Enternasyonel Yarışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enternasyonel Yarışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2011

At Yarışlarında Çalıştay Zamanı

Yüksek Komiserler Kurulu'nun (YKK) 22 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda önemli konular tartışıldı. Bunu 13 Ekim tarihinde yayınlanan karar dosyalarını okuyunca anlıyoruz. Bahsi geçen kararların tümüne linkten ulaşabilirsiniz. Bizi en çok ilgilendiren 'Karar 2'dir. Bu noktada bir iyi bir kötü haberimiz var.

Takip edenler bilir, Enternasyonel Yarışlar'da son yıllarda büyük hüsran yaşıyoruz. Bozguna uğrayan atlarımız tabelaya dahi giremiyorlar. Yurt dışından gelen ve hadikap puanları, bizim 'şişme handikap puanlı' atlarımızdan düşük olan safkanlar güle oynaya tabelayı doldurup gidiyorlar. Biz de yarıştan sonra Veliefendi tribünlerinin önünde geçip, kendi ahırlarına doğru giderlerken arkalarından el sallıyoruz.

Bilhassa bu sene 'artık yeter' dedik, isyan bayrağımızı açtık. Sistemin kendisine dair pek çok eleştiri getirdik. Bu eleştirileri, önerilerimizle destekledik. Mevcut sistemle bu hüsranların devam edeceğini, atçıların pek çoğunun Enternasyonel mağlubiyetlerine yarışsever kadar üzülmediğini, geriye kalan 363 günde kazanacak çok yarışları olduğunu düşündüklerini dile getirdik.

Benim iyi olarak nitelendirdiğim habere geçelim.

Karar 2 ne diyor?

... özellikle son yıllarda Uluslararası koşulardaki alınan başarısız sonuçların detaylıca değerlendirilmesi, bu konuda alınması gereken tedbir ve önerilerin görüşüleceği atçılık camiasının tüm paydaşlarının katılacağı detaylı bir çalıştay yapılmasına karar verilmiştir.

Son derece önemli. Atçılığımızın yerinde saydığını, hatta geriye gittiğini görebildiğimiz tek test alanı olan Enternasyonel yarışların ardından, artık uyunmadığını ve işlerin aynı yol üzerinde yürümesinin bizi bir yere götürmeyeceğinin farkında olunduğunu görüyoruz. Toplantıda hangi konular görüşelecek, hangi konular ağırlık kazanacak merak ediyorum. Örneğin foallerin %100'e koşması ile ilgili tartışma zirve yaratmışken, Çalıştay'da ne kadar yer alacak?
Kötü daha doğrusu üzücü haber ise, kararın devamında sözü geçen atçılık camiasının 'tüm paydaşları' kısmında yatıyor. Karar 2'nin 2. sayfasında Çalıştay'a katılımı beklenen taraflar şu şekilde belirtilmiş;

Öhöö, öhöö! Biri yarışseverleri unutuyor galiba! Atçılık camiasının en önemli paydaşlarından biri olan ve sektörler arasında karşılıklı bağlılık bulunan yarışsevelerin, at yarışlarına dair alınacak kararlarda fikir dahi belirtemiyor olması oldukça garip.

Yarışsever Manifestosu:
Madde 19 - TJK bünyesinde yarışsever birimi kurulmalıdır !
Gelgelelim Çalıştay'dan hangi kararların çıkacağını merakla bekliyoruz. Çalıştay'ın kararlarınınşeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılmasını talep ediyoruz.
Unutmadan ilave edelim, Çalıştay'ın tarihi 19-20 Kasım 2011.

8 Ekim 2011

Foaller %75'e Koşsun'un Açmazları


Türk atçılığının kanayan yarası nedir? Safkan İngilizlerimizin son yıllarda Enternasyonellerde uğradıkları hüsrana ne yol açmaktadır? Atlarımız neden başarısız oluyor? Bu sorular bir haberle tekrar canlandı. 2012 yılı için foallerin (yurt dışında doğup ülkemize gelen) safkanların, koşu ikramiyelerinin %75'ine koşmasına devam edilmesi kararı alınmış. Bu bilgiyi lideform.com.tr'de Murat Akyer'in 4 Ekim 2011 tarihli yazısından öğreniyoruz. Murat Akyer de bu uygulamanın doğruluğuna işaret eden bir yazı yazmış. Biz de %75'in çıkmazlarına değinip, şimdi foallerin ikramiyenin %100'üne koşmaları gerektiğini savunacağız.

Olayın iki boyutu var. Birincisi TJK, yani yetiştiricilikte kendi aygırlarının kullanılmasın arzu eden yarı-tekel olarak nitelendirebileceğimiz bir oluşum. İkinci boyutu ise özel haralar ve yetiştiriciler.

Murat Akyer'in yazısında değinmiş olduğu temel nokta foallerin ikramiyenin tamamına koşması durumunda Türk atçılığının 2023 hedefini sarsacağıdır. Burada çeşitli sorular sorulmalıdır. Hedef neden 2023? Neden 11 yıllık bir süreçte beklemeliyiz? 2023 Türk atları(?) Avrupa'da ve dünyada ilk sıralara çıkmazsa foallerin %100'e koşması desteklenecek mi?

Bir diğer muğlak nokta %75 uygulaması kalkınca TJK'nın aygırlarına kimsenin rağbet etmeyeceğidir, bu şekilde savunuluyor. Ancak sistemin kendisinin yanlış olması ihtimali üzerinde durulmuyor. TJK'nın yetiştiricilikte, yerli yetiştiricileri kendisine mahkum etmesi ne denli etiktir? TJK'nın asıl amacı foalleri %75'e koşturup kendi aygırlarına para kazandırmak mıdır, yoksa Türk atçılığını iler taşımak mıdır?


Ülkemizdeki yetiştiricileri korumak adına,atçılığımızın yerinde saymasına göz yummak ne kadar doğru, bilemiyorum. Sistemin başarısız olduğu aşikar. Eğer ki amacımız yurt dışındaki atlarla rekabet edebilecek seviyeye gelmekse, bunu ne mevcut aygırlarımız, ne mevcut kısraklarımız, ne mevcut sistem gerçekleştirir. Ama eğer ki amacımız yetiştiricileri, yerli atçıları korumaksa o zaman foallere daha da sınır getirelim %50'ye koşsunlar, yabancı kısrakların ülkemizde doğan tayları da %75'e koşsun. Uç örnek.

Bununla birlikte atçıların daha çok para kazanmasını nasıl sağlarızda değil, Türk atçıları nasıl daha iyi atlar koşar düşüncesindeyim ben. İşler aynen devam ederse bir Grand Ekinoks, bir Sabırlı, bir Pan River çıksın diye senelerce bekleriz kendi dünyamızda, o at yıllar sonra çıktığında yurt dışında bir yarış kazandığında atçılığımız süper, çok iyiyiz, asarız, keseriz, biz bu işi biliyoruz diye kendimizi kandırırız yine. Enternasyoneller'de handikap puanları, bizim atlarımızın şişme handikap puanlarından aşağıda olan atların yanında tabela yapamadığımızda da 2 gün yas tutarız. Nasıl olsa geri kalan 363 gün bizlerin.


Akıllara yine bazı sorular gelecektir. Onlara da ışık tutalım. Atçılıkta miliyet var mı? Foallerin yetiştiriciliğimize katkısı olacak mı? Foallerimiz yurt dışında başarılı olsa sevinir miyiz?

Atçılıkta kimlik, milliyet gibi kavramların olduğunu kabul etmiyorum. Eğer ki 'Türk' atlar istiyoruz o zaman Strike The Gold'dan, Lion Heart'ta Okawango'dan yetiştirdiğimiz atları Türk olarak tanımlayamayız, babaları Türk değil sonuçta. Zira öyle bir şans da yok, hiç bir ülke için.

Foalleri sadece ülkemizde koşacak olan atlar olarak düşünmeyelim. Devamında baba ve anne olarak Türk atçılığına katkı sağlamaya devam edecekler. Yanında 'usa' yazabilir ama yavrusunda o ibare yazmayacak. Eğer ki Türk yetiştirmelerine gerçekten önem veriliyorsa 2. jenerasyonda zaten bu foaller üzerinden Türk atları yetiştiriyor olacaklar. Zaten kısa vadeli düşünüldüğü için sorun oluyor. Yetiştiriciler de uzun vadede daha iyi atlar yetiştirip, daha iyi paralar kazanabilecekler, temel kıstasları para ise.

Diğer bir konu yurt dışındaki atlarla rekabete girildiğinde hangi duygulara bürüneceğimizle ilgilidir. Aslında çok da karmaşık değil. Ribella, atıyorum, koşsa Musir'i geçse sevinmeyecek miydik? Mary Ellenlar, Akındayımlar, Ribellalar yabancı atları geçtiğinde, Win River Winler, Dinyeper'ler Dubai'ye gittiğinde Türk atları demiyor muyduk onlara? Enternasyonellerde kazandıklarında, Türk atları kazandı demiyor muyduk? Önemli olan atın, hangi ülke adına koştuğudur.

Foallerin getirilmesi geçici değil, kalıcı bir çözümdür. Aslına bakılırsa bu bir çözüm de değil, olması gerekendir. Yarışçılığımızın ileri gitmesi için bu müdahale yapılmalıdır!

15 Eylül 2011

Enternasyoneller'de Ağır Yaralandık, Ama Şimdi İyiyiz !



Neresinden başlasam, dert yanıyormuş gibi olacak. Ancak 'değişim' diye yanıp tutuştuğumuz Enternasyonel mağlubiyetleri sonrasında, her şeyin sütliman devam etmesi yarışsevere acı veriyor. Daha da kötü olan atçılık için en çok endişe eden kesimin, sektörden herhangi bir pasta payı elde etmiyor olmasına rağmen, yarışseverler olmasıdır. Enternasyonel mağlubiyetleri, tabela at sokamadığımız yarışların ardından Veliefendi'de bulunmanın verdiği avantajla at sahiplerini gözlemleme şansı bulduk.

