Fuat Çakar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fuat Çakar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Haziran 2011
Atı Öpememek : Fuat Çakar
Atı öpmek deyince aklımıza gelen isim doğal olarak Fuat Çakar. Kazandığı her yarışta fotoyu geçerken atının boynuna bir öpücük kondurarak hem onu onure eden hem de birincilik sevincini yaşayan Fuat Çakar, bugün İzmir'de kazandığı Lady Liz yarışında bunu yapamadı. Sonucun foto-finish'e kalması bunda etkili. Fakat bir başka etkili faktör de, bana göre, birincilik özleminin vermiş olduğu stresti.
2011'e fırtına gibi başlaya Fuat Çakar 16 Mayıs'tan beri, neredeyse 1.5 aydır birinciliğe hasretti. Fakat bugün Lady Liz ile bu şanssızlığını kırdı. Bu birincilik hem üzerindeki yükü alacak hem de ona moral verecektir. Çok önemli yarışların olduğu haftasonuna doğru Fuat Çakar'ın tekrar çıkışa geçmesi muhtemel. Fuat Çakar'ı takip etmeyen yanar diyelim.
12 Ekim 2010
Çaldıran Galibi Gökçenil
2 Yaşlı İngilizler'in büyük mücadelesi olan G1 Çaldıran Koşusu 10 Ekim Pazar günü koşuldu. Yarış beklenildiği gibi, çok atın mücadelesi şeklinde geçmedi. Kaçak stile sahip olan ve tıpkı El Kaşgar gibi uzayan her mesafede kendisine kuşkuyla bakılan Gökçenil 1600 metrelik bu yarışı kazanma başarısını gösterirken kalitesini ortaya koydu. İlk 3 sırayı ise Safkan İngiliz Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği Koşusu'nda ilk 3 sırayı yapan Gökçenil, Limited Edition ve Şeker Remziye 3'lüsü yaptı.Yarışın ön plana çıkan atı kuşkusuz Kid Rock'tı. Ankara'da koşmuş ve kazanmış olduğu son yarış gerçekten çok başarılıydı. Bunun etkisiyle yarışın favorisi olarka gösteriliyordu. Çaldıran için de kötü bir koşu çıkardı diyemeyiz ama kendisinden beklenilen performansı göstermedi ve 4.lük ile yetindi.
Şeker Remziye S.İ.A.Y. VE Sah.Der. Koşusu'nu kazanmıştı. Bu nedenle yarışta öne çıkanlar arasındaydı. Bu sefer Gökhan Kocakaya ile start alan Şeker Remziye yine çok başarılı koştu ve önceli yarışlarının tesadüf olmadığını kanıtlarken ilerisi için de iyi sinyaller verdi. Son metrelerde Gökçenil'e zor anlar yaşatan safkan 2.lik elde etti.
Sanırım yarışın en ilgi çeken atı yine Limited Edition oldu. SİAYveSD Koşusu'nda hayatının ikinci yarışına çıkmasına rağmen muazzam bir performans ve sprintle 3. olan safkan Çaldıran'da yine muazzam bir sprint ortaya koydu. Düzlük üzerinde adeta uçan safkan son sıralardan başladığı sprintle yine 3.lüğe uzandı. Henüz maiden olan Limited Edition 3. yarışında üçüncü 3.lüğünü elde etti. Ancak hedeflerinin büyük olabileceğini gösterdi.
Gökçenil ise Çaldıran galibi olarak büyük bir başarıya imza attı. Seri stili nedeniyle yarışseverin pek güvenmediği Şeker Remziye'ye kaybettiği yarışta da adeta arka plana düşen Gökçenil'in 6.10'luk ganyanını başka türlü açıklayamayız. Ancak Gökçenil'in bu yarışta koşan rakiplerinin çoğunu önceki yarışlarında geçtiği bir gerçekti. Yarışın 200 metre daha uzun olması ona olan güveni iyice azaltmış olsa da çok güzel bir yarış çıkardı. Geri kalan performansıyla hak ettiği Çaldıran zaferine ulaşmış oldu.
Radikal Ekselans, Phantom Boy, Amerikalı gibi safkanlar iyi bir performans gösteremedi. Pisti yadırgamış olabilecekleri ihtimalini de göz önünde tutmak lazım. Sadece bu yarış itibariyle güçleri hakkında bir şey söylemek mümken değil. Sonraki yarışlarını bekleyip, bu grup içinde nasıl performans sergileyeceklerini göreceğiz.
