6 Şubat 2010

Rokoko





Beşikçi Ekürisi üzerine yazdığım yazı da bir sonraki yazımın Rokoko üzerine olacağını söylemiştim. Sıra geldi benim için yeri ayrı olan ve bana göre şimdiden adını tarihe yazdırmış isme. Rokoko'nun yarışlarını, kariyerini ve satışı üzerine kuracağız yazımızı.

Rokoko'nun yarış hayatına geçmeden önce bir kaç şey söyleyeceğim. Her fırsatta, her konusu açıldığında Rokoko'yu ne kadar çok sevdiğimden bahsederim. Hani bazı şeyler vardır ya, onun hakkında düşünürken, konuşurken pek objektif olamayız, tarafsız kalamayız. Bu da işte böyle bir şey. Şimdiye kadarki tek sübjektif yazım olacak.

Her yarışsever gibi ben de 1 Şartlı koşuları çok severim. Koşulardan önce atların orjinlerini incelemek büyük bir zevktir. Rokoko'nun koşacağı ilk yarıştan önce de çalışmalar yapılıyordu. Cihanyandı Lütfiye'ye tıklayınca ne göreyim, Bebek Cafe'nin kardeşi. Rokoko'dan önce de koşan Cihanyandı Lütfiyeler vardı. Ama ilk defa koşmadan önce Bebek Cafe'nin bir kardeşiyle karşılaştım. Bebek Cafe benim çocukluğumda bayıldığım atlardan biriydi. Şampiyon atlar değillerdi ama Tomasino ve Bebek Cafe, üzerinden geçen yıllara rağmen bende kalıcı izler bırakmıştı. Çok sevdiğim bir atın kardeşi koşuyordu. Sabırsızlıkla yarışı bekledim. Viraj dönülürken bende hayal kırıklığı başlamıştı ancak sonrasında inanılmaz sprint... Kanatlanmak bu olsa gerek. Daha sonra derecesi dikkatimi çekti. İlk defa 47'in altına inen bir derece görmüştüm. Belki vardı ama benim ilk defa dikkatimi çekmişti. Ancak derece öyle böyle değildir. Rokoko sadece bu yarışıyla bile belki adını tarihe yazdırdı bile. 800m çimde 46,62 bitiriş derecesine sahip olan Rokoko'nun derecesi, İstanbul'da 800 metre çim yarışları için rekor olma özelliğine sahip.

İlk yarışın rekor derecesi safkanı zorlamış olsa gerek. Yaklaşık 2.5 ay yarış koşmaz. Bu zaman zarfı içinde ise bende büyük bir heyecan, koşacağı günü iple çekmekteyim. Kayıtlardan hafta hafta takip ediyorum. Ve gün gelir Rokoko A. Birdal idaresinde sıkılmadan kolay bir 3.lük elde eder. Ancak hedef büyüktür. Bir sonraki durak 1. İnönü Koşusu'dur. Startla beraber grubun en arkasına geçen safkan düzlüğü beklemektedir. Yalçın Akağaç idaresinde pistin iç tarafından sprinte kalkar. Safkan kanatlarını takmış birinciliğe doğru uçuyordur, ancak tehlike ben geliyorum demektedir. Ad Victoriam giderek bariyere doğru kaymaktadır. Rokoko'nun artık yarışı koparacağı noktada Ad Victoriam Rokoko'ya yanaşır ve atı bariyerin içine sokacak şekilde faul yapar. Yalçın da bir kaza olmaması adına kantarmaya asılarak Rokoko'yu çeker. Protesto çekilir ve kabul edilir ancak Rokoko bir birincilikten olmuştur bile.

Sıra gelir 4. koşusuna, Tay Deneme'ye. Rokoko aykırı yarışlarına rağmen hala keşfedilmemiştir. Yarışı kazanmansını canı gönülden istiyordum. Rokoko kendisine yakışan yarışı yaparak aynayı geçerken, 8,30 lira ganyanla bir sürprize imza atar. Ancak benim tekimdir. Rokoko beni yanıltmaz. Aynayı geçerken Yalçın ayağa kalkarak el sallar. Nedense hep bana el sallamış gibi hissetmişimdir.