Her zaman Türkiye'de yarışseverin hakkettiği değeri görmediğini düşünmüşümdür. Enternasyonel yarışların 2. gününde bu kanım iyice güçlendi. Yarışseverlere sadece bahis oynayan kahvehane köşelerinde, ganyan bayilerinde tutunmaya çalışan insanlar olarak görüldü yıllarca. 70'lerdeki 80'lerdeki hatta 90'lardaki filmlerde, özellikle at yarışları ile ilgili olan Kemal Sunal filmleri de bu duruma maalesef katkı sağladı. Asıl problem ise bu tasvirlere sektörün asıl taşların olarak kendini gören TJK elitleri ve bazı at sahiplerinin de inanmış olmasıdır.

Yarışsever hep mi bilinçliydi? Hayır. Bu konuda özellikle çok sevdiğim abim Hakan Cantınaz'ın yaptığı at yarışlarının tahmin dışındaki kısmına önem veren programlar ilerletici etkide bulunmuştur. At yarışları sektörünün kapalılığı, içe dönüklülüğü bu programlar sayesinde çatlamaya başlamıştır. Özellikle internetin kullanımının gelişmesi ve bilginin daha kolay ulaşılabilir olması bu çatırdamaları kırılmaya dönüştürmüştür. Tam anlamıyla şeffaf bir yapıya ulaştığımızı söyleyemeyiz. Ulaşmak imkanlı da olmayabilir. Bununla beraber bilinmesi gerekir ki yarışsever, artık 'eski yarışsever' değil.

Dönelim Enternasyonellere. Mağlubiyetlere yarışseverlerin, çalışanların, hatta sohbet ettiğim bazı güvenlik görevlilerinin bile at sahiplerinden daha çok üzüldüğünü söylemeliyim. Neden peki? Çünkü yarışseverin at yarışlarındaki beklentisi, bazılarının sandığının aksine, sadece bir altılı yakalamak, bir ikili bulmak değildir. Atçılığın ilerlemesini, daha iyi atlar izlemek ister. Ancak bu çok mümkün görülmemektedir. Çünkü sektör mevcut haliyle oturmuş, sistemden pay alanlar değişime karşı çıkar haldedir. Ne de olsa 2 gün yabancıların geriye kalan 363 gün bizlerin!

Atçılığımızın ilerlemesi adına artık şu foallerin %75'e koşması saçmalığından vazgeçilmelidir. ( Bir sonraki değerlendirme yazımızda bu konu üzerinde detaylıca duracağız )Yıllardır uyguladık da ne oldu? Atçılığımız milim yol katetti mi? Böyle giderse yıllarca bekler ondan sonra bir tane iyi çıkan atımız Dubai'de koştuğunda "herkes gördü gücümüzü", "işte atçılığımızın gücü"," Avrupa'dan eksiğimiz yok" benzeri söylemler havada uçar. Bizleri mi kandırmaya çalışıyorlar, yoksa gerçekten kendilerini kandırmaya çalışırken söylediklerine mi inanmaya başlıyorlar bilemiyorum. TJK'nın yaptığı 'aygır açılımları' ile yetinmek yersizdir. Ülkemizde hem aygırlar hem de kısraklar yetersizdir. Her ile, tevzii uğruna hipodrom açılıp, at sayısının niceliksel olarak artması teşvik edildiği sürece atlarımızın niteliğinde en ufak ilerleme olmayacaktır.

Enternasyonel yarışlardan günler öncesinde 30 Ağustos'ta Turk Horse Club forumunda paylaştığımız yazıyla devam edelim:

"Bir hızlı hızlı baktım kayıtlara. Gelen atlar çok parlak olmasa bile bizimkileri sürekli geçip gittikleri, geçen sene tabelaya bile at sokamadığımız sabit. Yine 4 eylül akşamından itibaren, neden atlarımız böyle, neden kaybettik, niye mücadele edemiyoruz gibi serzenişler başlar kanımca. Biz de başlarız tekrar şu faulü niye vermediler, şunlar ne kadar sık koşuyor, o kamçı vurdu, o vurmadı, dereceler iyi çıksın diye çimleri kesti mi, silindir mi geçmiş vs vs. Hedefleri büyük koymakla olmuyor, altını doldurmak lazım. Ben bütün yarışları kaybetmişiz gibi konuşmaya başladım ama malumun ilanını 1 hafta bekleyeceğiz tabi."

İşte durum budur. Enternasyoneller öncesinde sonucun ne olacağı belliydi. Sonrasında ne olacağı da belliydi. İşlerin arapsaçına dönmesi bundandır zaten. Çünkü sektörün Enternasyonel üzüntüsü en fazla 2 gün sürüyor.Bir kişinin çabaları olarak kalacaksa gerçekten, yine de bizler yarışsever olarak elimizden geleni yapmalıyız. Ben eminim bizler, yarışseverler çoğu at sahiplerinden, bazı jokeylerden daha çok üzülüyoruz bu vahim duruma. Pazartesi günü Bursa yarışlarıyla kafalara reset atılıyor ve sonraki Enternasyonel yarışlara kadar her şey yolunda yürüyor. Neden mi? İşte cevap;

TJK her sene kendi çapında "aygır açılımı" yapıp, aygırlarıyla ilgili sağda solda çıkan haberle övünürse ve bunları gerçekten de atçılığımızın gelişmesi yönünde atılan adımlar olarak gördükleri için önce büyük düşünmek gerekiyor. Radikal değişiklikler yapılması gerekiyor. Sonuçta 5 Eylül günü hepsi tekrar içeride mücadele etmeye, anormal paralar kazanmaya devam edecekler. TJK nasıl olsa bol bol ışıklandırma yapıp, her güne çift program koyup hasılat peşinde koşacak. Nasıl olsa çime silindir çıkarıp dereceler iyi diye övünecekler. Ben sektörün bir değişim için yanıp-tutuştuğu konusunda da şüpheliyim. Çoğu kazandığı paraya bakıyor ve ülkedeki pasta onlara fazlasıyla yetiyor.

3 Eylül 2011

2011 Enternasyonel Koşular

2011 Enternasyonel Yarış Festivali'nde yer alan koşularda ülkemize gelecek yabancı atların, performansları, değerlendirmeleri, şansları ve şanslı sıralamalar. Enternasyonel Koşular'a dair her şey bu linklerde. İşte 2011 Enternasyonel Yarışlar ve detayları:
Herkese Bol Şanslar.

2011 Enternasyonel Malazgirt Koşusu

Bu sene açık yarışlarımıza katılacak yabancı arap atları için bir düzenleme getirildi. Bildiğiniz gibi gelen arap atlarına hep yarım kan damgası vurulurdu. Gerçekten de arap atı ırkı saf kalmamış ve çeşitli ülkelerde farklı kıstaslarla koşular yapılagelmiştir. TJK ülkemize gelen arap atlarının soy kütüğünde 4 jenerasyone bilinme zorunluluğu getirdi. Böyle bir nevi filtre uygulaması başlattı. Zira ülkemizde koşan yarım kanlardan bildiğimiz üzere bu tarz atların genellikle baba tarafları belirsiz oluyor, çoğu zaman da babaları, kanı ehlileştirme operasyonu sonrası kayıplara karışıyordu. Bu konuyu çok fazla uzatmadan sonuca gelelim. Bu da eskisi gibi çok ekstra arap atları beklemeyeceğiz. Yani Amer yavruları gelemeyecek! Yine ekstralar gelecek ama tutarak uzak atanlar olmaz.

Hilal Al Zaman ülkemizde geçen sene IFAHR Koşusu'nda start alıp 4. olmuştu. Görünen yarışlarında 1 yıl içinde 7 koşuda koşup 4 grup yarışta kendini gösteren at, 2 birincilik elde etmiş. IFAHR Koşusu'ndan sonra start aldığı 450.000 Euro'luk Grup1 yarışındaki 6.lığı dışında tabeladen düşmeyen Hilal Al Zama tekrar Türkiye'ye gelirken üst düzey forma sahip. Kazandığı 2 yarışın da kısa mesafede olması Enternasyonel koşuda şansını katlıyor. No Risk Al Maury'nin rakibi.

No Risk Al Maury 2 yıl önce ülkemize gelmişti. 2009'da Enternasyonel Malazgirt Koşusu'nda start almış Turbo ve General'ın arkasında 3. olmuştu. Ülkemizden uzak kladığı 2 yıl zarfında 8 start alan ve bunlarda biri G2, biri G1 olmak üzere 4 birincilik elde etti. Dubai'de 2010 martında 170.000 Euro'luk 2000 metre koşuda 2. oldu. 2011 Mart'ında yine Dubai'de aynı koşuya tekrar katılıp bu sefer 3.lük elde etti. İlerleyen yaşına rağmen istikrarlı koşmaya devam eden başarılı atın ülkemizde birincilik mücadelesine katılacağı şüphesizdir. Kendisini tanıyan jokeyi ve son 2 yılda koştuğu 3 adet 1600 metre startını da kazanarak mesafem bu diyen at koşunun bir numaralı favorisi. Kazanma ihtimali yüksek.

