 1. yarışı maiden olmak üzere 6 tane G1, 4 tane G2, 3 tane G3, 3 KV yarış koştu. 6 G1 yarışında 4 birincilik, 1 ikincilik elde etti. 4 G2 yarışında 2 birincilik, 2 ikincilik aldı. 3 tane G3 koşusunun 2'sini kazandı. Toplamda 17 yarışında 10 birincilik, 5 ikincilik elde eden safkan iki yarışından 8.likle ayrıldı. 8.liklerinden birincisi Ankara'da koşup 2. olduğu yarışın değişmesi sonucu, ikincisi ise Gazi Koşusu'nda olmuştur. Bu iki yarış dışında şampiyon Champs To Champs 15 yarışta ilk 2'den düşmemiştir.

Çok başarılı bir jenerasyonun parçası olmasına rağmen, yaşıtları arasına kendini çok belli etmiştir Champs To Champs. Şimdi kazandığı yarışlara ve kimleri geçtiğine bir göz atalım.

Yarış hayatına 1200 kumda başlayan safkan ekürisi Cav'ın yaklaşık 3 buçuk saniye önünde birinciliğe uzanır. Kumda gelen bu başarı ilerdeki çim yarışlarının bir habercisiydi belki de.

2. yarışıyla beraber çim piste merhaba diyen safkan KV yarışını kazanır ve "ben geliyorum" mesajını rakiplerine verir. Bir sonraki yarış yine bir KV'dir ve geçen yarışında geçtiği Yiğitefe'ye avlanır ve ilk mağlubiyetini almış olur.

Champs To Champs için 4. adım Enternasyonel Kraliçe II. Elizabeth Koşusu olur. Bu yarışta çok güçlü bir rakip vardır karşısında, Red Cat. Champs To Champs ilk Grup koşusunda güzel bir yarış koşar ve birinciliğe uzanır. Champs To Champs gümbür gümbür gelmeye başlamıştır. Sonraki yarışı G1 Çaldıran'dır. 1600m bu yarışta Yiğitefe'yi ve Red Cat'i bir daha mağlup eder. 1. Grup1 yarışında 1. olur. 2 yarışta da geride bıraktığı, 2 kez 2. olan safkan, Red Cat'tir. Kemal Kurt'un atı olan Red Cat için sahibi, bugün bile; "Red Cat benim sahip olduğum en iyi attı" der.

7. yarışında Montreal'in arasında ikinci olan safkan ilk kez, 8. yarışında tabela dışı kalır ve 8. olur. Ardından Gazi'de koşan safkan Popular Demand'ın kazandığı 2005 Gazi Koşusu'nda da şanssız bir 8.lik alır. Ancak daha sonraki yarışlarında Popular Demand'tan rövanşı alacaktır.

İstanbul'daki ilk yarışı olan Gazi'den sonra Ankara'ya dönen Şampiyon, koştuğu G2 M.A.Ersoy Koşusu'nda King Bishop'a avlanır.

2 aylık bir toparlanma dönemi geçiren Champs To Champs'in pistlere dönüşü muhteşem olur. G3 koşuda başta King Bishop olmak üzere Keremkoç, Runner Boy, Alsancaklı gibi atları geçer.

Hemen ardından 2800m G1 Ankara Koşusu'na çıkan safkan, Popular Demand'ın müthiş bir sprint attığı yarışta burun ucuyla aynayı önde geçer ve Gazi'nin rövanşını almış olur. Ayrıca kendisine şüpheyle bakanlara da cevap veriş olur ve tüm soru işaretlerini kafalardan siler.

Aynı ayın sonunda ise bir başka zorlu mücadele vardır, G1 Cumhurbaşkanlığı. Kimler yok ki; Grand Ekinoks, Ultramar, Hücum, Laline, Eylül Fırtınası, Wolf's Son, Keremkoç, Altın Ordu, Lalla Mina. Şampiyon safkan Champs To Champs bir zafere daha imza atar ve 3 yaşındayken bu kupayı kazanır.

