Yurt Dışından etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yurt Dışından etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2011

Biz mi Çok Kötüyüz, Onlar mı Çok İyi ?


Dün detaylı olarak yabancı yarış programını inceledim. Malumunuz İngiltere Wolverhampton yarışları vardı. Atların orjinlerini inceledim. Sonra yarışların ikramiyelerine bakındım. Çok çarpıcı noktalar ön plana çıkıyor. Yarış programını bu linkten inceleyebilirsiniz. Gelin beraber bakalım.

21 Eylül 2010

Avrupa'da Bir Türk Yükseliyor: Native Khan | Aracı Ekürisi


Atçılığa yeni girdiğini söyleyebileceğimiz bir eküri Türkiye'de adını duyurmadan sesini Avrupa'da yükseltti. Aracı Ekürisi. Ülkemizde henüz sadece bir atları koşan, 22 Eylül Çarşamba günü de Lily of The Valley adlı safkanları yarış hayatına başlayacak Aracı Ekürisi atçılığa hızlı bir giriş yapıyor.

Ekürinin ayak sesleri ise dışardan geliyor. Aracılar'ın şu anki baş atı konumunda öyle bir safkan var ki Avrupa'da kendinden sıkça bahsettirmeye başladı: Azamour - Viva Maria orjinli Native Khan.

Yarış hayatına 7 Temmuz'da İngiltere'de başlayan tay European Breeder's Fund Maiden Stakes'i kazanarak gündeme gelmişti. Daha sonra 14 Ağustos günü İngiltere Newbury'de koşacak olan safkan yarış öncesinde bu koşudan çıkartıldı. G3 Solario Stakes ise yeni hedef olarak ortaya çıktı ve Native Khan bu koşuda koştu. Sandown'da 21 Ağustos'ta koşulan bu önemli mücadeleyi kazanma başarısı gösterdi. Hedefleri daha da büyüten Native Khan bu önemli birinciliğiyle tüm dikkatleri üzerine çekti.

İngiltere'de Telegraph'tan Guardian'a pek çok ünlü ve saygıdeğer basın organında Native Khan haberleri çıktı. Özellikle G3 birinciliği geniş yer buldu. Antrenörü Ed Dunlop kazandığı yarıştan sonra Native Khan'ın çok önemli bir at olacağına işaret ederken, önlerindeki G1 yarışları değerlendireceklerini söylemiş. Kazandığı G3 Solaria Stakes içinse jokeyi Eddie Ahern'i de överek düzlükte kapandıklarını ama Eddie'nin onları bu durumdan kurtardığının altını çizerek başarısının altını çizmiş. Ayrıca Racingpost'a verdiği röportajda Ed Dunlop, Native Khan'ın önceki hafta yarıştan çıkmasının doğru bir karar olduğunu, ağır çimin safkanı etkileyeceğini söylemiş ve eklemiş; Native Khan 1400-1600 mesafeli yarışların atı.



Native Khan'ın 1809'dan beri yapılan sayılı klasiklerden G1 2000 Guineas Stakes için 1'e 33 oranı, 1'e 25'e çekilmiş durumda. Ve şuanda pek çok sitede erken bahis oranları bakımından 9 ile 11. şanslı at aralığında.



İbrahim Aracı ve kızı Pınar Aracı ile yapılan röportajda eküri güzel mesajlar veriyor. Eküri, Türk Atçılığı'nın Avrupa ile rekabet etmeye çalıştığını söyleyip, daha iyi atları Türkiye'ye getirmek, daha iyi atlar yetiştirerek Avrupa'yla girilen rekabette katkı sağlamak istediklerini belirtmiş. Ve benim her zaman altını çizdiğim noktaya Aracılar da değinerek; "biz bunu yaparsak, diğerleri de aynı şeyi yapacak, çünkü rekabetin olduğu bir düzen var, herkes daha iyisini yapmaya çalışacak." demiş. Yani sektörde taşlar fazla yerine oturmuş durumda. Bu durum atçılığımızın gelişmesini engelliyor. Nasıl bir kaç sene evvel Kurteller sektöre girdi bir kıpırdanma oldu, şimdi de aynı şey olacak. Ne kadar çok yatırım yapan atçı olursa sahada, rekabet de o kadar artar ve mecburen daha iyi atlar getirmeye çalışırlar.

Röportajın devamında atlarının sayısını daha arttıracaklarını ve bir hara kurmayı hedeflediklerini söylüyorlar.