Burning Fancy kariyerine ABD'de start aldığı 4 yarışta 4 birincilik alarak başladı. Daha sonra İngiltere, Fransa ve Dubai pistlerinde önemli yarışlara katıldı. 4'lülüğünde 3 adet Grup 1 koşu koşup, tabela yapamayan Burning fancy daha sonra 13 Ekim 2010'da Linfield'da 5.000 Euro birincilik ikramyeli G3 koşuda birinci oldu. 2011 yılına Şubat'ta Doha'da koştuğu 95.000 Euroluk Grup1 koşudaki 8.liği ile başlayan at, 5 ay ara verdikten sonra 2000 metre çim pistte Newbury'de G1 yarışta 3. oldu. 19.000 biricilik ikramiyesi olan bu koşusundan sonra ülkemize gelen Burning Fancy'nin avantajı 5 yaşında olması. Diğer 2 rakibinin biraz arkasında kalmasına rağmen şans verilmesi gerekiyor.


2 Eylül 2011

2011 Enternasyonel Topkapı Koşusu Değerlendirmesi

Göz bebeği diyoruz. Boğaziçi ve Topkapı. 1991'den beri koşulan bu iki önemli enternasyonel yarıştan diğeri de Enternasyonel Topkapı Koşusu. Biz de bu önemlki koşuda yurt dışında yarışa katılacak yabancı atları, rakipleri inceleyelim.

Dream Eater'la başlıyoruz yolculuğa. Tanıdık bir isim. 2 senedir geliyor Topkapı Koşusu'na. 2009 ve 2010 yıllarında bu önemli koşuda 2 kez 2'lik elde eden ve 2 yarışta da Pressing'e çarğılan safkan bu sefer tatlı belasından kurtuldu. Pressing olmadan giriyor koşuya. Toplamda 620.000 Euro kazancı olan 6 yaşındaki safkan 32 yarışında 3 kez kazanmış. Buna ek olarak henüz Grup yarışlarda birinciliği mevcut değil. Yine de önemli yarışlarda tabela başarıları safkanı şanssız olarak nitelendirme şansımızı ortadan kaldırıyor. Her şeye rağmen yarış kazanma özelliği düşük olması nedeniyle benim arka sırada şans vereceğim bir isim.

Indomito kariyerinde 19 yarış koşup, 3 birincilik elde edip 49.000 Euro kazanç yapmış. Düşük kazanma oranıyla beraber 8 adet grup koşuda koşup Grup 3 koşularda 3.lük ve 4.lük, Grup 2 yarışta 4.lük elde etmiş. Topkapı Koşusu'nu kazanırsa büyük bir sürpriza imza atmış olur.

Invisible Man geçen sene ülkemize bu koşu için gelmiş ve birinci Pressing yaklaşık 1 saniye arkasında 6. olarak ayrılmıştı. Toplam 137.000 Euro kazancı olan safkan, en son Haziran 2010'da Ascot'ta 62.000 Euro'luk yarışı kazandı. 2011 Topkapı Koşusu'na gelirken son 4 yarışında handikap ve class 2, class 3 yarışlar koştu. 15 Haziranda Ascot'ta 62.000 Euro birincilik ikramiyesi olan handikap yarışta 3.lük elde ederken başarısının arkası gelecek izlenimi vermiş fakat 6.000 ve 12.000 Euroluk class koşularda 2. olurken, son yarışında 18 Ağustos'ta 18 atta 15. oldu. Ben Godolphin Ekürisi'nin Enternasyonel Yarışlara gelirken pakete kattıkları bir at olarak görüyorum. Bu sene de tabela mücadelesi verir.

Vagabond Shoes İrlanda yetiştirmesi bir safkan. 4 yaşında, 6 yarış koşmuş, 67.000 Euro kazancı var. 2010'da 2 koşusunu gördüğümüz, 4'lülüğünde 12 Haziran ve 16 Temmuz'da 2 adet G3 koşu koşmuş ikisi de 35.000 Euro birincilik ikramiyeli olmak üzere önce 2. sonra 1.lik elde etti. Buraya formda geldiği açık. Gücü rakiplerine yeter mi? Bir kısmına yeteceği kesin ancak Musır'dan bahsettikten sonra kafamızda şansı netleşecektir.

Musir'i en sona bıraktık. Bu sene Enternasyonel Yarışlar'a gelecek olan flaş safkan. 118 handikap puanı ülkemize gelen safkanlar için üst çıta gibi duruyor. 11 yarış koşan 5 kez birincilik, 3 kez ikincilik, 2 kez üçüncülük yapan Musir, Dubai Meydan Hipodromu'nun gediklilerinden. 27 Mart 2010'da Dubai'de koştuğu 740.000 Euro birincilik ödülü ola Grup 2 koşuda birinciliğe uzanan safkanın kariyer kazancı 1 milyon euronun üzerinde. Bu seneki en dikkat çeken yarışı 26 Mart'ta Meydan Hipodromu'nda koştuğu Grup 1, 3.500.000 Euro birincilik ikramiyesi olan koşuda 12/1 erken bahis oranıyla plaseler arasında şans bulup, yakın ara 7. oldu. 25. Mayıs 2011'de Hong Kong'da koştuğu 560.000 Euro' birincilik ikramiyeli G1 yarışında 1 boydan az bir farkla 3. kaldı. Bu koşusu ardından yaklaşık 3 ay ara veren, fakat ülkemize gelmeden önce 13 Ağustos'ta Newbury'de G2 yarışta 3. olup yarış gören safkan için daha pek çok şey yazılabilir, methiyeler sıralanabilir. Safkan yarışın 1 numaralı favorisi. Kendisiyle 7 yarış beraber koşan jokeyinin kendisini tanıdığını ve uyumlu olduğunu görüyoruz. Bu avantajı olmasa dahi sürdirek bir safkan. Büyük konuşmak at yarışlarında zor ve tehlikelidir fakat Musir'in pazar günü geçilmesi için ekstra şeyler olması gerekiyor.
Şanslı sıralamada Musir tek başına yer alıyor.

2011 Enternasyonel Boğaziçi Koşusu Değerlendirmesi

En son 2008'de Inspector ile kazandığımız, geçen sene ilk 5'e at sokamadığımız, 1991'den beri yapılagelen, Enternasyonel Yarışlarımızın 2 gözbebeğinden biri olan Boğaziçi Koşusu'nu 4 Eylül Pazar akşamı 21. kez düzenleyeceğiz.

Afsare 1 numarayla koşuya katılacak olup, Büyük Britanya menşeilidir. Toplam 8 kez start alan Afsare'nin 2 tane G3 1 tane de G2 yarışı vardır. En önemli başarısı 17 Haziran 2010'sa Ascot'ta katılıp kazandığı yaklaşık 30.000 Euro'luk Listed yarıştır. Katıldığı G3 koşularda ilk 4'e giremezken, ülkemize gelmeden önceki durağı olan New Market'ta katıldığı aynı zamanda Campanologist'in ve Dordogne'nin de katılmış olduğu G2 yarışta ülkemizde haftasonu start alacak bu iki ismi geride bırakarak başarılı bir 4.lük elde etti. Bu koşusuna 6/1'lik erken bahis oranıyla 4. şanslı sırada girip 4. olan Afsare'nin önceki 7 yarışında binen jokeyi K. Fallon ile ve mevcut form durumuyla üst sıralara göz kırpabilir. Safkanın toplam kazancı 65.000 Euro.

Campanologist yurt dışı yarışlarla ufak dahi olsa ilgilenenlerin tanıyacağı bir isim. Ülkemizde aygırlık kariyerine flaş bir başlangıç yapan Okawango'nun baba kardeşi olan Campanologist 6 yaşında. 31 yarışta 9 kez birinciliğe uzanan ve 700.000 Euro'ya yakın kazancı bulunan safkan ülkemize iddialı geliyor. 2007 Ağustosunda start aldığı ilk yarışta maidendan çıkan kalite safkan 9 kez Grup 3 koşu bunlarda bir kez 4. üç kez 3. iki kez 2. ve 2bir kez 1. oldu. 9 kez G2 koşuya katılan Campanologist 2 birincilik elde etti. 9 kez de g1 yarışlarda boy gösteren safkan biri 88.000 Euro, diğeri 79.000 Euro birincilik ikrameyis olan 2 birinciliğe imzasını attı. 2 grup1 birinciliği de 2010 yılında olan başarılı safkanın 2011 yılında henüz birinciliği yok. 2011'e 30 Nisan'da çıktığı Grup2 yarışta bugünkü rakibi Indıan Days'in de katılıp 3. olduğu yarıştan 4. olarak başladı. Goodwood'da katılmış olduğu 29 Temmuz tarihli G3 koşuda 10 at içinde 10. olarak hayal kırıklığı yaratan safkanın geçen seneki performansını bu yıl henüz gösteremediği söyleyebiliriz. Bununla beraber 22 Mayıs 2011'de İrlanda'da katıldığı ve So You Think'in ağır favori olarak girdiği Grup 2 mücadelen 4.5 boy farkla 2. ayrıldığını ilave etmeliyiz. 112.000 Euro birincilik ikramiyesi olan koşudaki başarısını sonraki yarışlarına taşıyamadığını söylesek yanlış olmaz. Ancak 5. olduğu 2 grup2 koşuda da erken bahis oranlarında gerilerde tutulması rakiplerinin güçlülüğüne yorumlanabilir. Her şeye rağmen parlak kariyeri ve kendisiyle pek çok yarışıa katılan dünyaca ünlü jokeyi Dettori ile yarışın favorisi olacakmış gibi duruyor.

Halicarnassus'u ne kadar misafir diye tanıtabiliriz, biraz şüpheli. 2009 Boğaziçi Koşusu galibi, 2010 yılı 4.sü safkanı Karataş aile satın aldı. 2011 yılında 11 kez koşan safkan ağırlıklı olarak (9 kez) hansikap yarışlarda boy göstererek emekli olacağı 2011 Enternasyonel Boğaziçi Koşusu'na kadar yıpranmadan, diri tutulmak istenmiş gibi. Atman formasıyla izleyeceğimiz safkanın aygırlık kariyerini merakla bekliyoruz. Ben yarışta boy göstereceğini pek düşünmüyorum.