Artık Rokoko adını duyurmuştur. SİAYVSD Koşusunu'na favori olarak katılır. Artık koşusu şeklinden bahsetmeye gerek yok. Yine arkadadır, viraj dönülünce kuyruğunu döndüre döndüre uçmaya başlar. Ancak safkanın önünde bir engel vardır. Her hadi diyişinde önünde Doku belirir, beraber hareket ederler. Rokoko bir türlü önünü açamaz. En sonunda Yalçın dışarı açılarak sprinte devam etmeyi düşünse de geç kalmıştır. Rokoko devam etse de, Kaya Busesi'ne yetişemez bir baş farkla aynada yarışı kaybeder. 6 aydan uzun süre yarışlarına ara verir.

Dönüşü KV Ergin Talay Koşusu ile olur. Eski formundan uzak görünen safkan 3.lük elde ederek toparlanmak için biraz zamana ihtiyacı olduğunu gösterir. Bu yarışla beraber Yalçın Akağaç Rokoko beraberliğinin sonuna gelinir. Rokoko bir sonraki koşusunu S. Kaya ile koşacaktır.


Dişi Tay Deneme zamanı gelmiştir. Yarışa favoriler arasında giren Rokoko beklenmedik bir rakibe çarpılır. Adana'da başarılı koşular koşan, ardından İstanbul'a gelip adını Nadas Koşusu'nda 3. olarak duyuran Chi başarılı bir taktikle birinciliğe uzanmıştır. Chi ise sonlarda diğer rakiplerini kolay ayırmış olsa da Chi'nin 2 boy gerisinde kalmıştır.

Yine de safkan hedeften sapmaz.İlk kez uzun mesafeye çıkar. Böylece Gazi için de fikir sahibi olacaktık. 2100 metre G1 Koşu. Beşikçiler'in Vedası üzerine yazdığımızda da bahsettiğimiz "fedai Little Tulip" koşuya tempo verir. Virajla beraber Chi öne düşer, bir önceki yarışın rövanşı başlar. Rokoko arkadan yavaş yavaş gelmeye başlamaıştır. 200'de yakaladığı rakibi zor da olsa aynada ayırmıştır. Blogumun ilk yazılarından biri olan analizde Gazi Koşusu için Rokoko ve Miramis ikilisin ön plana çıktığını belirtsem de "ROKOKO ise Gazi Koşusu için üst sıralara göz kırpmış olsa da bana göre kısa yarışlarındaki etkili sprintini uzun mesafe yarışlarına taşıyamamıştır."

O büyük gün gelmiş, çatmıştır. 2009 Gazi Koşusu. İlk defa akşam koşulacak yarışa Veliefendi'de ilgi büyüktür. Yarışta öne çıkanlar Rokoko, Miramis ve Monte Negro'dur. Halis Karataş'ın tercihlediği ve çok inandığı Monte Negro büyük yarıştan 13. olarak ayrılmıştır. Gazi Koşusu Monte Negro'nun son koşusu olmuştur. Gazi'den sonra henüz piste dönmemiştir. Tam bir bilgim yok, ancak bu saatten sonra dönebileceğini pek sanmıyorum. Gazi Koşusu'nda birinciliğe, beklenen de kolay bir şekilde Miramis uzanmıştır. Ama önceki yarışlarında şanssızlıklarla boğuşan, yer bulamayan, sprinte kalkamayan, bariyerlere sokulan Rokoko bu sefer de kendisine yardımcı olan ekürisine çarpılmıştır. Bu konuya da şurada uzunca değinmiştim.

Bu büyük koşudaki hayal kırıklığı ile bir müddet safkanın dinleneceğini düşünürken, safkan tekrar karşımıza çıkar. Bana göre son derece gereksiz ve riskli bir kararla Rokoko Enternasyonel İstanbul Koşusu'na katılır. Her şeye rağmen elinden gelen her şeyi yapan, canını dişine takan safkan koşuda 8. olur.