Aracı Ekürisi Native Khan'la adını duyurdu. Umarım Native Khan sakatlıklara yakalanmadan sağlıklı bir şekilde koşar. Adından daha çok bahsettirecek bir safkan. Ekürinin eline böyle bir at geçmesi de onlar için büyük bir şans. Ancak anlıyoruz ki Aracılar bundan sonra çok konuşlacak işlere imza atacaklar. Anlaşılan bu formayı izlemeye alışacağız. Türkiye'deki atlarını da sabırsızlıkla bekliyoruz. Atçılığımıza hayırlı olsun.

1 Eylül 2010

Bir Film: Secretariat



Son Viraj Dönülüyor'un ilk yazılarından biriydi: Secretariat. Belki ona şampiyon demek yetersiz. Çünkü ülkemizde o kadar sık kullanılır hale geldi ki şampiyon sıfatı, 3-4 yarış kazanan tüm atlar bir anda "şampiyon" ilan ediliyor. Gerçek şu ki Secretariat gelmiş geçmiş en başarılı, en tanınmış, ününü tüm dünyaya yaymış efsane bir at. İşte bu efsane at şimdi de vizyona taşınıyor. Kendi ismini taşıyan filmde onun hikayesini izleme fırsatı bulacağız.



Çok dengeli bir oyuncu kadrosuna sahip olan filmin yönetmeni, Pearl Harbor ve Cesur Yürek'ten tanıdığımız Randall Wallace. Film Walt Disney yapımı. Amerika'da 8 Ekim'de vizyona giriyor. Türkiye'de vizyonda görebilecek miyiz, tam olarak bilmiyorum. Ancak gelebileceğini tahmin ediyorum.

Fragmanını izlediğimizde filmin çekilmiş olmak için çekilmediğini anlıyoruz. Secretariat'ın gerçek hikayesine dayanan film, iyi örülmüş hikaye ağını vizyona taşıyor.



Benzer bir şekilde vizyona giren 'Seabiscuit'tan sonra, Secretariat'ın da efsanesini vizyona taşıyor olması Amerika'nın atlara verdiği önemi, onların kültürünün bir parçası olduğunu gösteriyor. Biliyoruz ki sadece para oağında çekilmiş bir film değil. Şampiyona duyulan saygıyı da en üst düzeye çekiyor. Başta espn olmak üzere bir çok yerde ses getiren film zaten amacını yerine getirecektir.

İnşallah ülkemizdeki atçılık da bir gün bu seviyeye gelir, bizim de böylesine, filmi çekilecek kadar efsane atlarımız çıkar. Peki ne zaman? Belki 80, 90 sene sonra. Ama daha erken değil. Sanmam. Zaten bu ön yargılı toplumumuzda kaç kişi gidip izler? Umarım Secretariat ülkemizde vizyona girer de izlenme sayısını, kaç hafta vizyonda kaldığını, diğer ülkelerle karşılaştırma fırsatını buluruz. Gerçi sonuç malumun ilanı olacaktır.

4 Ağustos 2009

Beyaz Melek: The Opera House



İnanılmaz bir güzellik, benim hayatımda gördüğüm en güzel beyaz at. Kar beyaz rengiyle muazzam bir görünüşü var. Geçen sene Magic Millions satışlarından 270.00$'a satın alınan THE OPERA HOUSE, Avustralya'daki lekesiz 7 beyaz attan biri. Bu güzel dişi safkan adını Sidney'in ikonundan (Opera House) alıyor. Merak edenler için de belirtmek lazım, koştuğu ilk iki yarışını da, ki bunlar 800 ve 900 metre, kazanma başarısını göstermiş.

The Opera House jokey Jodie Riley ile.
Fotoğraf: The Sunday Telegraph

6 Haziran 2009

Efsane: Secretariat

O tam bir rekortmen. Otoriteler onun, 20. yüzyılın en iyi atı olduğunu iddia ediyor. Belmont Stakes'te gerçekleştirmiş olduğu tarihi yarış... Yapmış olduğu tarihi 31 boyluk fark bir rekordur. Bu rekor yarım asırdır kırılamamıştır. 1973'te tam 25 yıldır yapılamayanı yapıp Triple Crown yapan safkan, ABD'de bu başarıya imza atmış 9. safkandır. ESPN tarafından belirlenmiş olan "20.yüzyılıın en iyi 100 sporcusu" sıralamasında 35. sırada gösterilmiştir. 1. sırayı Michael Jordan'ın aldığı sıralamada Secretariat, "insan" dışında sıralamaya girmiş üç isimden biridir. Secretariat ABD atçılığı için tam bir efsane haline gelmiştir. Şöhreti günümüzde de devam etmektedir.








Secretariat, tarihe geçecek yarışında fotoya doğru uçarken
Related Posts with Thumbnails