Gökçenil'i ve tüm ilgililerini kutluyoruz. Çok önemli bir zafer yaşadılar. Gökçenil'in şu ana kadarki yarışları gerçekten göz alıcı. Allah nazardan saklasın. Böyle iyi koşmaya devam etsin. Bu başarıda büyük pay sahibi Fuat Çakar'ı ise sona bıraktım. Gökçenil'de emeğinin çok fazla olduğuna inanıyorum. Sahipleri de böyle düşünüyor olsa gerek ki Fuat'la devam ediyorlar. Atı o kadar iyi tanıyor, ona göre o kadar iyi koşuyor ki geriye atın gücünü göstermesi kalıyor. En Son Inspector örneğinde de gördüğümüz gibi Fuat'ın tempo yarışları konusunda sayılı jokeylerden biri olduğu çok açık. Üzerindeki durgunluğu zaten atmıştı. Kazandığı grup yarışlarla performansını taçlandırıyor. Tebrikler Gökçenil, tebrikler Fuat Çakar.
Ara Başlıklar:
Fuat Çakar,
Jokeyler,
Koşunun Ardından,
Ön Plana Çıkanlar
28 Eylül 2010
Inspector Halis Karataş ve Tempo Gerçeği

57.si pazar günü gerçekleştirilen TJK Koşusu'nu Inspector kazandı. Bu kez Fuat Çakar ile koşuya katılan Inspector gösterdiği başarılı performansla birinciliğe uzandı. Ancak bu yarışı değerlendirmeyeceğim. Çıkan derece, mesafe ve Inspector'un birinciliği arasındaki bağlantıyı ortaya koyacağım.
Malum, Inspector 2009'daki Başbakanlık zaferinden sonra bir sene suskun kalmıştı. Bu sessizliğini yine bir Başbakanlık zaferiyle bozmuştu. 2009 yılında kazandığı Başbakanlık Koşusu'ndan sonra tam 6 kez İstanbul çiminde 2400'e çıktı. Bunların 5'inde Halis Karataş, birinde Gökhan Kocakaya var.
Analizi yapmadan önce bir şeyi daha belirtelim. Halis Karataş bundan aylar öncesinde Haftaya Bakış programına çıkmıştı. Orada Inspector'le ilgili düşüncelerini de paylaşmıştı. Ve kendisi Inspector'ün kısa sprinte kalan yarışlarda başarısız olduğunu, yavaş giden yarışlarda Inspector'ün varlık gösteremediğini söylemişti. Yani Halis Karataş Inspector için birinciliğe uzanan yolun tempoya girmekten geçtiğini biliyordu.
Ancak bunu dile getirmesi bile başarıyı getiremedi. Karataş Inspector'ün temposunu yarışlarında ayarlamakta zorluk çekti. Bunu nereden anlıyoruz?
Inspector'ün 2400 metredeki yarışlarına bakıyoruz. İstanbul pistinde Gazi Koşusu hariç 13 kere 2400'e çıkmış. Kazandığı yarış sayısı 4. Ve bu noktada çok önemli bir veriyle karşılaşıyoruz. Inspector 2400 yarışlarda 2.27'lik derece içindeki yarışları hiç kaybetmemiş, 2.28 ve üstüne çıkan yarışlarda hiç kazanamamış. Bu da Inspector için 2400 mesafede kazanma şartının 2.27'lik derece olduğu anlamına geliyor. Bir daha tekrarlarsak 2.27'ye inemediği yarışları kazanamamış, indiği hiç bir yarışı kaybetmemiş, 2.28 ve üstünde yaptığı derecelerde ise hiç birinciliği yok.
Biraz karmaşık görülebilir. Ama durum şudur İstanbul'da koştuğu 2400'lük yarışlarda 2.28.00'in altına inerse kazanır, üstünde kalırsa kaybeder. Şimdiye kadarki tablo bunu gösteriyor.
Inspector'un tempoya girmesi gerektiği gerçeği bilinmesine rağmen bu yapılamadı. Fuat Çakar ile koştuğu ilk yarışı da kazanarak mesajı verdi. Bence Inspector kaybettiği yarışlarda formsuz değildi. Ancak Halis Karataş ve Inspector tempo konusunda uyum sağlayamadılar. Bu apaçık ortada.