Kalitesini ispatlayan Rokoko, dayanıklılığını da gösterir. Yaklaşık bir ay sonra Ankara'da 1600 metre çim pistte Adnan Menderes Koşusu'nda koşar. Halis Karataş'ın ilk kez bindiği Rokoko çok başarılı koşarak kolay bir şekilde birinciliğe uzanır. Sevdiği mesafede Chi'yi çok rahat geride bırakmıştır. Gazi Koşusu'ndan sonra kendisine temkinli bakan yarışseverlere en iyi cevabı yine kendisi vermiştir.

Ben artık Rokoko'nun karakterinin, ideal mesafesinin bilindiğini düşünürken Rokoko'yla hiç beklemediğim bir koşuda karşılaştım. Yarışın mesafesi 2000 idi. Evet Rokoko'nun sevmediği bir mesafe. Ancak daha da ilginç olanı yarışın kum oluşuydu. Çok daha ilginci kumun en iyi atlarının toplandığı Grup 1 koşu olmasıydı. Rokoko'yu deklareden sonra görmüştüm. O kadar büyük bir üzüntü duydum ki... Yarıştan 14. olarak ayrılır Rokoko. Neresinden tutulursa tutulsun yanlış bir karardır. Atı kumda görmek isteyebilirsiniz. Sonuçta pist sentetiğe dönmüştür. Çim atları uyum sağlayabilmektedir. Ancak bu kadar sert olmasın ilk yarışı. Mesafesi kendisine uygun olsun. Yoksa performansını değerlendiremeyiz. Bu yarış Rokoko için kara bir gün olmuştur. Fark etmişsinizdir, yarışa dair bir harf dahi sarfetmedim. Ben yarışı hiç izlemedim. Sonucun bu şekilde olacağı belliydi ve buna şahit olmak istemedim. Şuan da yarışı tekrar inceliyorum ancak videoya yine dokunmadım. İzlemedim ve izlemeyeceğim de. Çok yanlış bakıyorum belki de. Ama ben Rokoko'yu sonlarda geçerken görmek istemedim. Belki de atın yarış içinde bir problemi oldu ya da faullere maruz kaldı da bu sonuç ortaya çıktı. Öyle bir şey olduysa da en fazla yazık olmuş diyebilirim.

Son yarışı herkesin hatırlayacağı bir yarış oldu. Yarışın favorisi Kurtiniadis'tir. Son 400 Deha'nın kaçması, Kurtiniadis'in kovalaması şeklinde geçer ama Deha'yı ayıramaz. Düzlük üzerinde Deha'nın Kurtiniadis'e yaptığı hareketler sonucunda koşuya protesyo çekimişti. Ancak koşuda faul olmadığına karar verildi. Bu kararla beraber yarışseverler ikiye bölündü ve koşu üzerine uzun süre tartışmalar yapıldı. İşin gerçeği ise Rokoko bir türlü atağa kalkamamış, düzlük üzerinde sürekli içeri yatarak jokeyini uğraştırmış olmasıydı.

Bu yarış Rokoko'nun son koşusu olur, yeni yılda da henüz koşmadı. Sonraki gelişmeler ise biliniyor. Beşikçi Ekürisi sektörden çekilme kararı alır. Derya Beşikçi'nin vefatından sonra bu karara varan aile Rokoko dahil tüm atlarını satışa çıkarır. Satış ilanında Rokoko için bir fiyat belirlenmemiştir. Ancak Rokoko'nun ne olursa olsun alıcısı çıkacaktı. Rokoko'yu sektöre yeni yatrımlarla girmeye çalışan Cavanşir Mehmetoğlu alır. Bu muhteşem atın satış bedeli kesin bir bilgi olmamakla beraber 400.000 civarındadır. Adını daha önce Beran'ı alarak duyuran bu isim Rokoko'yu da ekürisine katmıştır. Eğer başka bir isim adına koşulmuyorsa mevcut atı da sadece Beran.

Beşikçiler'in satış kararına bakmıştık. Ben Rokoko'yu yarış hayatının sonuna dek kendisine çok yakışan Sarı-Kırmız forma altında görmek isterdim. Çünkü atlar formalaraıyla da özdeşleşiyorlar. Nasıl ki Bold Pilot dediğimizde hemen aklımızda beliren şekilde Halis Karataş'ın üzerinde taşıdığı mavi siyah forma varsa, Rokoko'yu da başka forma ile koşarken düşünemiyorum. Ama yarışsever olarak elim kolum bağlı. Keşke aile de benim gibi düşünüp, Rokoko'yu koşmaya devam etseydi.

