At Yarışları ve Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
At Yarışları ve Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2012

Selim Kaya'dan Al Haberi | Tartışma Büyüyerek Sürüyor


Yeni yıla girerken, 2012'in tartışmalara gebe olduğunu vurgulamıştık. Malumunuz Selim Kaya ve TJK yönetimini, özellikle Ömer Faruk Girgin, arasında ciddi problemler var. 2011'in son günlerinde açığa çıkmış ve ulusal medyaya yansımıştı. (İlk kıvılcıma buradan bakabilirsiniz.) Selim Kaya'nın bugün Takvim gazetesine vermiş olduğu röportajla gerilim iyice yükseldi.

22 Aralık 2011

Bir Caş Haberi, Ama..

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM), Bursa'nın Karacabey ilçesindeki işletmesinde bulunan Arap yarış atı "Caş", bugüne kadar kazandırdıklarıyla dikkati çekiyor."Caş", yavrularının satışı ve bunların katıldığı yarışlardan alınan payla birlikte devlete milyonlarca lira para kazandırdı.

11 Ekim 2011

Mehmet Kaya ve Çivili Kamçı

Şimdi bir kaç yeni şey gözüme çarptı.
- Çivili kamçı ile yarışa başlamıştır.
- Yarış içinde kamçıyı ata vurmamıştır.
- Ata karşı bu kamçıyı kullanmamış olsa da olay oldukça vahimdir.
- O kamçının bir jokeyin elinde olması dahi korkunçtur.
- Haber ulusal medyada da yer bulmuş, maalesef at yarışlarının imajı kötüymüş gibi yayınlanmıştır.
- Kimsenin 'at yarışlarının çivisi çıktı' şeklinde haberler yaptırarak sektörümüzü karalama hakkı yoktur.
- Şu anda Mehmet Kaya 1 ay ceza almış durumda.

8 Ekim 2011

Foaller %75'e Koşsun'un Açmazları


Türk atçılığının kanayan yarası nedir? Safkan İngilizlerimizin son yıllarda Enternasyonellerde uğradıkları hüsrana ne yol açmaktadır? Atlarımız neden başarısız oluyor? Bu sorular bir haberle tekrar canlandı. 2012 yılı için foallerin (yurt dışında doğup ülkemize gelen) safkanların, koşu ikramiyelerinin %75'ine koşmasına devam edilmesi kararı alınmış. Bu bilgiyi lideform.com.tr'de Murat Akyer'in 4 Ekim 2011 tarihli yazısından öğreniyoruz. Murat Akyer de bu uygulamanın doğruluğuna işaret eden bir yazı yazmış. Biz de %75'in çıkmazlarına değinip, şimdi foallerin ikramiyenin %100'üne koşmaları gerektiğini savunacağız.

Olayın iki boyutu var. Birincisi TJK, yani yetiştiricilikte kendi aygırlarının kullanılmasın arzu eden yarı-tekel olarak nitelendirebileceğimiz bir oluşum. İkinci boyutu ise özel haralar ve yetiştiriciler.

Murat Akyer'in yazısında değinmiş olduğu temel nokta foallerin ikramiyenin tamamına koşması durumunda Türk atçılığının 2023 hedefini sarsacağıdır. Burada çeşitli sorular sorulmalıdır. Hedef neden 2023? Neden 11 yıllık bir süreçte beklemeliyiz? 2023 Türk atları(?) Avrupa'da ve dünyada ilk sıralara çıkmazsa foallerin %100'e koşması desteklenecek mi?

Bir diğer muğlak nokta %75 uygulaması kalkınca TJK'nın aygırlarına kimsenin rağbet etmeyeceğidir, bu şekilde savunuluyor. Ancak sistemin kendisinin yanlış olması ihtimali üzerinde durulmuyor. TJK'nın yetiştiricilikte, yerli yetiştiricileri kendisine mahkum etmesi ne denli etiktir? TJK'nın asıl amacı foalleri %75'e koşturup kendi aygırlarına para kazandırmak mıdır, yoksa Türk atçılığını iler taşımak mıdır?


