10 Aralık 2011
27 Eylül 2011
Kendisi Şampiyon: Pyramos

Bir at koşmaya başlamadan önce ilk bakacağımız şey atın orjinidir. Söz konusu İngilizlerse önce anne hattına bakılır. Nedeni ise ülkemizdeki sınırlı ve belli aygırların olmasıdır. Genellikle atı farklı kılan mecburiyetten anne tarafı olur. Bununla beraber atın pedigrisi yurt dışından bir aygır tarafından tamamlandıysa, bu sefer baba hattı incelenmeye değer. Bu anlattıklarım Türkiye'deki at yarışlarının gerçekçi yapısından ortaya çıkan sonuçlardır. Varacağımız sonuç benim son yıllarda gördüğüm en farklı at olan Pyramos'la direk bağlantılı. Neden mi?
Orjin yönünden bakıldığında kimse atı izlemeden önce, çok iyi koşar, geçilmez, şampiyon adayı olur diyemezdi. Ben hala orjininin böyle bir at çıkarmayacağını düşünüyorum. Bu şekilde düşünmeyebilirsiniz, saygı duyarım. Ancak özel atlardan bahsedilir ya hep... Yürekli, cesur ve zeki. Pyramos'ta da ben o ışığı görüyorum. Padokta, yarış öncesinde, yarış içinde öyle bir görüntü veriyor ki ben yarış atıyım diye bağırıyor. Babası Scream to Scream.. Yani 2010'da 2 yavrusu 3 yarış koşup başarı elde edememiş, 2011'de parlayama başlayan bir baba. Scream To Scream'in yarış hayatında 2 tane G1 birinciliği var. Çok güçlü jenarasyon içinde başarılı olduğu aşikar. Ama her başarılı atın aygırlık kariyerinin iyi olmasını beklemeyiz, olmuyorda. Anne ise Rafia. Yarış hayatında bir yarış koşan bir Ramadan temsilcisi. Pyramos ile de Ramadan'ın kısrak babası olarka ilk koşusu. Tam bir soru işareti kısaca. Her şey belirsiz. Baba, Scream to Scream.. ne yapacak bilinmiyor. Anne Rafia.. Yarış hayatı yok. Sahaya gelen ilk yavrusu. Ayrıca Ramadan'ın da 2. kuşak olarak sahaya gelen, yani torunu diyebileceğimiz ilk at. Ne olur, başarılı olur mu yine bilinmezlik var. İşte bu bulanıklıktan çıkan bir Pyramos.
Ankara'da ilk 2 koşusunu bir şekilde izleyemedim. 3. yarışında, önce padokta, sonra canlı bir şekilde yarışta izleyince hayret içerisinde kaldım. Padokta zıplaya zıplaya yürüyen, kafasını neredeyse yere değecek kadar büken, atletik, yaşıtlarına göre kocaman bir yapıya sahip tam bir yarış atı. Adeta bir biblo. Elle özel çizilmiş, kahramanlar gibi. Hayran gözlerle yarışın başlamasını bekliyor insan. Yarış başlayınca Pyramos'un şaşırtıcılığı devam ediyor. Ön ayaklarını bambaşka atıyor. Olimpiyatlarda kulaç atan yüzücüler gibi... Sanki koşmuyor, çimde yüzüyor. Önce dışarı doğru atıyor adımını, yere basacağı noktada düzeltiyor. Yapısal bir özelliği olduğu kadar atın zekasından kaynaklandığını düşünüyorum. Koştuğunu, yarış içinde olduğunu biliyor. Gücünün farkında ve rakipleriyle adeta oynuyor.
Peki Pyramos ne demek? Mitolojik bir figür, efsane adı olan Pyramos'un betimlenmesine baktığınız zaman Ankara'da koşan Kahraman Ekürisi'nin şampiyon adayı atı Pyramos'a birebir uyuyor: Yaşadığı dönemin en yakışıklısı olan Pyramos...
Ankara'da son olarak II. Elizabeth Koşusu'nu kazanan ve 4'te 4 yapan Pyramos bu yarışında İstanbul'da rakiplerine hakim olan Queen Amidala ve Typhoon Girl'e de hakim oldu. Mesafeye çıkar mı, uzunu yapar mı gibi soruları bir kenara bırakıp bu özel atın yarışlarını izleme keyfini yaşayalım.
Ayakları düz bassın diyeceğim ama önlerini yüzüyormuş gibi dışarıdan dışarıdan attığı için kötü bir temenni olacak Allah sakatlıklardan, kazalardan, nazardan korusun. uzun yıllar başarılarını izleriz umarım.
Şu bir gerçek ki eğer Pyramos'tan 4-5 yıl sonra "şampiyon" olarak bahsedecekse o, orjininin şampiyonu olmayacak, kendisi şampiyon olacak.
24 Eylül 2010
Bazıları Kaba Kum Sever | Dynasty