Hiç farkına varmadım, neredeyse 2 saat olmuş yazıya başlayalı. Rokoko için ne yazsam, ne kadar anlatsam azdır. Bu kadar sevdiğim bir at için yazdığım yazıyı sonlandırmak da çok zor. Başlığa dahi isminden başka bir kelime yazmak istemedim. Benim artık tek isteğim Rokoko'nun yeni sahiplerince de itinayla bakılması ve uzun bir yarış hayatına sahip olması. Başarılı olmasını temenni etmeye gerek bile duymuyorum, biliyorum, muhteşem koşularına devam edecektir.

Seni bekliyoruz Rokoko. Sen nice başarılara imza at, biz de senin için seve seve sayfalarca yazı yazalım. Rokoko'nun yakın zamanda, o çok yakıştığı çim pistte dönmen dileğiyle...

İade-i Ziyaret

Son Viraj Dönülüyor at yarışları üzerine yazılan nadir bloglardandır. Beni en çok destekleyenler arasında da bir blog var. Özellikle son dönemlerde bloga da yaptıkları katkılarından dolayı cidago.blogspot.com ve yazarlarına teşekkürü bir borç biliyorum.

At yarışlarının imajının daha iyi noktalara gelmesi dileğiyle...

5 Şubat 2010

Beşikçi Ekürisi Veda Ediyor




Uzun zamandır aklımda olan bir konuya nihayet değinme fırsatı buluyorum. Takip edenler hatırlayacaklardır. Bloga mecburi bir ara vermeden önce yazdığım son F.Derya Beşikçi'nin vefat haberiydi. Yetiştiriciliğimiz için ne kadar büyük bir kayıp olduğundan bahsetmiştik. Aradan neredeyse 5 ay geçti. Bu sefer ekürinin aldığı satış kararına göz atacağız.

Ekürinin bu kararını öğreneli ne kadar oldu hatırlayamıyorum. Ancak ilk okuduğum anda inanılmaz bir üzüntü, çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Eküri Rokoko dahil olmak üzere tüm atlarını, 2009 doğumluları, kısrakları ilan yoluyla satışa çıkarmış.

Satış ilanında Rokoko ve Tenedos dışında tüm atların fiyatı belirlenmiş durumda. Koşar durumda olan Little Tulip, Gold Tulip, Parpali, Fafatara sırasıyla, 75, 60, 65, 45 Bin TL'ye alıcı bekliyor.

Little Tulip 4 yaşında. Rokoko'nun Gazi yardımcısı. Rokoko'ya fedai olarak koşmaya başlamadan önceki 4 yarışında 3 birinciliği var. Koştuğu süre içinde benim beğendiğim bir safkandı. Ancak Gazi Koşusu'ndan sonra bir daha kendine gelemedi. Gazi'den sonra 1 yarış koşabildi, ardından 3 aylık ara verdi. Aradan sonra bir KV yarış kazandı. 2 yarış daha koşan safkan 2 ay daha sahalardan uzak kaldı. Son olarak Ocak ayında start alan safkan Royal Victory'nin kazandığı yarışta 7. olarak toparlanma sinyali vermişti. Galop yapmaya devam eden safkanı yakın zaman içinde bir yarışta görebiliriz. Tabi soru işareti, ekürinin atları satana kadar yarış koşup koşmayacağı. Biraz önce de belirttiğimiz üzere Little Tulip'in satış fiyatı 75.ooo lira. Kazancı ise 130.000 lira civarında. İlerisi için de başarılı olabilecek potansiyele sahip. İnsanın "cebimde para olsa" diyeceği bir durum. Alıcısı güzel bir iş yapmış olacak.