Karataş'ın kazandığı son Inspector yarışı 2000 metrelik Başbakanlık Koşusu'nda da birinciliği Azaraks ve Invincible Son'ın yaptığı anormal tempo ve yarışın hızlanması getirmişti.
Resme tıklayarak büyütebilirsiniz.Yukarıda 2 tane trakus özeti var. Biri Fuat'la kazanılan TJK Koşusu, diğeri Halis'le koşulan, Inspector'ün normal pistte çıktığı son yarış olan, Celal Bayar Koşusu.
İlk 400'ünde tempolar arasında 1.5 saniyeye yakın fark var. Bu derece yarış ilerledikçe 2 saniyenin üstüne çıkıyor. Ve bitiriş derecesi farkı tamı tamına 4 saniye*(nin de üzerinde).
Inspector için geçerli olan tempo gerçeğini Karataş ile uygulanamadığını görüyoruz. Yarışı hızlandıran olmadığı koşularda Inspector Halis Karataş ile tempoya girememiştir. Fuat Çakar yarışındaki tempoları teker teker incelediğimizde de bu sonuca rahatlıkla varabiliriz.
Bundan sonraki yarışlarında, koşarsa 2400'lük yarışlarında, Inspector'ün bu derecelere göre nasıl sonuçlar elde ettiğini görme fırsatı bulacağız. Bakalım 2.28.00 eşiği doğruluğunu korumaya devam edecek mi.
*Fark, TJK.org'daki resmileşmiş derece ile belirlenmiştir. Celal Bayar derecesi 2.31.38, TJK Koşusu derecesi 2.27.18'dir. Trakus dereceleri ile resmileşen dereceler farklılık göstermektedir. Bunun nedeni trakus sistemindeki makinanın atların eyer kısmına konulmasıdır.
Ara Başlıklar:
Fuat Çakar,
Halis Karataş,
İnceleme,
Jokeyler,
Yarış Tempoları
20 Eylül 2010
Artık Moda Temposuz Yarış

Bu blog at yarışı ile ilgileniyor. Uzun zamandır hep söylendiğim bir konu vardı. Bazı yarışlardaki kağnı tempoları. Ama bunu hiç burada dile getirmediğimi farkettim. İlk defa şu şikayetçi olduğum tempolarla ilgili yazacağım.
Pazar günü koşulan Safkan Arap Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği Koşusu'nu Fuat Çakar idaresinde yarışa katılan Eryaman kazandı. Eryaman rakiplerini geride bırakırken, yarış hayatındaki ilk grup birinciliği elde etmiş oldu.
Yarışın öne çıkan atı Sarraf 2. oldu. Yaklaşık 3 ay önce Ankara'da Vali Kupası'nda Cangıl ile girdiği inanılmaz mücadeleden birincilik ile ayrıldıktan sonra Sarraf'ta bir düşüş yaşandı. İki atı da kötü etkileyen o yarıştan beri Sarraf yarış kazanamamıştı. Belki Eryaman'ın arkasına elde ettiği ikincilik onun için bir kıpırdama olarak görülebilir. Ağır tempoda yarışa tutunabilen sadece Sarraf oldu.
Eryaman'ın birinciliğinde en büyük faktörün ortaya koyulan tempo olduğu apaçık ortada. Aslında ağır tempo demek yanlış olacaktır. Bahsedilebilecek bir tempo bile yok çünkü. Yarış başlıyor. Eryaman öyle bir tempo koyuyor ki arkadaki jokeyler atların bile tahamülünü zorlayacak şekilde çekmeye çalışıyor. Bir ara Tozan kafasını 90 derece sola çevirmek zorunda kaldı. Arkadaki tüm atlar kantarmada boğuluyor. Eryaman ise düzlük yarışı için önemli avantaj sahibiyken kendisini hiç bozmuyor.
Yarış böyle gittiğinde mesafe 3000 de olsa 4000'de olsa bir şey farketmiyor. Tempoyu kurması onun için bir handikap olmuyor, aksine arkadaki atlar kantarmada efor harcıyor. Yarış son 400-500 metredeki kısa sprinte kalıyor. Öndekilerin de biraz gücü varsa zaten yarışı bitiriyor. Bu durum bu sene bir kaç kez değil defalarca tekrarlandı. Jokeyler de risk alıp yürümek yerine arkada kasılıp olduğu kadarıyla yarışı bitiriyorlar.