Indian Days yarışa son şampiyon olarak çıkıyor. Geçen sene yumuşak pistte 12 liralık ganyanla sürpriz bir birinciliğe imza atan safkan Sri Putra, Buzzword gibi iki kalite ismi geçmişti. Ülkemizde kazandıktan sonra 4 Grup 1, 2 Grup 3 ve 1 tane Grup 2 yarış olmak üzere toplam 7 yarış koşan safkan 28.000 Euro'luk Grup 3 zaferine ve 45.000 Euro'luk Grup 2 yarışta Campanologist'in önünde 3lüğe imza attı. Tıpkı Campanologist gibi Goodwood'da katılmış olduğu 29 Temmuz tarihli G3 koşuda 10 at içinde 9. oldu. Erken bahis oranı o yarış için 1'e 20 olan (Campanologist'in 1'e 9du) safkanın 3 ve 26 Haziran'da çok sürpriz girdiği G1 yarışlarda 5 at içinde 5. olmuş. Toplam kazancı 370.000 Euro olan Indian Days yarışa Campanologist'in direkt rakibi olarak giriyor.

Supersition 2011 Enternasyonel Boğaziçi Koşusu'da değerlendireceğimiz son safkan. Kariyerinde toplam 127.000 Euro kazancı olan ve 16 yarışa katılan Supersition 1'i listed olmak üzere 3 birincilik elde etti. 2 Grup 3, 1 Grup 2, bir tane de Grup 1 koşusu mevcut. Son koşusu olan 86.000 Euroluk Grup 1 yarışta 39/1'lik erken bahis oranıyla sürpriz bir yarış çıkarıp 3. oldu. Pazar günü de kendisine şans yaratmaya çalışacak.

Şanslı sıralama Campanologist, Indian Days, Supersition şeklinde.

Enternasyonel Anadolu Koşusu 2011

Eski adıyla Enternasyonel şimdiki popüler adıyla uluslararası yarış festivalinin ilk gününde son açık yarışı oluşturan Anadolu Koşusu'nu değerlendirmeye başlayalım.

İlk inceleyeceğimiz safkan Amfitryon. İnternet üzerinden bilgilerine ulaştığımız kadarıyla safkanın önemli bir yarışı görülmemekte. Markopolo pistinde çıktığını gördüğümüz yarışlarında zaman zaman birincilikleri olsa da performansının hem detayına inemiyor olmamız hem de mevcut yarışlarının zayıf olması itibariyle ülkemizde fazla ilgi göreceğini ve şans bulacağını söylemek güç.

Emirates Champion ülkemize ilk kez gelecek atlardan biri. 5 yaşlı Haafd temsilcisi olan safkan (ki bu ismi ülkemiz temsilcileri Lily of the Valley ve Alania'dan tanıyoruz) katıldığı daha doğrusu bizim gördüğümüz 9 yarışında 5 birincilik elde etmiş. Her ne kadar kağıt üzerinde handikap yarışlarda başarılı oluyormuş gibi görülse de bu yarışların içinde Dubai Meydan hipodromunda olanlar var. 17 Şubat ve 10 Mart 2011 tarihlerinde Meydan Hipodromu'nda çıktığı 2 handikap yarışı, ki biri 60.000 diğeri 70.000 Euro ikramiyeli, kazanmış. Ülkemize de formda gelen safkanın iddialı geldiği ve başarılı olacağını söylemek güç zor değil. Benim tahminimde 2. şanslı isim olarak ön plana çıkıyor.

Belgian Bill yarış hayatında 9 koşu koşmuş ve 2 birincilik elde etmiş. Handikap yarışlarda zaman zaman başarılı koşan örneğin Ascot'ta Haziran 2011'de, 63.000 Euroluk handikap yarışta 4. olan safkan daha sonra koştuğu 8.000 Euro'luk yarışta 3. olmuş. İstikrarlı olarak nitelendiremeyiz safkanı. Ülkemize 18 Ağustos'ta koştuğu 23.000 Euro'luk Listed koşudaki 4.lüğü ardından gelen Belgian Bill'in tamamen şanssız olacağını söylemek yanlış olur. Fakat gelen rakiplerine göre bir adım geride olduğunu söylemeliyiz.

Dordogne bu yarışta ülkemize gelen, tanıacağımız son fakat en çok parlayan safkan. Belgian Bill'le beraber yarışa katılacak 2 3 yaşlı safkandan biri olan Dordogne kısa yarış hayatına rağmen başaırılı işlere imza atmış. Eylül 2010'da koşu hayatına başlayan Dordogne ilk yarışında maiden'a veda etmiş. 13 Mayıs 2011'de New Market'da katıldığı listed yarışını birincilikle sonuçlandıran safkan, Lingfield'de 7 Mayıs'ta katıldığı Grup 3 yarışında da birinciliğe uzanmış. Daha önce Frankie Dettori, Neil Callan, Kieren Fallon gibi ünlü jokeylerle koşulara katılan Dordogne bu yarışına İstanbul'daki Enternasyoneller'de %100 ilk-iki oranına sahip jokey Alan Munro ile katılıyor. Son yarışında Newmarket'ta Grup 2 bir yarışta yaşça büyüklerine karşı mücadele veren ve 2011 Boğaziçi Koşusu'na katılacak olan Campanologist'in 5. olarak tamamladığı yarışta hemen arkasında 6. olan Dordogne'nin Enternasyonel Anadolu Koşusu'na favori olarak girdiğini söyleyebiliriz. Son yarışında Campanologist ile aynı erkan bahis oranına sahip olduğunu da ekleyelim(10/1).

Ülkemize gelen 4 safkan içinde şanslı sıralama Dordogne, Emirates Champion, Belgian Bill şeklinde.

1 Eylül 2011

Enternasyonel IFAHR Koşusu Değerlendirmesi - 2011

Yarışın ikramiyesi ile lafa başlayalım. 2007'de 100.000 liralık birincilik ikramiyesi ile başlayan IFAHR Koşusu'nda 2009'da 150.000 liralık ikramiye ile zirve yaparken bu seneki ikramiye 45.000 lira. Ülkemizde normal kısa vade yarışlara bile bu ikramiye verilirken G2 yarışa hem de Enternasyel nitelik taşıyan bu yarışa bu ikramiye biraz komik, düşündürücü ve acı verici.

Eğer denirse ki, bu yarışlara yıllarda yarım kanlar hata "3 çeyrek" kanlar geliyor, e o zaman onların yarışa iştirak etmesinin önünü alacaksın. Pedigrilerinde soy kütüğünün kaç jenerasyon bilinmesi gerekliliğinin altını çizeceksin. Bu düzenleme bu sene yapıldığına göre neden acaba bu komik ikramiye söz konusu? Fikri olanların görüşlerini bekliyorum.

Periander yurt dışında özellikle Emirlikler'de grup yarışlar koşan zaman zaman başarı lde eden bir at. Fakat rakipleri daha güçlü.

Theoretically hatırlanacağı üzere geçen sene Enternasyonel IFAHR Koşusu'nu kazanmış fakat protesto sonucu 2.liğe alınmıştı. 2011 yılında 3 yarış koşan ve en son Newburry'de 2000 metrelik Grup 1 yarışta 6. olan Theo, geçen sene ulaşamadığı birinciliği geri almak isteyecektir ve buna yakındır.

Forgehill Cosaque ulaşabildiğimiz 5 yarışı ile ön plana çıkan atlardan. Özellikle 2010 yılı sonunda koştuğu 2000 metre ve 100.000 Euroluk yarıştaki 3.lüğü, yine ülkemize gelmeden önce Ascot'ta koştuğu baba kardeşi Kiss de Ghazal'ın kazandığı Grup 1 koşudaki 4.lüğü ile iyi bir at olduğunu bizlere gösteriyor. Theoreticallt'nin iki rakibinden birincisidir.

Rasikh bu koşuda değerlendireceğimiz son misafir. 8 yarışını görebildiğimiz Rasikh tüm bu koşularını Fransa'da koşmuş. Genellikle uzun mesafelerde koşan Rasikh 10.000 ve 12.000 Euro'luk toplam 4 yarış kazanmış, 3'lülüğünde 2 tane 50.000 Euroluk G1 koşuda 2. ve 4. olmuş. Görünen 8 yarışında ilk 4'ten düşmeyen Rasihk'in ülkemizde ne kadar tutulacağını kestirmek zor. Fakat istikrarlı ve kazanma alışkanlığına sahip atın Forgehill Cosaque ile birlikte Theo'nun rakibi olacağı kanısındayım.

Her ne kadar ikramiye düşük olsa da yine gelen atların ülkemiz atlarına üstünlük sağlamasının normal olduğu düşüncesindeyim.



Enternasyonel İstanbul Koşusu Değerlendirmesi - 2011

Geçen seneki yarışta ilk 5'e at sokamadığımız, hayal kırıklığıyla ile sonuçlanan Enternasyonel Yarışlar'ın bu sene ilk ayağını oluşturacak olan İstanbul Koşusu'nda misafir rakiplere bir göz atalım. 2011 Enternasyonel İstanbul Koşusu'na gelen yabancı atların değerlendirmeleri ile festivale ilk adımı atıyoruz.


Öncelikle şunu belirtmek lazım. Yurt dışından gelen atların tüm yarış bilgilerine ulaşmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Yani bir atın 5 yarışını biz görüyoruz diye o at 5 yarış koşmuş olmayabilir.