Gold Tulip, ekürinin bir diğer atı. Annesi Celebrity Style bir Seeking The Gold yavrusudrur. Seeking The Gold Derya Beşikçi'nin önem verdiği bir hattı. Damızlık kısrakları arasında yine bir Seeking The Gold kızı Wait For Spring vardır. Kalite olarak kuşkusuz iyi bir noktada Gold Tulip. Ancak sakatlıklarla, sorunlarla başı belada olan bir at. Geçen sene yaklaşık 4 ay bir süre pistlerden uzak kalan safkan, bu sene de henüz piste çıkamadı. Son yarışı olan 4 Kasım'dan sonra atın galop yapmadığını görüyoruz. 95.000 Lira civarında kazancı olan safkanın 60.000 lira satış fiyatı mevcut.

Parpali, anneden Tenedos'un kardeşi. Koşar durumda satışa çıkarılan atlar arasında tek erkek. Ülkemizde, aygırların sınırlı sayıda olmasından kaynaklanarak, anne tarafının çok daha önem kazandığını biliyoruz. Anneden çok başarılı bir kardeşi olan Parpali 3 yarış koşup son yarışında 3.lük elde etmiştir. Bu 3.lük onun tek tabelasıdır. Yarışlarında benim pek beğenemediğim bir safkan. Tabi bu düşüncem koştuğu yarışlardaki performansına göre değerlendirmemdir. Satış bedeli 65.000 lira. Bu da atın potansiyelini gösteriyor bir nevi. mevcut performansı vasat olan safkan orjiniyle hala ümit vaad edebiliyor. Galoplarına baktığımızda yılbaşına kadar düzenli çalıştığını ocak ayında ise bir galop yaptığını görüyoruz.

Fafatara'ya geldi sıra. Cihanyandı Lütfiye kızı. Özellikle Rokoko'dan sonra çok şey beklenen safkan 5 yarış koştu. Başarısız bir performasn görüyoruz. İlk yarışına favori giren safkan favori olmasına rağmen çok kötü bir yarış koştu. Daha sonra ganyanı sürekli arttı, yarışseverlerin güveni azaldı. Son yarışında 55 lira ganyanla start aldı. Bir Manila tayı olması sebebiyle hep bende, 3'lülüğünde uzun mesafelere iyi koşar düşüncesi vardı. Ben hala başarılı olabileceğini düşünüyorum. Aynı Parpali gibi ocak ayında tek bir galobu var. Atların problemi mi var, kenter mi devam ediyorlar, çalışmalarını çiftikte mi yapıyorlar bilemiyorum.

Satış listesinde en gözde olan 2. ata gelelim. Tenedos. 14 yarış koşan kum pistin başarılı ismi 7 birincilikle güzel bir başarı yakalamış durumda. Özellikle Geçen sene kazandığı G1 Nene Hatun Koşusu'yla kalitesini iyice kabul ettirmiştir. Ancak bu yarıştan sonra safkan tam olarak toparlanamamış. Sonraki 4 yarışında bir birinciliği olmazken, Kasım'dan beri start almıyor. Tenedos için çok bir şey yazmaya gerek yok. Fiyatı karşılıklı belirlenecek bir safkan. Şu an için bir satış haberi çıkmış değil.

Rokoko'yu en sona bırakmıştık. Ancak Rokoko için, özellikle de benim ayrı bir sayfa açmam gerekir. Bu yüzden bir sonraki yazım Rokoko üzerine olacak. Ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz benim çok sevdiğim Rokoko'yu. Ancak atın satıldığı haberi geldi bile.

Beşikçi Ekürisi sahamız için çok önemli bir yer taşıyordu. Atçılığımıza büyük bir katkı yaptılar. Ancak F. Derya Beşikçi'nin vefatından sonra aile formanın temsilinin devamı gibi bir karar almadı. Aslında benim beklediğim buydu. Ailede atlarla çok ilgilenme isteği olmayabilir. Derya Bey'in at aşkı aileye yansımamış olabilir. Böyle bir durumda yetiştiriciliğe devam etmeleri beklenemez. Ancak benim düşüncem, en azından var olan atların yarış hayatlarının sonuna kadar bu forma altında koşmasının en iyi çözüm olacağı yönündeydi. Sonuçta atlarla birebir ilgilenmelerine gerek yok. Bir çok at sahibinin yaptığı gibi, uzman bir ekibe bu safkanları emanet edip onlar aracılığıyla koşmaya devam edebilirlerdi. Bu şekilde Derya Beşikçi'nin anısına güzel bir katkıda bulunabilirler, Beşikçi adını sektörde gururla taşımaya devam edebilirlerdi.