Ülkemizdeki yetiştiricileri korumak adına,atçılığımızın yerinde saymasına göz yummak ne kadar doğru, bilemiyorum. Sistemin başarısız olduğu aşikar. Eğer ki amacımız yurt dışındaki atlarla rekabet edebilecek seviyeye gelmekse, bunu ne mevcut aygırlarımız, ne mevcut kısraklarımız, ne mevcut sistem gerçekleştirir. Ama eğer ki amacımız yetiştiricileri, yerli atçıları korumaksa o zaman foallere daha da sınır getirelim %50'ye koşsunlar, yabancı kısrakların ülkemizde doğan tayları da %75'e koşsun. Uç örnek.

Bununla birlikte atçıların daha çok para kazanmasını nasıl sağlarızda değil, Türk atçıları nasıl daha iyi atlar koşar düşüncesindeyim ben. İşler aynen devam ederse bir Grand Ekinoks, bir Sabırlı, bir Pan River çıksın diye senelerce bekleriz kendi dünyamızda, o at yıllar sonra çıktığında yurt dışında bir yarış kazandığında atçılığımız süper, çok iyiyiz, asarız, keseriz, biz bu işi biliyoruz diye kendimizi kandırırız yine. Enternasyoneller'de handikap puanları, bizim atlarımızın şişme handikap puanlarından aşağıda olan atların yanında tabela yapamadığımızda da 2 gün yas tutarız. Nasıl olsa geri kalan 363 gün bizlerin.


Akıllara yine bazı sorular gelecektir. Onlara da ışık tutalım. Atçılıkta miliyet var mı? Foallerin yetiştiriciliğimize katkısı olacak mı? Foallerimiz yurt dışında başarılı olsa sevinir miyiz?

Atçılıkta kimlik, milliyet gibi kavramların olduğunu kabul etmiyorum. Eğer ki 'Türk' atlar istiyoruz o zaman Strike The Gold'dan, Lion Heart'ta Okawango'dan yetiştirdiğimiz atları Türk olarak tanımlayamayız, babaları Türk değil sonuçta. Zira öyle bir şans da yok, hiç bir ülke için.

Foalleri sadece ülkemizde koşacak olan atlar olarak düşünmeyelim. Devamında baba ve anne olarak Türk atçılığına katkı sağlamaya devam edecekler. Yanında 'usa' yazabilir ama yavrusunda o ibare yazmayacak. Eğer ki Türk yetiştirmelerine gerçekten önem veriliyorsa 2. jenerasyonda zaten bu foaller üzerinden Türk atları yetiştiriyor olacaklar. Zaten kısa vadeli düşünüldüğü için sorun oluyor. Yetiştiriciler de uzun vadede daha iyi atlar yetiştirip, daha iyi paralar kazanabilecekler, temel kıstasları para ise.

Diğer bir konu yurt dışındaki atlarla rekabete girildiğinde hangi duygulara bürüneceğimizle ilgilidir. Aslında çok da karmaşık değil. Ribella, atıyorum, koşsa Musir'i geçse sevinmeyecek miydik? Mary Ellenlar, Akındayımlar, Ribellalar yabancı atları geçtiğinde, Win River Winler, Dinyeper'ler Dubai'ye gittiğinde Türk atları demiyor muyduk onlara? Enternasyonellerde kazandıklarında, Türk atları kazandı demiyor muyduk? Önemli olan atın, hangi ülke adına koştuğudur.

Foallerin getirilmesi geçici değil, kalıcı bir çözümdür. Aslına bakılırsa bu bir çözüm de değil, olması gerekendir. Yarışçılığımızın ileri gitmesi için bu müdahale yapılmalıdır!

1 Şubat 2010

Grand Ekinoks'un Programı Üzerine




Yayın günü de duyurmuştuk. Cnn Türk'teki Her Yerde 1 Haber Var programının bu haftaki konuğu Grand Ekinoks'tu. Tam anlamıyla dört dörtlük, Şampiyon'a yakışır bir programdı.


Program gerçekten çok güzel hazırlanmıştı. Öncelikle Ekinci'nin Riva'daki arazisine gidiliyor. Orada Grand Ekinoks sohbeti başlıyor. Grand Ekinoks'un çoğu yarışsever tarafından bilinen hikayesi ilgi çekici bir şekilde işleniyor. Grand Ekinoks'un alınma ihtimali olan 4 at içerisinden nasıl seçildiği ve ata gelen tepkileri anlatıyor Ekinci. Grand Ekinoks'un özgürce koşturmasını izliyoruz. Benim açıkçası hiç hatırlamadığım Grand Ekinoks'un ilk koşusuna götürüyor bizi program. Tam umutlar kesilmeye başlarken attığı sprintin eküriye nasıl ümit verdiğini dinliyoruz. Ve tabi sonrasında hem Türkiye'deki hem de Dubai'deki başarılarından bahsediliyor.