Yarışta birincinin Eryaman, 3.nün Sayınbey olması, Besleney, Tozan, Hünerkız gibi atların varlık gösterememesi yarışın kağnı temposu dışında bir şeyden değil.
Bazen bu tempoları yapan, kaçan jokeyler suçlanıyor. Bana göre en masum onlar. Yavaş yavaş gidiyor. Arkadan zorlayan olamzsa neden hızlansın, yarışı riske atsın. Böyle giderek yarışın en avantajlısı oluyor. Fuat da dün yarışın temposunu 13, 13, 13 şeklinde koyarak yarışı bitirdi.
Bu mesafedeki rekorun yaklaşık 5 saniye gerisinde biten bir grup yarışında tempodan başka bir şey konuşmak bana göre yersiz. Ancak bu yarış son olmayacak. Böyle daha çok yarış izleyeceğimize eminim. Bakalım daha nasıl sonuçlar ortaya çıkacak.
Ara Başlıklar:
Fuat Çakar,
İnceleme,
Koşunun Ardından,
Yarış Tempoları
2 Eylül 2010
İşi Tadında Bırakmak

Bunu aslında çok kez görüyoruz. Yarış kazanan jokeyler sevinçlerini ifade etmek isteyebiliyorlar. Bazıları ayağa kalkıyor, bazıları selam yolluyor, bazıları "Appiah stili" yaplıyor, bazıları kamçı sallıyor. Daha nice sevinme örneği var. Şimdi yazacaklarımız Ömer Ertaş'ın bugünkü yarışıyla ilgili ancak onun özelinde değil. Genel bir eleştiri yapacağız.

Ben jokeylerin yaptıkları bu sevinç hareketlerini hiç onaylamıyorum. Ancak kabul edilebilir bir durum. Bir dışavurum sonuçta, sevinmeleri. Belki de en doğal hakları. Ama nereye kadar. Sınırında olursa. Bugün Ömer Ertaş Ejüv'le kazandığı yarışta fotoyu geçerken ayağa kalktı, neredeyse 90 derece dönerek el-kol hareketleri yaptı. Ve bunda ısrarcı oldu. Birileriyle meselesi olabilir ya da bir yerlere mesaj yolluyor olabilir. Nedeni yarışseveri pek de ilgilendirmez. İnsanlardan tepki topluyor bu hareketler. İlla bir şey yapacaksın, yap bırak. Israrcı olmanın lüzumu yok. Binlerce kişini o hareketlere sinirlendiğini tahmin etmek güç değil. Yine tekrarlıyım antipatik olan yarış sonunda anlık fiiller gerçekleştirmek değil, bunu nasıl yaptığınız ve bunda ısrarcı olup olmadığınızdır.
Bu yönüyle en çok takdir ettiğim jokey Fuat Çakar. Kazandığı yarışta atını öperek hem sevincini gösteriyor, hem de atını onure ediyor. Ben kimsenin Fuat'ın bu hareketini aşırı bulduğunu sanmıyorum. Sevinmeyin diyecek halimiz yok ama sınırı bulmak lazım. Birilerine mesaj verme amacı varsa da bence bunun yeri yarış pisti değildir. Yoksa şimşekleri üzerinize çekiyorsunuz. Antipatik olmak da yine jokeyin zararına. Bu zrroluğu yaşayan mevcut jokeyleri görüyoruz. Jokeylerin unutmaması gereken yarışları kendi başlarına koşmadıklarıdır. Unutulmaması gereken en önemli nokta da başarıların gelip geçeceği, unutulacağı, yarışseverlerin jokeyleri ileride, duruşları ve çizgileriyle hatırlayacağıdır.
1 Ağustos 2010
İnönüler'in Rengi Sarı-Kahverengi
2 yaşlı İngilizler'in önemli sınavlarından olan I. ve II. İnönü Koşuları gerçekleştirildi. Dişilere ait olan G3 I. İnönü Koşusu'nda zafer seri stili ile aynaya uzanan Gökçenil'in oldu. Erkeklere ait olan ayağı oluşturan II. İnönü Koşusu'nu aynı stille koşan El Kaşgar kazandı. İki safkan da koşuyu birinci bitirirken, rakiplerine yarışın hiç bir yerinde şans tanımadı, onları 2.lik mücadelesiyle başbaşa bıraktı.