Antara ile başlayalım. 16 yarışını gördüğümüz safkanın toplamda 7 birinciliği var. Bunlardan 3 tanesi G3. Grup 2 ve Grup 1 yarışlarda da 2.lik ve 3.lükleri olan Antara mesafeye yatkınlığı da üst düzeyde. Platini adlı aygırın temsilcisi olan Antara'nın baba kardeşlerinden Kings Boy ülkemizde 2000 ve 2001 yıllarında Boğaziçi Koşusu'nda start alıp bir 1.clik bir 2.lik elde etmişti. Meşhur Godolphin Ekürisi'nin İstanbul Koşusundaki temsilcisinin şansı yüksek. Aradan sonra koştuğu ilk yarışını kazanan, sonraki yarışında muhtemelen bu aradan etkilenen Antara ülkemizde son yarışından daha iyi koşacaktır.

Music Show bu koşuya jokey avantakıyla başlıyor desek yanlış olmaz. A. Munro ülkemizde 2009 ve 2010 yıllarında geldi katıldığı 5 Enternasyonel yarışta 3 birinciliğe imza attı. %60 gibi muazzam bir kazanma oranına sahip jokeyin diğer 2 yarışta da 2. olduğunu görünce %100'lük ilk iki oranına ulaşıyoruz. Safkan 2011 yılında 3 tane G2 koşu koşmuş ve 2 kez 4. olmuş. Kariyerinde G1 birinciliği de olan Music Show 3 yaşındayken hep büyüklerine karşı başarılı mücadeleler vermiş. 4'lülüğünde daha da iyi koşmamamsı için bir neden yok. Koşunun bir diğer iddialı ismi.

Rockatella kariyerinde 2 listed birinciliği olan 4 yaşlı bir safkan. Grup yarışlarda tabelaları olan safkanın 10 Temmuz'da yine bu yarışta start alacak olan Vanjura'nın arkasında 2.liği bulunmakta. Diğer rakiplerinin biraz gerisinde kalsa da bu tür safkanların sürpriz performanslara imza attığı da göz ardı edilmemeli.

Rudolph Schmidt ise hakkında fazla bir bilgi edemediğimiz atlardan biri. Son yarışı 2009'da katıldığı Class-6 bir koşu olarak görülüyor. Yeni bilgilere ulaşabilirsek ilave ederiz. Bu tabloda şansının minimum olduğunu söyleyebiliriz.

Rhythm Of Light ise hakkında verilere ulaşıp, düşük şans verdiğimiz safkanlardan. Görünen 9 yarışında 3 birincilik almasına rağmen bunlardan biri maiden diğer ikisi handikap yarış birinciliği. 12 Ağustos'ta katıldığı G3 yarıştaki 3.lüğü sonrası ülkemize gelen safkanın rakiplerine diş geçirmesi zor.

Geçen seneki Enternasyonel İstanbul Koşusu'na 3 yaşlı olmasına rağmen favori giren ve ihtişamlı bir birinciliğe imza atan Vanjura bu sene aynı koşuya tekrar geliyor. Ülkemizden kazandığı yarıştan sonra 5 yarış daha koşan 1'i listed, 1'i Grup 3 olmak üzere 2 birincilik elde eden , G2 yarışta 2.lik katıldığı Grup1 yarışta 2. lik ve son olarak katıldığı ve muhteşem safkan Goldikova'nın kazandığı 150.000 Euro birincilik ödülü olan Grup 1 yarışta 6.lık elde etme başarısı gösteren Vanjura, geçen sene birlikte katıldığı jokeyi ve 4'lü olma üstünlüğü ile yarışın tartışması bir numaralı favorisi.

12 Eylül 2010

Enternasyonel Yarışları Değerlendiriyoruz


Geçtiğimiz hafta yapıldı Enternasyonel Yarışlar. Topkapı ve Boğaziçi Koşuları'nın 20.si düzenlendi. Avrupa'nın saygın yarışları arasına girme amacı taşıyan bu koşularla beraber Malazgirt, İstanbul, IFAHR ve Anadolu Koşuları gerçekleştirildi. Sonuçlar ise bizim açımızdan arzu edildiği gibi sonuçlanmadı. Geçen sene 6 yarışta sadece Turbo birincilik elde edebilmişti. Bu sene de 6 yarışta sadece Derviş Ağa birincilik elde edebildi.

Yarışları tek tek değerlendirmeye gerek yok. Çünkü elle tutulur hiç bir taraf yok maalesef. Birincilik sayımızın 1, evet. Ama tabelaya giren at sayımız. Orada durum nasıl? Anadolu Koşusu, Derviş Ağa birinci, Boom Boom üçüncü. IFAHR Koşusu, Gelibolu üçüncü. Malazgirt Koşusu, Mertkal dördüncü. İstanbul Koşusu, tabelada yokuz. Boğaziçi Koşusu tabelada yokuz. Topkapı Koşusu, tabelada yokuz. 6 yarışa katılan 23 atımız var, 24 adet tabela pozisyonu var. Atlarımızdan sadece 4'ü tabelada yer bulabiliyor. 20'si onlardan 4'ü bizden. Oran olarak 5 katımız.

İstanbul Koşusu'nda kazanan Vanjura'ya en yakın atımız Actionmax. Aradaki fark ise 1.3 saniye civarında. Adonise'nin Boğaziçi Koşusu'nda birinci olan isim Indian Days ile arasındaki fark ise neredeyse 2 saniye.

Pressing ise zaten ülkemizde tez konusu olur. Topkapı'nın 'padişahı' oldu. Son 3 senede birinciliği kimselere kaptırmadı. 3 sene ardı ardına bu koşuyu kazanarak tekrarlandığını büyük ihtimalle göremeyeceğimiz bir başarı örneği sergiledi. Şimdi de aygır olarak alacağız büyük ihtimalle. Sahipleri sadece Türkiye serüveninden 3 milyon liraya yakın para kazanmış olacak.

Bu seneki yarışlarda ortaya koyduğumuz performans apaçık ortada. Tablo ortada iken başarısız olmadığımızı söylemek atçılığımıza kötülük yapmak anlamına gelir. 5 yarışta geçildik, 3'ünde tabelaya giremedik. Başarısız değiliz diyenler, hangi duruma başarısız derler acaba. Sadece bu yarışlarla atçılığımıza başarısız damgası vurmak, evet haksızlık ve yanlış olur. Ancak çok sayıda iyi at çıkaramadığımız, çıkan atları koruyamadığımız, uzun mesafede yıllardır bir süreklilik yakalayamadığımız aşikar. Dayanıklılık, süreklilik ve istikrar bu nedenle çok önemlidir. Bu nedenle Bold Pilot, Trapper, Grand Ekinoks, Sabırlı, Ribella gibi safkanlar şampiyon atlardır, bu nedenle yarış seveler bu atları unutamaz.

İşin diğer tarafı da geçildiğimiz safkanlar. Kaç tanesi Avrupa'da söz sahibi, kaç tanesi üst düzey bu atların? Orta düzeyde sayabileceğimiz bu atlarla rekabete bile girememişiz. Ülkemizdeki bu yarışlara iyi atlar gelmediği için yakınılıyor sürekli olarak. Enternasyonel Yarışlarımız'ın yapıldığı tarihlerde, öncesinde ve sonrasında Avrupa'da da önemli yarışlar oluyor. Program sıkıntısı olduğu aşikar. Ancak yabancı eküriler getirdikleri mevcut atlarla bile burada fırtına estiriyor. Neden daha iyi atlar getirsinler ki?

Bir de Enternasyoneller için yapıl(may)an reklamlar var. Kimin haberi vardı bu organizasyondan zaten at yarışıyla ilgilenenlerin dışında. Nerede haberi yapıldı Enternasyonellerin, nerede reklamı vardı? Belki uçuk bir düşünce ama Enternasyonel Yarışlar yapılırken ülkemizde Dünya Basketbol Şampiyonası yapılıyordu. Çok sayıda turist İstanbul'daydı. Acaba salonlara reklam vermek, halkımızla beraber o turistleri de Veliefendi'deki Enternasyonel Yarışlar'a çekmek hiç düşünüldü mü? Reklamı olsaydı gelirlerdi demiyorum, önemli olan düşünülüp, düşünülmediği. Ondan sonra Racingpost'ta çıkan haberlerle kendimizi kandırmaya çalışırız. Daha da kötüsü aslında yarışseverlerin Veliefendi'ye gitmemesi. Bunun nedeni aslında basit. Şampiyonlar koştuğu sürece Veliefendi dolar. Bir Turbo koşuyor olsaydı oradaki atmosfer çok farklı olurdu. İnsanlar iyi atlar izlemek istiyor. 'Baş' atlar çoğalmadığı sürece Veliefendi sadece Gazi Koşuları'nda dolan bir yer olarak kalır.

Son olarak tekrar ana konuya dönelim. Düşünmeye, eksiklikleri, yanlışlıkları gidermeye çalışmaya başlamalıyız. Başarısız olduğumuz şu son iki seneden sonra hala her şey normalmiş gibi davranmaktan vazgeçilmeli. Mesela geçen sene Pan River Dubai'de fırtına gibi esti. Yanlış yapılan ise bu başarının Türk Atçılığı'na mal edilmesiydi. 1 atın yurt dışındaki başarısı onun özel bir at olduğunu gösterir, atçılığın çok iyi olduğunu göstermez. Çıkan iyi atlarla gerçeklerin üstünü kapatmaya çalışıyoruz. O nedenle işe bazı şeyleri kabul ederek başlayalım. Bu şekilde devam etmek Türk Atçılığı'nı kaderine terk etmekten başka bir şey değildir.

7 Eylül 2010

Enternasyoneller'de Kapalıyız!