Programı izlemeye devam ederken bir süprizle karşılaşıyoruz. İmparator Süleyman Akdı çıkıyor karşımıza. Safkanın ne denli özel bir at olduğunu anlatarak, kambur olmasına rağmen bu kadar başarılı olan bir at tanımadığını söylüyor. Grand Ekinoks'un yavruları için de yorum yapıyor büyük jokey ve yavrularından çok ümitli olduğunu belirtiyor.


Benim en çok ilgimi çeken ise Grand Ekinoks'un bakıcısıyla yapılan röportajdı. At için ne kadar çok emek harcadığını, ahıra sokmak için bile saatlerce nasıl taklalar attığını anlatırken bile gözünden mutluluğu okunuyordu. Sanki oğlundan bahsediyordu. İşte gerçek at sevgisi budur. Gerçekten ikilinin bu iletişimi inanılmaz hoşuma gitti.


Program genel olarak çok başarılıydı. Ancak bir noktası ile de önem taşıyordu. Program öyle güzelce hazırlanmıştı ki, sadece yarışseverler ya da at yarışı oynayanlara yönelik değildi. Her yaştan, herkese hitap eden çok güzel bir içeriği vardı ve anlatılanlar da herkese anlatılabilecek açıklıkta dile getiriliyordu.


At yarışlarının imajının düzelmesi gerekliliğinden bahsedilir hep. İşte bu ve bunun gibi programlar at yarışlarına bakış açışı değişecektir. Cnn Türk'ü ve programın yapımcısı olan Güven İslamoğlu'na sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım programı izlemişsinizdir. Bu tür programlara ekranlarda daha sık rastlamak dileğiyle.

30 Ocak 2010

Şampiyon Grand Ekinoks Televizyonda





Bugün Son Düzlük'ü izlerken Hakan Cantınaz sayesinde haberdar olduk. Hastalığımdan dolayı tüm gün televizyon karşısında olmama rağmen CNN Türk'ün reklamlarında hiç karşılaşmamıştım.

Bunları söyledikten sonra konunun ne olduğunu açıklama zamanımız geldi herhalde. Bir çoğunuz biliyorsunuzdur, CNN Türk'te "Her Yerde Bir Haber Var" adlı bir program var. Pek çok farklı konu bir nevi belgesel tadında işleniyor. İşte bu güzel programda bu hafta bizler için mutluluk verici bir konu var; Grand Ekinoks. Pek çok kez sahibinin kendi ağzından da dinlediğim Grand Ekinoks'un sıradışı hikayesi bu akşam saat 8'de ekranlarda olacak.

Bu güzel program için şimdiden tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. At yarışlarında, sadece yarışların olmadığını gösteren, yarışsever olmayan insanların da ilgisini çekebilecek bu programı kaçırmamanızı öneririm.

İyi seyirler.

9 Ocak 2010

At Yarışları ve İnternet Medyası



TAY TV'de yayınlanacak olan, At Yarışları ve İnternet Medyası adlı foruma konuk olduk. Öncelikle, başta Hakan Cantınaz olmak üzere tüm TAY TV ailesine böyle bir program yaptıkları ve nazik davetleri için teşekkür ederim.


Gerçekten çok faydalı olacağını düşündüğüm programda yarışseverleri hipodromlara nasıl çekeceğimizden, at yarışı ve reklam ilişkisine kadar pek çok konuda konuştuk. Orada bulunmanın bile benim için onur olduğu yayında, söz sahibi olmak bir kaç cümle etmek inanılmaz bir mutluluk verdi.

Bu tür organizasyonlar ben ve benim gibi genç yaştaki insanlar için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. Tekrar çok teşekkür ediyorum


Programın yayınlanacağı saat ve günler;


10 Ocak, Saat 22.00

11 Ocak, Saat 09.00

13 Ocak, Saat 22.00

15 Ocak, Saat 09.00
Related Posts with Thumbnails