Bu kararı verecek olan aileydi ve aile bence bu satışlarla sektören tamamen çekildiğini ilan etmiştir. Manali, Bebek Cafe, Sinyor Sassi, On Footh Trouble, Dr Lucky gibi adından söz ettiren atlar koşan, son dönemde yetiştirdiği Tenedos ve Rokoko ile tekrar çıkışa geçen, atçılığımıza bir çok at değer kazandıran bu önemli ekürinin çekilme kararı atçılığımız için çok üzüntü vericidir, büyük bir kayıptır. Sayın Derya Beşikçi'yi tekrar rahmetle anıyoruz. At yarışlarına yaptığı katkılardan, ettiği hizmetlerden dolayı teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunuyorum. Beşikçi Ekürisi'ni ve o güzel Sarı-Kırmızı formayı asla unutmayacağız.

3 Şubat 2010

Aman Dikkat!

Daha çok uzun bir süre geçmedi üzerinden. 21 Ocak günü idmandan kötü bir haber geldi. Cemal Kurt, Tight End'le idman sırasında düşüp hastaneye kaldırılmıştı. Şükür ki hayati bir tehlikesi olması. Söz gelmişken tekrar geçmiş olsun diyelim. Hafta sonu ise Son Düzlük'te kazanın görünteleri yayınlanmıştı. Tight End galobun sonuna doğru bir şeyden korkup, kendini kurtaramayarak düşüyordu. Bugün de böylesine bir olay yaşandı. Altılı ganyanın son ayağında yarışı kazanan Alişar aynayı geçerken bir anda zıpladı. Bu ani hareketle gerek jokey, gerek Alişar için kötü sonuçlar doğuracak bir yıkılma olabilirdi. Malum arkadan da çok sayıda at geliyordu. Bence iki olayın da pistin aynı bölgesinde yakın aralıklarla gerçekleşmesi pistin oralarında atları ürkütebilecek bir şey olduğu anlamına geliyor. Bu konuda bir araştırma yapılmalı, bir önlem alınmalıdır. Yoksa her an üzücü bir kazayla karşılaşabiliriz.

2 Şubat 2010

Worldpoint Gözlerini Kapadı




İlki geçen sene yapılan TYAYSD tarafından düzenlenen İlkbahar Tay Satışları'nda 105.000 TL'ye el değiştiren Worldpoint öldü. Satışların kuşkusuz en başarılı ismi olan, bizim de blogdaki yazılarımızda defalarca incelediğimiz safkan 4 yarış koşabilmişti. Liderform.com.tr'den okuduğum kadarıyla, safkanı bağırsak düğümlenmesi sebebiyle kaybetik.

Bayram Tanrıverdi'nin sahibi olduğu Worldpoint, grup yarşlar olan Sadun Atığ ve II.İnönü dahil oımak üzere koştupu 4 yarıştan da birincilikle ayrılmıştı. Kısa yarış hayatına rağmen 163.000 TL kazancı olan başarılı safkan son yarışından sonra arıza yapmıştı. Gelecek için de ümit vaad eden safkanın kaybı beni de gerçekten çok üzdü. Özellikle satışların prestijini arttırmak, satışlara olan olumsuz bakışı ortadan kaldırmaya yönelik olarak kazandığı yarışlar çok önemliydi. Bu sebeple de benim sempatimi kazanmıştı.

Atın ilgililerini geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Güle güle Worldpoint.