Açık söylemek gerekirse bu sefer yarışların yorumlanacak bir tarafını bulamadım. Az çok tahmin edebiliyorduk ağırlıklı başarının yabancıların olacağını. Ancak üst düzey atların olmadığı, hatta handikap atların bile geldiği yarışlarda yabancı atlar tabelayı kapatıp, ilk 4'ü fulleyip geri döndü.

Belki de kelimeleri anlamsız kaldığı noktaya ulaştık. Bir kere daha.

Enternasyonel Yarışlar'la ilgili yazımızı bu hafta yazacağız, uzun uzun. Önce biraz sakin düşünmeye ihtiyacımız var. İçimiz içimizi yiyor, elden bir şey gelmiyor.

Geçen sene sadece Turbo, bu sene sadece Derviş Ağa.

Kayıtlardaki at sayımızla, özellikle Boğaziçi'ndeki katılımla hüsrana uğramıştık. Sonuçlarla yıkıldık.

Çanlar uzun zamandır çalıyor. Acaba kulak veren var mı?

4 Eylül 2010

Enternasyonel Topkapı Koşusu | Son Gün Değerlendirmesi



Sıra geldi Topkapı Koşusu'na. 20.sinin koşulacağı bu büyük koşuya 6 yabancı at katılıyor, ülkmeizi ise 5 at temsil ediyor. Yine yabancılardan başlayalım.

Dream Eater: Geçen sene de Topkapı Koşusu'na katılan Dream Eater çok başarılı koştuğu yarışta son anda Pressing'e geçilmişti. Grup yarışlarla yoluna devam eden safkan son zamanlarda yarış kazanamasa da başarılı yarışlar çıkarıyor. Geçen seneki parlak yarışını hatırladığımız da zaten göz ardı edemeyeceğimiz safkan kendine iyi yerler için şans yaratmaya çalışacak.

Invisible Man: Godolphinler'in sahibi olduğu safkan, maidendan çıktıktan sonra sürekli handikap yarışlarda koşmuş. Yarış için yüksek yerlerde şansı olduğu söylenemez. Ekürisi olan Frozen Power'la beraber değerlendirmek lazım.

Mabait: Koştuğu handikap yarışlar sonrasında denendiği grup yarışlarda pek etkili olamayan Mabait en son listed koşu koşup kazanmış. Bu mesafede deneyimli olmasına rağmen ben, daha iyi rakipler yanında şanslı olacağını pek sanmıyorum.

Pressing: Son iki yılda koşulan Topkapı Koşusu'nu kazanan ve bu koşuyu iki kere ardarda kazanma başarısı gösteren tek at olan Pressing 7 yaşında. İnişli çıkışlı bir grafik çizmeye başlayan safkan kalitesiyle iddialı. Ancak geçen sene izlediğimiz Topkapı koşusunda zorlanan, son yarışında kötü bir performans sergileyerek 7. olan safkana güvenmek zor. Yarınki durumu yarışta elde edeceği sırayı belli edecek.

Silverside: Ülkemize, bu yarış için yurt dışından gelen bir diğer at Silverside. Koştuğu yarışlarda başarılı bir performans sergileyen atın grup koşularda söz sahibi olmuşluğu yok. Kapalı kutu olan safkanın şansı rakiplerine bağlı. SSon olarak ağustosun 22'sinde koşması dezavantaj oluşturabilir. Üst sıraları zorlaması sürpriz olur.

Frozen Power: Bu yarış için değerlendireceğimiz son yabancı safkan Frozen Power. Grup yarışlarda boy gösterip bir G2 kazanan, zaman zaman tabelada gezinen safkan çok üst düzey bir performansa sahip değil. 3 yaşlı olmasının getirdiği bir dezavantaj da var. Ancak ben yabancılar içinde şans bulabileceğini düşünüyorum. Son yarışı başarısız ama kollamakta fayda var.

Kapanış için sıra bizim atlarımızda.Deha ve Kurtiniadis ilk planda öne çıkan isimler.

Deha verdiği aradan geri dönüşü Kurtiniadis'i geçerek yaptı. Formda bir Deha rakiplerine pek aldırış etmez. Enternasyonel Topkapı Koşusu'nda birincilik için iddialı olacaktır.

Kurtiniadis ise Transacoustic'le başabaş mücadele ederek kazandığı yarıştan sonra formunu biraz kaybetti. Yaşının da getirdiği yorgunlukla performansını üst düzeyde tutmakta zorlanan Kurtiniadis yine de birinciliğin güçlü adayıdır.

Invincible Son Vehbi Koç Koşusu'nu kazandıktan sonra sentetik piste Yavuz Sultan Selim Koşusu'nu kazandı. En son 2000 metrede Başbakanlık'ta koşan safkan 5. olsa da iyi bir performans sergilemişti. Lehine dönen mesafede etkili bir yarış çıkarmasını bekliyorum.

Hayri Baba Fatih Sultan Mehmet Koşusu'nda Deha ve Kurtiniadis'in arkasına 3.lük elde ederken başarılı bir performans sergiledi. Bu koşuda da üst sıralar için mücadele edecek Hayri baba rakiplerinin birbirlerini kollamasından faydalanabilir.

Star Fist ise zaman zaman üst düzey performans sergileyebiliyor. Grup koşularda şimdiye kadar başarı gösterememiş olması nedeniyle çok sürprizde değerlendirilmeli.

Zevkli geçecek olan yarış çekişmeli geçecek. Türk atları Deha ve Kurtiniadis'in ön plana çıkacağı yarışta Dream Eater ve Pressing rakipelerini mağlup etmek için mücadele verecek. İyi koşmasını beklediğim Invincible Son ve Frozen Power'ı dikkate almakta fayda var. İyi bir yarış izleyeceğimiz kesin.

Enternasyonel Boğaziçi Koşusu | Son Gün Değerlendirmesi

Sağda,ikinci. Buzzword


Enternasyonel Boğaziçi Koşusu


Toplamda 9 atın katıldığı 2400m'lik yarışta ülkemizi Adonise, Inspector ve ekürisi Doğanhan temsil ederken, 6 misafirimiz olacak. Önce yabancı safkanları değerlendirelim.

Estejo: Son iki yarışında handikap yarış birinciliği sonrasında da listed koşuda 2.lik elde etmiş olan safkanın Mayıs'ta koşmuş olduğu Grup3 yarıştaki 2.liği bulunuyor. Bu sonuç dışında son zamanlarda Grup yarışlarda pek parlak neticeler sergilemeyen safkanın 2008'in Kasım'ında Grup1 birinciliği olmakla beraber ben yarın için şansının, diğer safkanların performansına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Halicarnassus: Geçen seneki Boğaziçi'ni kazanan safkan o gün için muazzam bir performans ortaya koymuştu. Daha sonra 12 yarış koşan safkanın sadece bir handikap birinciliği bulunuyor. Formunda gerileme olduğunu gördüğüm safkanın son 5 yarışında 4 kez sonuncu olması 20. Enternasyonel Boğaziçi Koşusu'nda sürpriz mücadelesi vereceğini gösteriyor. Bana göre şansı az.

Indian Days: Yarış hayatına ağırlıklı olarak handikap ve listed koşularla devam eden bir safkan. Son olarak kazandığı handikap yarışıyla ülkemize geliyor. Geçmiş yarışlarına bakarak şansının fazla olmadığını söyleyebiliriz.

Sri Putra: Ülkemize iddialı gelen bir isim. G3 ve G2 yarışlarda birincilik sahibi olan Sri Putra etkili bir isim. Son katıldığı G3 yarışta 2400 metrede 2.lik elde eden safkanın özellikle bir önceki yarışı çok parlak. İngiltere'de Sandown Park'ta koştuğu 200 metrelik çim koşuda, Boğaziçi Koşusuna beraber katılacağı jokeyi Philip Robinson ile 2. olan Sri Putra bu seneki Boğaziçi Koşusu'nun birincilik adaylarındandır.

Baschar: Gördüğümüz 3 yarışında bir kez Grup2 koşuda 3. olmayı başarmış. Yarış kazanmamış olan atın ilgilileri tarafından grup koşularda koşturulması kalitesine inandıklarını gösteriyor ancak mevcut tabloda yarış için çok şanslı olduğunu söylemeyemeyiz.

Buzzword: Godolphinler'e ait olan Buzzword de iddialı gelen bir at. Sürekli olarak grup koşularda boy gösteren ve başarılar elde eden safkan son olarak Hamburg'da katıldığı 2400 metrelik G1 yarıştan birincilik ile ayrılmış. Bir Pivotal yavrusu olan Buzzword mevcut performansıyla kağıt üzerinde ağır basıyor. Boğaziçi Koşusu'nu kazanmaya yakın.

Buzzword'un yabancılar içinde ağır bastığı koşuda Adonise ve Inspector birincilik uğraşı verecekler.

Adonise istim üstünde. Ankara'da koştuğu kulaklıklarının unutulduğu 'malum' yarıştan sonra uzun mesafeli koşulara katılan safkan Başbakanlık'ta Inspector'e geçildiği yarış dışında 3 birincilik elde etti. Boğaziçi koşusu için çok şanslı görülen Adonise yarışın temposundan etkilenmezse birinciliği zorlar.

Inspector ise 2008 Boğaziçi Koşusu galibi ünvanıyla bu koşuya katılıyor. Geçen sene kazandığı Başbakanlık Koşusu'ndan sonra sessizliğe bürünen ve sessizliğini bu seneki Başbakanlık Koşusu'nu kazanarak bozan Inspector için yarışın gidişatı çok önemli. Kısa sprinte kalan koşularda daha etkisiz olan Inspector'un bu açığını gidermek için ekürisi Doğanhan'ın yardımına başvurulacak. Ekürisinin yardımıyla istediği tempoya girebildiği takdirde kalitesi su götrümez olan Inspector geçen sene Halicarnassus'a kaybettiği ünvan için mücadele edecek.