Sonraki durak G2 Fevzi Çakmak Koşusu'dur. Yaklaşık 8 ay aradan sonra koşan Şampiyon, önde girdiği photo'dan aksiyon farkıyla, burun ucu farkla 2. olarak çıkar. Nefes açığını kapatan Champs To Champs'in geçildiği at Runner Boy'dur.

Sıradaki yarışı ise G1 Başbakanlık'tır. Bu müthiş yarışta Champs To Champs'le beraber 5 at daha vardır; Populer Demand, Kaneko, Hücum, Mahalle Çocuğu ve Bors. 30 Temmuz 2006'da koşulan bu önemli yarışı Populer Demand'ın yarım boy önünde Champs To Champs kazanır ve Gazi'den sonra 2. defa karşılaştığı Populer Demand'ı 2. kez geçer.

Bir buçuk ay sonra daha zorlu bir mücadele vardır, Enternasyonel Boğaziçi Koşusu. Champs To Champs alışmıştır kazanmaya, bu yarışta da inanılmaz bir koşu çıkarıp birinciliğe uzanır. Geride bıraktığı rakipleri ise sırayla Win River Win, Scarface, Hızel Beyi, Annosh, Rhodesian Winer, Song Writer, Hücum ve Ilgazhan'dır. Win River Win gibi Dubai'de dahi yarış kazanmış kum-çim ayırt etmeden koşan inanılmaz bir atı, 2006 Gazi Şampiyonu Hızel Beyi'ni ve burunla Gazi 2.si kalmış Annosh'u geçerek inanılmaz bir başarıya daha imza atar.

8 Ekim'e gelindiğinde ise bu müthiş başarı hikayesinin son satırları yazılmak üzeredir. G1 TJK Koşusu'nda Champs To Champs, Hücum, Hızel Beyi, Win River Win, Kaneko ve Moon Khan koşar. Son derece mücadeleli, son derece seyir açısından zevkli geçer yarış ve Hücum yarışı kazanır. Birincinin 1 salise gerisinde burun ucu farkla 2. kalır Champs To Champs. Win River Win ve Kaneko sırayla tabelayı tamamlar. Yarış seyir bakımından zevkli geçmiştir, aynaya kadar muazzam bir yarış olmuştur aynı zamanda yarış çok da çetin ve sert geçmiştir. Gazi Şampiyonu Hızel Beyi yarışı tamamlayamamıştır bile, sahada kalmıştır ve bir daha pistlere dönememiştir. Kaneko bu yarıştan sonra 2 yarış koşmuştur ancak toparlanamamıştır ve yarış hayatına nokta koymuştur. Champs To Champs'in de son yarışı olmuştur bu koşu. Bir çok harp gören safkan, bu yarıştan sonra yarış hayatını noktalamak zornda kalmıştır ve 4 yaşında pistlere veda etmiştir. Murat Cavcan'ın sahibi olduğu bu inanılmaz safkanın erken biter yarış hayatı. Ancak 2 yıla o kadar çok başarı sığdırmıştır, Şampiyon olduğunu kanıtlamıştır. Bu başrılı yarışlarının arasına G3 kum birinciliği bile eklemiştir. Adından yıllar sonra dahi bahsettirecek yarışlar koşmuştur ve adını Türk Atçılığı'na altın harflerle kazımıştır. Umarım aygır olarak kullanılır ve bir çok başarılı yavru verir. Champs To Champs'i hiçbir zaman unutmayacağız...


Champs To Champs ve İlginç Rakamları
Champs To Champs istatistikleriyle, rakamsal olarak da bir çok başarıya(!) imza atmıştır. G3'te 3 yarış koşar, G2'de 2 yarış kazanır. 1. Grup1 koşusunda 1. olur. İlk favori olarak katıldığı yarış, hayatının 2. koşusu olan 8. ayın 8'indeki KV-8 yarıştır. İlk 2'den düştüğü 2 yarışta da 8. olan safkanın 8 Grup koşu 1.liği bulunuyor. Ayrıca 8. olduğu ilk yarış, yarış hayatının 8. koşusudur.Yarış hayatının son yarışını da Ekim'in 8'inde koşar.



Related Posts with Thumbnails