Haftanın Jokeyi Boyraz



Altın Kamçı Ödülümüz'ün ilkini geçen haftadan başlayarak veriyoruz. İlk Altın Kamçı'mız Sadetti Boyraz'a gidiyor. Sadettin Boyraz nedense yarışseverlerin temkinli taklaştığı, benim ise sevdiğim jokeylerden biri. 30 Ocak Cumartesi günü öylesine 3 koşu kazandı ki, benim aklıma haftanın jokeyi için başka bir aday gelmesine dahi izin vermedi. Hafta boyunca kazandığı bütün yarışlar Cumartesi olan Boyraz, Altın Şen, Barrera ve İlle De Oğlum'la 3 başarılı 1.liğe imza attı. Özellikle İlle De Oğlum'la 2 yarış önce yaptığı hatadan ders alıp, birinciliğe uzanması alkış topladı. Son dönemlerde formunda düşme olan Sadettin Boyraz'ın bu başarılı birinciliklerden sonra ve ödülle beraber tekrar çıkışa geçmesini bekliyoruz. Gazi kazanmış bir jokeyin daha iyi yerde olması lazım. Tebrikler Sadettin Boyraz.

Altın Kamçı Ödülü





Eski yarışseverler hatırlayacaktır. Eskiden yılın en iyi jokeyin verilen bir Altın Kamçı ödülü vardı. Ancak bu ödül daha sonra kaldırılmıştı. Belki bilmeyenleriniz vardır, bu ödül Karataş'ın hipodromlarda fırtına gibi esmesiyle kaldırılmıştı. Türk Atçılığı'nın altın çocuğu Halis Karataş bir süre önce verdiği röportajında şöyle der; " Jokeyliğe başladığım zamanlarda jokeyleri motive etmek için 'Altın Kamçı' ödülü verilirdi. Ben aprantilikten jokeyliğe geçtikten sonra bu ödülü peş peşe almaya başladım. Ödülü her yıl benim almam üzerine, tertip komitesi ödülü kaldırdı."

Biz Son Viraj Dönülüyor olarak Altın Kamçı Ödülü'nü geri getiriyoruz. Bundan böyle her hafta bir jokeyimizi, kendi kriterlerimize göre değerlendirip Altın Kamçı Ödülü'nü ona vereceğiz. Uzun süredir eksik olan Haftanın Jokeyi Bölümü yayına başlıyor. Her pazartesi, haftanın jokeyiyle karşınızda olacağız. Sizler de "yorum" aracılığıyla katkıda ve eleştiride bulunabilirsiniz.

1 Şubat 2010

Grand Ekinoks'un Programı Üzerine




Yayın günü de duyurmuştuk. Cnn Türk'teki Her Yerde 1 Haber Var programının bu haftaki konuğu Grand Ekinoks'tu. Tam anlamıyla dört dörtlük, Şampiyon'a yakışır bir programdı.


Program gerçekten çok güzel hazırlanmıştı. Öncelikle Ekinci'nin Riva'daki arazisine gidiliyor. Orada Grand Ekinoks sohbeti başlıyor. Grand Ekinoks'un çoğu yarışsever tarafından bilinen hikayesi ilgi çekici bir şekilde işleniyor. Grand Ekinoks'un alınma ihtimali olan 4 at içerisinden nasıl seçildiği ve ata gelen tepkileri anlatıyor Ekinci. Grand Ekinoks'un özgürce koşturmasını izliyoruz. Benim açıkçası hiç hatırlamadığım Grand Ekinoks'un ilk koşusuna götürüyor bizi program. Tam umutlar kesilmeye başlarken attığı sprintin eküriye nasıl ümit verdiğini dinliyoruz. Ve tabi sonrasında hem Türkiye'deki hem de Dubai'deki başarılarından bahsediliyor.


Programı izlemeye devam ederken bir süprizle karşılaşıyoruz. İmparator Süleyman Akdı çıkıyor karşımıza. Safkanın ne denli özel bir at olduğunu anlatarak, kambur olmasına rağmen bu kadar başarılı olan bir at tanımadığını söylüyor. Grand Ekinoks'un yavruları için de yorum yapıyor büyük jokey ve yavrularından çok ümitli olduğunu belirtiyor.


Benim en çok ilgimi çeken ise Grand Ekinoks'un bakıcısıyla yapılan röportajdı. At için ne kadar çok emek harcadığını, ahıra sokmak için bile saatlerce nasıl taklalar attığını anlatırken bile gözünden mutluluğu okunuyordu. Sanki oğlundan bahsediyordu. İşte gerçek at sevgisi budur. Gerçekten ikilinin bu iletişimi inanılmaz hoşuma gitti.