Nisan ayıyla birlikte yarış koşmaya başlayan 2 yaşlı İngilizler'in Grup 3 sınavında alışmış olduğumuz gruplar karşımızdaydı. Daha önce de bir ara gelmiş olan safkanların ilk mücadelesi I. İnönü Koşusu oldu. Gökçenil startla beraber liderliği aldı ve düzlük üzerinde farkı açarak net bir birincilik aldı. Kendisini ön tarafta rahatsız eden olmadı. Ben yarıştan önce ekürilerden Je Taime'in ön tarafa geleceğini tahmin ediyordum ancak bu olmadı. Fuat Çakar da başarılı binişini ekleyince Gökçenil çok değerli olan birinciliğe uzandı. Gökçenil iyi koştu. Arka grup için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Özellikle son koştukları yarışta son metrelerde güzel sprint atarak El Kaşgar'a zor anlar yaşatan Zilcihan ve Supervisoz hayal kırıklığı yarattı. Supervisoz'un üst üste gelen yarışlardan etkilendiğini düşünüyorum. Miss Hawai'nin ikinciliği sonrası tabelayı tamamlayan Nona ve Sweetheart'ın ganyanlarının yüksek oluşu bu grup için ilerleyen yarışlarda sürpriz safkanların birinciliğe imza atabileceğini gösterdi.
II. İnönü Koşusu'nda da benzer sahnelere tanık olduk. Bu sefer sahne alan El Kaşgar oldu. Bana göre bu sezonun en flaş ismi olan El Kaşgar fotoyu önde geçmeyi bildi. Nurettin Şen idaresinde start alan safkan 6. koşusunda 5. birinciliğini elde ederken, kendisine güvenenleri yanıltmadı. İstanbul çim pistinin 2010 yılında kırılmış tek rekorunun sahibi olan El Kaşgar beklentilere çok iyi cevap verdi. İlk yarışı olan 800 metre çim pistte yaptığı 46.40'lık muazzam derecesiyle beraber dikkat çekmişti. O yarışıyla, stilen olmasa da derecesiyle, bana Rokoko'yu anımsatan safkan 2 tane 1100 metrelik çim yarış kazanıp 1200m çim yarışa çıktı. Liderliği Gökçenil'in aldığı 1200m'lik o koşuda ilk kez yarışı önde götüremedi. Düzlükte de yeni tanıştığı kamçılar sonucunda sürekli gezinen ve dağılan safkan yarışı 3. tamamladı. Ancak bir sonraki yarışında geri döndü. Bu koşu olan II. İnönü'de bence en iyi koşusunu yaptı. Arka grubu adeta sirkülase etti. Kendinden emin fuleleriyle birinciliğe koştu. Bu yarışıyla şu ana kadar koştuğu rakiplere bariz bir üstünlüğü olduğunu kanıtlayarak kafalardaki tüm soru işaretlerini silmiş oldu.
Şimdi ise İnönü Koşuları-Gazi bağlantısına bakalım. Bu yazı vesilesiyle son yıllardaki İnönü Koşular'na göz atıyordum. Çok enteresan bir istatistikle karşılaştım. Ufak bir hatırlatma yapalım bu sene koşan safkanlar Gazi Koşusu'na seneye katılacakları için onları değerlendirmeye alamıyoruz. 2009'dan geriye giderek sırasıyla Tonya, Lucky Name, Actionmax, Sun Storm ve Alayel son 5 senede I. İnönü Koşusu'nu kazanan isimler. Erkeklerde ise son 5 yılın İnönü galipleri Worldpoint, Can Ali, Tony Montana, Cheetah Flight ve Ezbiderli. Geçtiğimiz 5 yılda yapılan İnönü Koşuları galiplerinin, yani bu 10 safkanın Gazi Koşusu'na katılmadığını/katılamadığını görüyoruz.
Bir de genel duruma bakalım. 2010 Gazi Koşusu'na, 2009'da yapılan I.İnönü Koşusu Mystical Storm ve Bambino'yu, II. İnönü Koşusu Sultans of Swing'i verdi. 2008'de yapılan I. İnönü Koşusu Rokoko'yu, II. İnönü Koşusu Quick Finish ve Rich and Handsome'ı Miramis'in şampiyon olduğu Gazi'ye taşıdı. 82. Gazi Koşusu'na I. İnönü'den at gelmezken, II. İnönü sadece Abhazyalı'yı çıkardı. Inspector'ün kazandığı 2007 Gazi Koşusu'na I. İnönü yine at vermezken, II. İnönü Cheetah Flight'ın arkasında 3. olan Hokkaido'yu yarışta gördük. Hızelbeyi'nin kazandığı 80. Gazi Koşusu'nda ise bu heyecana, I. İnönü'den katılan olmazken, II. İnönü'den Mummys Love ve Prima Luce ortak oldu.