Koşmaya başlayalı daha bir sene olmamış. Ancak öyle bir performans orta koyuyor ki, tutabilene aşk olsun. Kum pistte muazzama yakın bir performans sergileyen Dynasty için bir şeyler yazmamız lazım. Çünkü performansı bunu hak ediyor.
Aslında ismiyle başlamak lazım. Çok beğeniyorum ben ismini. İsim babası kimse kutlamak lazım. Hanedanlık demek Dynasty. Bu yönüyle yarış hayatının ilk yarışından, daha koşmadan benim dikkatimi çekmiş bir at. Gerçi yarış içinde isminin telaffuzunda çok kez yanlışlık yapıldı. İlk yarışında 'dinasti' olarak okundu adı. İlerleyen zamanda spikerler doğrusunu öğrenmiş olacaklar ki 'daynısti'ye döndüler.
İzmir'de koştuğu son koşuda Pansiyon Hara Koşusu'nu kazandı. Golden Sun, My Sea, Doğubeyi, Fairson gibi bu koşuyu kazanmış olan isimlerin arasına adını yazdırdı. Dynasty tartışmasız kaba kumun önemli atlarından biri ve daha iyi olacak.
Gelelim Dynasty'nin o çok övdüğümüz kum performansına. Koştuğu 13 yarışta tam 9 kez fotoyu önde geçmiş. Bir kez 2., bir kez 3., olurken 2 kere de 5. olmuş. Bu demek oluyor ki %70'lük bir kazanma, %85'lik tabela oranına sahip. Bir attan daha ne istenebilir.
Allah ayaklarını düz bastırsın. Umarım yarış hayatı sağlıklı ve uzun olur, biz de Dynasty'yi uzun yıllar izleriz.
14 Şubat 2010
Pistlerimizde Top Koşturanlar!

At isimlerinde futbolcu isimlerinin kullanılmaya başlanılması Sergen'le beraber başladı. Benim hatırladığım, daha doğrusu bildiğim ilk futbolcu atımız Sergen'di. Sergen Yalçın'ın sahibi olduğu Sergen furyanın başlangıcı olarak sayılabilir. Önce Arap olarak koşan Sergen'in daha sonraki yıllarda İngiliz versiyonu da koştu.
Dünya çapındaki yıldızlara geçmeden önce ülkemiz starlarına bakmaya devam edelim. Bunlardan kazançlarıyla ön palana çıkanlar John Carew, Appiah ve Ricardinho. Üçü de 5yaşında olan safkanların üçü de bir süredir ara vermiş durumda.


Appiah ise 2'liliğnde çok başarılı bir safkanken 3'lüye döndüğünde formunu bir nebze kaybetmiştir. G2 TYAYveSD Koşusu'nda Doğubeyi, Nash Bishop gibi safkanları geride bırakarak birinciliğe uzanmıştır. Açıkçası bu yarıştan sonra toparlanamayan safkan 1 yıl sonra İzmir'de birinciliğe ulaşırken sık sık verdiği aralarla pistlerden sürekli uzak kalmaktadır. John Carew gibi, Appiah da Pan River'ın kazandığı Gazi Koşusu'na katılmıştır.
Ricardinho da Appiah gibi taylığını başarılı geçirmiş bir at. 172.000 lira kazancı olan Ricardinho çim kum demeden istikrarlı koşan bir at.

Daha yıldız isimlere geldi şimdi sıra. İstatistikleriyle son yıllarda Türk futboluna ağırlığını koyan Alex'siz bir yarış dünyası eksik olurdu! Alex de Souza isimli koşamadan ölmüş bir at var. Ancak çok parlak bir isim de var; King Alex. Çok başarılı bir yarış hayatı olan safkanın Gazi Koşusu'na kadar uzanan bir yaşamı var. bu süre içinde 4 tane Grup koşu koşup 1 birincilik 3 üçüncülük elde etti. Sakarya Koşusu'nda Topor, My Lady, Ateşin Kızı gibi atları geride bırakan safkanın 255.000 lira civarında kazancı var. Inspector'un kazandığı Gazi Koşusu'nda 16. olan King Alex'in bu yarışla beraber yarış hayatı bitmiş oldu.
Fenerbahçe'de bir dönem oynamış olan süper santrafor Anelka'da bir ata isim olmuş durumda. Apiiah'ın anne kardeşi olan Bin Ajwaad - İremnaz orjinli Anelka da hiç yarış koşamamış, şu an 6 yaşında.
Bir dönem at koşan Rıdvan Dilmen'in de sahip olduğu atın adının, Fenerbahçeli oluşundan geldiği kesin. Atının adına Okocha'ya istinaden Jay Jay koyan Dilmen bu safkanla başarı aradı.
Pistlermizde koşan atlar içerisinde bir de kalecimiz var. Ender duyduğumuz kaleci isimli atımız Mondragon. Galatasaray kalesini senelerce başarıyla koruyan Mondi'nin adını taşıyan at ise pek başarılı sayılamaz. 8 yarışta koşan Mondragon'un tek bir dördüncülüğü mevcut.
Galatasaray'ın Super Cup maçında Fatih'in muhteşem ortasına ayağını koyarak kupayı Türkiye'ye getiren Süper Mario Jardel de pistlere çıkmış durumda. 42 yarışta 4 birinciliği buluna Jardel'in 135.000 lira kazancı var.
Türk Futbol Tarihi'nin tartışmasız en büyük isimlerinden biri, her yönüyle Türkiye'ye gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu Hagi de yarış koşanlar arasında. PRIMO DOMINIE(GB) - NIGHT AUCTION(IRE) orjinli Hagi 12 yarış koşup aynı Mondragon gibi sadece bir kez 4.lük elde edebilmiş.
Futbollarıyla taraftarın gönlünde taht kuran isimleri yarış pistlerinde de görmek, yarışseverlere zevk veren durumlardan biri. Bu yazımızda sadece ülkemizde top koşturan futbolcuların adını taşıyan atlara baktık. Bir çok dünya yıldızın ismini taşıyan safkan da yarış koşuyor. Bunlara da sonraki yazımızda bakacağız.