Program genel olarak çok başarılıydı. Ancak bir noktası ile de önem taşıyordu. Program öyle güzelce hazırlanmıştı ki, sadece yarışseverler ya da at yarışı oynayanlara yönelik değildi. Her yaştan, herkese hitap eden çok güzel bir içeriği vardı ve anlatılanlar da herkese anlatılabilecek açıklıkta dile getiriliyordu.


At yarışlarının imajının düzelmesi gerekliliğinden bahsedilir hep. İşte bu ve bunun gibi programlar at yarışlarına bakış açışı değişecektir. Cnn Türk'ü ve programın yapımcısı olan Güven İslamoğlu'na sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Umarım programı izlemişsinizdir. Bu tür programlara ekranlarda daha sık rastlamak dileğiyle.

Serdal Adalı Beşiktaş Yönetiminde




At yarışlarıyla ilgilenlerin yakından tanıdığı bir isimdir Serdal Adalı. 90'ların ortasından beri at koşan, 500'ün üzerinde yarış koşmuş bir at sahibidir. Cenghis Khan, Out of Control gibi başarılı atları var. Ayrıca son dönemlerdeki, başta Islander One olmak üzere yurt dışından getirdiği atlarla tekrar bir canlanma ararken, sektörde de tekrar gündeme gelmeye başlamıştı.


Bunları anlatmamda tabiki bir sebep var. Malum dün Beşiktaş Kongresi vardı. Seçimi Yıldırım Demirören ve ekibi kazandı. Demirören'in listesindeki bir isim ise bizlerin hiç yabancı olmadığı birisiydi. Evet, Serdal Adalı artık Beşiktaş yönetiminde. Anlaşılan Serdal Adalı formasının beyazını, tuttuğu takımdan alıyormuş. Kendisine bol şanslar diliyoruz, çünkü Beşiktaş'ta yönetici olmak hiç kolay değildir.


Bir at sahibinin, bir kulüp yönetiminde olması bence at yarışları için önemli bir hale gelebilir. Konumu itibariyle medyaya çok daha yakın olacak Adalı. Umarız at yarışları için bir kaç olumlu iş de görebiliriz Adalı'dan. Kulüp yöneticileriyle yapılan söyleşileri, röportajları zaman zaman gazetelerde, pazar ilavelerinde görebiliyoruz. Kendisiyle de bir çok röportaj, bir çok söyleşi yapılacaktır. At yarışları için söyleyeceği her cümle çok önemlidir.


Serdal Adalı'yı tekrar tebrik ediyoruz. Konumuyla, at yarışlarına ucundan kenarından katkı yapması dileğiyle...

27.01.10

Uzun bir süre ara verdiğimiz Kara Kaplı Defter bölümümüze tekrar start veriyoruz.

ULUŞEF: Geçen sene İzmir'de başarılı sayılabilecek yarışlar koşan safkan, geldiği İstanbul'da 2. yarışında başarılı bir koşu koştu. Jackboot'un 1. olduğu yarışta yarışı orta grubun arkasında takip etti. Son viraj dönüldükten sonra en dış kulvara çıkmak isteyen ve bunun için uğraşırken zaman kaybeden safkan, önü açılınca çok güzel bir sprint attı. 59,5 kiloyla koşmasına rağmen sonlarda çok etkili gelen Uluşef, ilk yarışı dahil olmak üzere, her an için birinciliğe ulaşabilecek izlenimi verdi. Cazip bir ganyanla gelebilir, dikkat.

DEMETOKA: 2'liliğinde sadece 1 yarış koşan ve bu yarışın ardından yaklaşık 2 ay ara veren safkan, 2 yarış koştu. Özellikle son koşusu ilgi çekiciydi. Başarılı bir 4.lük elde etti. İki yarıştır güzel sprint atıyor. Erkintay'ın kazandığı koşuda yarış boyunca Erkintay'ı takip etti. Yarış için bence Erkintay'a yapabilecek bir şey yoktu ancak, kendi yarışını koşsaydı daha iyi bir yerde bitirebilirdi. Yarışın derecesi çok paralak olmasa da ilk koşusunda Maiden'dan çıkmaya çok yakındır.
Related Posts with Thumbnails