Ufak bir oranlama yaparsak geçtiğimiz beş yılda, 2005,06,07,08 ve 2009 yıllarında I. İnönü Koşuları'na toplamda 51 safkan katılmış. Bu 51 safkandan sadece 3 tanesi Gazi Koşusu'na katılmış. I. İnönü'den Gazi'ye gelme oranı %5.88 olmuş. Ayrıca 05-07 yılları arasında katılım hiç olmadı. Buna karşın 2009 yılında I. İnönü Koşusu'nda başarısız bir sonuç elde eden Mystical Storm, katıldığı Gazi Koşusu'nda şampiyon ünvanını elde etti.
Erkek atların tarafına bakarsak II. İnönü'ye geçtiğimiz beş yılda toplamda 41 safkan koşuya iştirak etmiş. 42 safkandan Gazi Koşusu'nda da koşmuş olanların sayısı 7. II. İnönü'den Gazi'ye gelenlerin oranı son 5 yıl için %17 olarak gerçekleşmiş.
Bu bilgi bize açık olarak gösteriyor ki I. ve II. İnönü Koşusu'ndan sonraki süreçler Gazi Koşusu yolunda çok etkili. Mesafe tutmaları, form durumları, 3'lülüğe nasıl döndükleri, daha önemlisi 3'lüye dönebilmeleri, yeni rakipler gibi faktörler ve daha fazlası harmanlanınca ortaya farklı neticeler çıkıyor.
Tekrar bu seneye dönelim. İlgin bir tesadüfle, Gökçenil de El Kaşgar da sarı-kahverengi forma renkleriyle pistte rüzgar gibi estiler. Bu iki atın gelecek yarışlarını şimdiden merak ediyorum. Hem Gökçenil'i hem El Kaşgar'ı, jokeylerini ve ilgililerini tebrik ediyorum. Temennim başarılı yarışlarını izlemeye devam etmemiz yönünde.
Bakalım 2010 yılı İnönüleri'nden seneye yapılacak olan 85. Gazi Koşusu'na kimler katılacak, ne gibi notlar çıkaracağız. Bunları bize zaman gösterecek.
Ara Başlıklar:
El Kaşgar,
Fuat Çakar,
İnceleme,
İnönü Koşuları,
Koşunun Ardından
2 Mart 2010
Haftanın Jokeyi Fuat Çakar

Geçtiğimiz hafta çok çok ön plana çıkan bir jokeyimiz olmadı. Bu yüzden seçim daha bir zor oldu. Performansların birbine yakın olması benim insiyatifte bulunmama yol açtı. Ben de haftanın jokeyi olmayı en çok Fuat Çakar'ın hak ettiğini düşündüm.
2002'de Fernando ile Gazi Koşusu'nu kazanma başarısını gösteren Fuat Çakar'ın 2004'ten sonra performansında bir düşüş olmuştu. Geçen senelerde aylarca yarış kazanamadığı dönemler oldu. Ancak hırsından bir şey kaybetmeyerek çalışmaya devam etti ve geri dönüş yapmayı başarabildi.
Geçtiğimiz hafta 14 yarışta at binen Fuat Çakar 3 birincilik, 3 ikincilik, 3 üçüncülük elde ederken 5 kez tabela dışında kaldı. Altın Kamçı Ödülümü'zü de almasını sağlayan, Güntekin Alpay adına koşulan koşuda Lovely Doyoun ile kazandığı yarışta çok başarılı bir birincilik elde etmesiydi. Sonuna kadar inat ederek muhteşem bir çabayla Action Max'e geçit vermedi. Özellikle Fuat'ın biniş stili çok güzeldi. Nedense her zamankinden farklı çalışan Fuat makine gibi işleyerek yarışı kurtardı. Bu kazanılmış yarış ona Haftanın Jokeyi ünvanını da getirdi.
Tebrikler Fuat Çakar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