Bu değerlendirmelerden sonra ben de naçizane tahminim olarak Buzzword-Adonise ikilisini öneriyorum. Daha sonra ise Inspector-Sri Putra'yı öneriyorum. Tahminim bu dört safkanın mücadelesini izleyeceğimiz yönüde. Bakalım sonuç nasıl gelişecek.

8 Eylül 2009

Jokeylerin Enternasyonel Kazançları


Enternasyonel Yarışlar'ın üzerinden neredeyse bir hafta geçti. Yarışların değerlendirilmesi çok kez yapıldı. Bir de jokeyler bakalım. 6 yarıştan oluşan Enternasyonel Yarışlar'da kim en çok geliri elde etti.

Enternasyonel Anadolu Koşusu

1.Balius- 250,000$, Dettori 25,000$

2.Derviş Ağa-100.000$, Yalçın 10,000$

3.Berathan-50.000$, Gökhan Kocakaya 5,000$

4.Beran- 25.000$, N.şen 2,500$


Enternasyonel IFAHR Koşusu

1.Badad 100.000$, C.Nora 10,000$

2.Şimşeğinoğlu 40.000$, Gökhan 4,000$
3.Nakomys 20.000$, N.Callan 2,000$

4.Yücelay 10.000$, Karataş 1,000$


Enternasyonel İstanbul Koşusu

1.Evas Quest 250.000$, A.Munro 25.000$

2.Damaniyat Girl 100.000$, Dettori 10.000$

3.Wilside 50.000$, Peslier 5.000$

4.Berraksu 25.000$ S.Boyraz 2,500$


Enternasyonel Topkapı Koşusu

1.Pressing 600.000$ N.Callan 60.000$

2.Dream eater 240.000$ Buick 24.000$

3.Sabırlı 120.000$ A.Sözen 12.000$

4.Kurtiniadis 60.000$ Selim 6.000$


Enternasyonel Boğaziçi Koşusu

1.Halicarnassus 400.000$ A.Munro 40.000$

2.Pan river 160.000$ S.Boyraz 16.000$

3.Sassoalora 80.000$ G.mosse 8.000$

4.Annosh 40.000$ Selim 4.000$

Enternasyonel Malazgirt Koşusu

1.Turbo 150000$ Karataş 15.000$

2.General 60.000$ Bouland 6.000$

3.No risk al Maury 30000$ Hills 3.000$

4.Dariya 100.00$ Sogorb 1000$



Toplam:

Munro: 65,000
Callan: 62,000

Dettori: 35.000

Buick 24.000

S.Boyraz 18,500

Karataş 16,000

A.Sözen 12,000

Y.Akağaç, Selim, Nora: 10,000

Kocakaya 9,000

G.Mosse 8,000

Bouland 6,000

Peslier 5,000

Hills 3,000

N.Şen 2,500

Sogorb 1,000


Enternasyonel Yarışlar'da jokeyleri kazançlarına göre sıraladığımız zaman doğal olarak yabancıların ilk sıraları doldurduğunu görüyoruz. Türk Jokeylerimizden tabelaya giren olmadığı listede birincilik ufak bir farklada olsa 2 yarış kazanan A.Munro'nun oluyor. Hemen 3.000$ gerisinde N.Callan 2. olurken diğer rakiplerinden bayağı ayrılmış gözüküyorlar. En yakın rakipleri Dettori olurken gelir farkı ise yaklaşık 30.000$.

Yerlilerden en iyi performansı S. Boyraz sergilemiş ve bir 2.lik bir 4.lük ile topladığı 18,500$'lık gelir ona Türk Ligi Şampiyonluğu'nu getirdi.

Toplamda 6 yarışın koşulduğu buna bağlı olarak 24 pozisyonun açıldığı Festival'de bu 24 tabela yeri 17 farklı jokey tarafından doldurulmuş. Bu da bir-iki jokeyin festivali (Kazanç yönünden değil,tabela içinde yer bulma yönünden) domine edemediğini gösteriyor.
Kazanç hesaplamasında ülkemizde geçerli olan %10 kuralı geçerli kabul edilmiştir. Jokeylerin aldıkları özel primler vs. hesaplamaya katılmamıştır.

5 Eylül 2009

Enternasyonel Koşuların Analizi 3

Enternasyonel İstanbul Koşusu

Enternasyonel Yarış Festivali'nin birinci gününün kapanış mücadelesiydi. İlk gün için en çok ümit taşıdığım yarış açıkçası burasıydı. Özellikle Rokoko'nun çok başarılı koşacağına inanıyordum. Kimilerine göre Rokoko iyi koşmuş olabilir, 8.ciliği sürpriz olmamış olabilir. Bana göre gerçek derecesi bu değil. Rokoko'nun bu gruplarda dahi çok daha iyi yerlere gelebilecek kapasitesi olduğunu savunuyorum. Ben hala Rokoko'yu 2 yaşındaki mükemmel sprintleriyle hatırlıyorum. Bundan sonra toparlanmasa da Rokoko benim için her zaman ayrı bir yerde olacak. Yine de biliyorum ki Rokoko Gazi'nin yaralarını sararak, kıa ve orta mesafelerde gerçek kimliğine bürünecek.


Genelde ilk satırlar kazanan ata ve kısa bir özete yöneliktir. Bu sefer Rokoko'ya bir ayrıcalık tanıdık. Gelelim koşuya. Geçen sene Enternasyonel İstanbul Koşusu'nu kazanan Berraksu, ünvanını korumak için çıktığı yarışta yine liderliği alıp, koşuya tempoyu veren isim oldu. Eva's Request ve Wilside hemen Berraksu'nun arkasında yarışı 2 ve 3 olarak götürdü. Rokoko yarışı arka sıralarda takip ederken, yarışın 2.si lan Damaniyat Girl ise yarışı neredeyse en arkada takip ediyordu.


Virajın dönülmesiyle beraber Berraksu'yu ilk yakalayan Wilside oldu. Bu ikili müthiş bir mücadeleye giriştiler. Zaten mücadele aynaya kadar devam etti. Bu iki safkanın dışına çıkan Eva's Request ise çok kolay olmasa da rakipleri geçip fotoya ulaşan ilk isim oldu. Yarışı çok gerilerde takip eden 3 yaşlı Damaniyat Girl ise muazzam bir sprint attı. İçeri dışarı atı çeke çeke, sürekli yol arayarak, sürekli pistte yer değiştirerek sprint adan safkan uygun bir kulvar bulması halinde kesinlikle yarışı kazanacaktı. Seneye ülkemize tekrar gelirse kesinlikle ismi tekrar gündeme gelecektir ve yarışa favori olarak girecektir.


Ön sıralarda tutulan ülkemiz atlarından Chi, Rokoko ve The Rising yarışı birbirlerine çok yakın bitirdi. 3 at dayarışseverleri hayal kırıklığına uğrattı. Nihalim'i ise anlamak mümkün değil. Gazi Koşusu'nda 2. olmuş bir safkan, çok da iyi koşarken o kadar kötü hale geldi ki tanımak na mümkün. Nihalim'in toparlanması lazım. Hele ki Ribella'dan sonra çok öne çıkan bir kısrağımızın olmadığı dönemde...


Ayakta kalan tek safkanımız bu yarışta Berraksu oldu. Zaten o da olmasa, gelen 4 yabancı at tabelayı doldurup ülkelerine dönecekti.


Ben seneye bı yarışta daha şanslı olacağımızı düşünüyorum. Jenerasyonun değişmeye başlaması bu yıl için bir başarı getirmedi. 4'lülüğünde daha oturmuş bir Rokoko öncülüğünde bu jenerasyonla bu tarz yarışlarda daha başarılı olabileceğimizi düşünüyorum. Ancak itiraf etmeliyiz ki bu yarış da bizim için tam bir felaket oldu.

4 Eylül 2009

Enternasyonel Koşuların Analizi 2

Enternasyonel IFAHR Koşusu

Bu sene 3.sü koşulan Ifahr Koşusu'nda bu sefer yabancılar kazandı. İlk iki koşuyu sırasıyla Kafkaslı ve Bozdoğn kazanmıştı. İlk kez ikramiye ülke dışına çıktı. Badad gerçekten kaliteli bir attı ve koşuya da iddialı bir şekilde geliyordu. Bu yüzden sonuç normal.


Ganyanlara baktığımızda Badad da Kafkaslı da 1,60 ganyan ile sahaya çıktılar. Gerçeten yarışseverler de bu iki safkanı ayırmışlardı. Badad kendisine güvenenleri yanıltmazken, Kafkaslı tam bir hayal kırıklığı oldu. IFAHR adına düzenlenen bu koşuda, IFAHR'ın sitesine girdiğinizde en çok ikramiye toplamış safkan olarak Kafkaslı'yı ana sayfada görürüsünüz. Ancak Kafkaslı, sitesinde ilk sayfada olduğu organizasyon adına düzenlenen bu koşuda hiç yoktu. Selim Kaya'ya yapılan eleştirilen büyük bir bölümünü, yarışı çok geride takip ettiği görüşü oluşturuyor. Kafkaslı son viraj dönüldükten sonra önünde bulunan (gerileyen Dayala hariç) kimseyi geçemedi ve yarışı 6. olarak tamamladı. Kabul etmek gerek ki Kafkaslı zaten problemleri olan bir safkan. Bir de yaşının ilerlemesi eklenince... Kafkaslı'nın bu yarışı ölçü alınmayacak olsa bile Kafkaslı hiç bir zaman eski Kafkaslı olmayacak. Bana göre yarışseverin de Kafkaslı'ya olan güveni azalmaya başlayacaktır.


Yarışın 2.si olan Şimşeğinoğlu ise büyük bir iş başarmış oldu. 600'e doğru Gökhan Dayala'dan liderliği çalıp yürümeye başladı. Berathan'da da yapmaya çalıştığı yarışı çalabilir miyim düşüncesiyle düzlüğe önde çıktı. Önce, yanına tutarak gelen Hızlıtay'ı ayırdı. Dışardan gelen Badad'a bir şey yapamayan Şimşeğinoğlu, içinden dalan Nakomys'e geçilmesine rağmen jokeyinin yoğun gayretiyle geri gelip 2.liği fotoda kurtardı.Ülkemizdeki Enternasyonel Yarışlar'da yavrularını defalarca izlediğimiz Amer'in kızı Nakomys ise yarıştan 3. ayrıldı. Son anda Hızlıtay'ı geçen Yücelay da tabelayı tamamladı.


Anadolu Koşusu'ndan sonra bir hayal kırklığı da bu yarışta yaşadık. IFAHR Koşusu'nda ülkemize gelen atların çok iyi koştuğunu söyleyemeyiz. Ama yarışı çalma düşüncesindeki Şimşeğinoğlu dışında da bu ikilinin arasına girebilecek at yoktu, ki o bile giremiyordu. Tabi Kafkaslı'nın bekleneni ortaya koymaması da yarışseverleri üzen bir nokta oldu.

Enternasyonel Koşuların Analizi 1

Enternasyonel Anadolu Koşusu


Enternasyonel Yarış Festivali'nin açılış mücadelesiydi Anadolu Koşusu. YArıştan önceki değerlendirmemizde Türk Atlarının önde olduğunu, zaten 2 yabancı safkanı yarışa katıldığını ve Philatelist'in etkili olamayacağını, ağırlıklı olarak çim pistte koşan Balius'un sentetiğe uyum sağlaması halinde başarılı olabileceğini yazmıştık. Yarışı kazanma ihtimali olan tek yabancı at Balius da aynayı önde geçen safkan oldu.

Beklenildiği gibi Doğubeyi yarışa hızlı başlayıp liderliği aldı ve alıştığımız stiliyle koştu. Ancak beklenenin aksine kimse Doğubeyi'ni önde rahatsız etmedi. Beran da önceki yarışlardaki hatasını sonunda anlamış olacak ki arkada beklemeyi tercih etti. Yarışı Doğubeyi'nin arkasında takip eden Berathan, yarışı çalma düşüncesiyle Doğubeyi'ni erken ayırmaya çalıştı ve 800'e doğru yürümeye başladı. Bu hamle Doğubeyi'ni kısa sürede yarıştan düşürürken, yarışı ön grubun içinde takip eden Balius'a yaradı. Doğubeyi-Berathan kapışmasından uzakta kalmamak için Dettori'nin teşvik ettiği safkan 400'e gelinirken Berathan'ı yakaladı ve mücadele dahi etmeden rakibini ayırdı.

Kolay bir birincilik elde eden Balius yaklaşık 5 boy farkla fotoyu önde geçerken, en azından ikincilik isteyen Berathan Doğubeyi'ne erken saldırmasının faturasını Derviş Ağa'ya geçilerek ödemiş oldu. Yine öne çıkmaya çalışmayan ve yarışı gerilerde takip eden Beran, tempoya uymamasının ödülünü 4.lük elde ederek aldı. Fair Son ise eski günlerin çok gerisinde kaldığını gösterdi. Gerçek bir Fair Son'ın bu yarış için birincilik mücadelesi yapmamasını düşünmek yanlış olurdu. Ancak tabelaya dahi asılamayacak bir görüntüdeydi.

Konuşulması gereken bir diğer konu ise zayıf olarak nitelendiremeyeceğimi kumcu Türklerin neden özünde çimci olan bir ata geçildiğidir. Geçen sene Harputlu Gaggoş ve Fair Son, Familiar Territory, Happy Boy gibi iddialı başarılı atları geçme başarısı gösterirken bu sene çok da iddialı diyemeyeceğimiz Balius'un daha yoğun katıldığımız yarıştaki birinciliği düşündürücüdür.Balius'un rekor kırarak kazandığı yarıştan bize geriye kalan ise Dettori'nin attan atlama şovunu izlemek oldu.

İşte Turbo! Malazgirt Şampiyonu




2-3 Eylül'de Veliefendi'de gerçekleştirilen Enternasyonel Yarış Festivali'nde umduğunu bulamayan Türk atlarının kötü gidişine, son yarışta Turbo dur dedi. Şampiyon safkanımız Entenasyonel Malazgirt Koşusu'nu kazanarak büyük bir başarıya daha imza attı.


1600m çim pistte koşulan yarışta çok büyük ümitlerle ülkemize getirilen her biri uluslararası başarı kazanmış dünyaca ünlü atlar olan General, Dariya ve No Risk Al Maury, Turbo'ya karşı ayakta kalamadı. Ülkemizde Triple Crown'a bir adımı kalan Turbo, Malazgirt Koşusu'ndaki birinciliği ile de kendisine şüpheyle bakanları bir kez daha yanıltmış oldu. Ganyanı 2,00 lira çıkan ve Turbo'nun koştuğu yarışlarda Turbo'nun yanında en düşük ganyanla koşan General'in düzlük boyunca tüm çabaları Turbo'ya yetmedi.


Yarışı fazla konuşmaya gerek yok aslında, yine bir beyaz bayrak ayna yarışı. Zaten normal sonuç Turbo'nun kazanması olmalıydı. Ancak öyle bir hava oluşturuldu ki bir anda Turbo'yu alçaltmaya başladılar. Yarıştan bir ün önce yazdığım yazıda da belirttiğim gibi Turbo dünya üzerinde ender rastlanacak güç,kalite ve karaktere bir at. Daha doğrusu öyle düşünüyordum. Malazgirt Koşusu ile bu kanıtlanmış oldu.


Turbo yarışı sadece için kazanmadı. Milyonlarca yarışsever için, Türk Atçılığı'nın imajı için de kazandı. Düşünsenize Enternasyonel Yarış düzenliyorsunuz. 2 günde 6 yarış var. Ancak Turbo'ya kadarki yarışlarda bir tek birinciliğimiz yok. Kaybettiğimiz atlar da yarışlardan önceki değerlendirmelerde yüzüne bakmadığımız, daha kaliteli atar gelsin, bunlar da kim denilen safkanlar. Açık söylemek gerekirse safkanlarımızın bu denli geride kaldığını görünce, iyi ki daha iyi safkanlar gelmemiş diyoruz. Bir de iyi olanlar gelse...


Turboyu bu önemli yarışı kazandığı için yürekten kutluyoruz. Yarış hayatı boyunca sakatlanmadan, bu güzel yarışlarını devam ettirmesini istiyoruz. Bu atın yetiştiricilikle falan alakası yok. Tamamen bir mucize. Nice Turbo gibi mucize atlar izlemeye... Teşekkürler Turbo.

2 Eylül 2009

Enternasyonel Boğaziçi Koşusu


1991'den beri yapılagelen 2. koşu olan Boğaziçi Koşusu bu sene de zorlu mücadeleye sahne olacak. 13 safkanın 400.000$ için mücadelesini izleyeceğiz. 4 safkanın yurt dışından katıldığı yarışta Inspector ve Pan River dışında ülkemiz atlarının bu yarışa uygun kalitede çıkmadığını söyleyebiliriz. Geçen senelerde de gerek katılımın gerekse niteliğin düşük olduğunu düşünürsek, yetiştiriciliğimizde uzun mesafe atlarının ne kadar geride kaldığını görüyoruz. Son iki yılda büyük bir katılım düşüşü görüyoruz. 2006da Champs To Champs'in kazandığı Win River Win'in 2. olduğu yarıştan sonra bir türlü istenilen katılım sağlanamamıştı. Kısaca göz atalım.

2008 Boğaziçi Koşusu
Katılımcılarımız: Inspector, Out of Control, Tiramisu
2007 Boğaziçi Koşusu
Koşan safkanlarımız: Tiramisu, Annosh, Prince of Eulluep

Uzun mesafede koşan son zamanda yetişmiş olan safkanların dayanıklılıklarının, eski jenerasyonlara göre düşük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu da neden bu yarışa at çıkaramadığımızın nedenidir. Atlarımız harplerden sağ çıkamıyor ya da çok yıpranıp formunu kaybediyor.

Şimdiye kadar koşulan 18 koşuda birincilik sayısı yabacı atlar ve Türk Atları arasında 9'a 9 şeklinde bölünmüş.

Yarın deplasmanda yarışa çıkacak atlar Halicarnassus, Illustrious Blue, Sassoaloro ve Shawnee Saga.

Halicarnassus 42 koşuda 7 birincilik elde eden, yaklaşık 300.000£ kazancı olan, 5 yaşında bir safkan. Grup yarışlarda birincilikleri ve tabelaları bulunan safkan yarın için kendisine şans yaratailir.

5 yaşındaki Illustrious Blue'nun da 42 yarışı bulunuyor. 8 birincilik 9 ikincilik elde eden safkanın 250.000£ civarında geliri var.

Shawnee Saga ve Sassoalora ise daha düşük performansa sahip isimler.

Sürprize açık mücadelede hangi sonuç çıkarsa şaşırmamalıyız. Yarışın nasıl gideceğini de kestirmek zor. Yarışa çoluk çock katılan Adalı ekürisini atlarını nasıl koşturacağı çok önemli. İlk planda Pan River-Inspector ikilisi ve Halicarnassus-Illustrious Blue ikilisisin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Ancak bu dört atın dışında gelebilecek bir at da bizim için sürpriz olmayacak.
Related Posts with Thumbnails