7 Eylül 2010

Enternasyoneller'de Kapalıyız!




Açık söylemek gerekirse bu sefer yarışların yorumlanacak bir tarafını bulamadım. Az çok tahmin edebiliyorduk ağırlıklı başarının yabancıların olacağını. Ancak üst düzey atların olmadığı, hatta handikap atların bile geldiği yarışlarda yabancı atlar tabelayı kapatıp, ilk 4'ü fulleyip geri döndü.

Belki de kelimeleri anlamsız kaldığı noktaya ulaştık. Bir kere daha.

Enternasyonel Yarışlar'la ilgili yazımızı bu hafta yazacağız, uzun uzun. Önce biraz sakin düşünmeye ihtiyacımız var. İçimiz içimizi yiyor, elden bir şey gelmiyor.

Geçen sene sadece Turbo, bu sene sadece Derviş Ağa.

Kayıtlardaki at sayımızla, özellikle Boğaziçi'ndeki katılımla hüsrana uğramıştık. Sonuçlarla yıkıldık.

Çanlar uzun zamandır çalıyor. Acaba kulak veren var mı?

4 Eylül 2010

Enternasyonel Topkapı Koşusu | Son Gün Değerlendirmesi



Sıra geldi Topkapı Koşusu'na. 20.sinin koşulacağı bu büyük koşuya 6 yabancı at katılıyor, ülkmeizi ise 5 at temsil ediyor. Yine yabancılardan başlayalım.

Dream Eater: Geçen sene de Topkapı Koşusu'na katılan Dream Eater çok başarılı koştuğu yarışta son anda Pressing'e geçilmişti. Grup yarışlarla yoluna devam eden safkan son zamanlarda yarış kazanamasa da başarılı yarışlar çıkarıyor. Geçen seneki parlak yarışını hatırladığımız da zaten göz ardı edemeyeceğimiz safkan kendine iyi yerler için şans yaratmaya çalışacak.

Invisible Man: Godolphinler'in sahibi olduğu safkan, maidendan çıktıktan sonra sürekli handikap yarışlarda koşmuş. Yarış için yüksek yerlerde şansı olduğu söylenemez. Ekürisi olan Frozen Power'la beraber değerlendirmek lazım.

Mabait: Koştuğu handikap yarışlar sonrasında denendiği grup yarışlarda pek etkili olamayan Mabait en son listed koşu koşup kazanmış. Bu mesafede deneyimli olmasına rağmen ben, daha iyi rakipler yanında şanslı olacağını pek sanmıyorum.

Pressing: Son iki yılda koşulan Topkapı Koşusu'nu kazanan ve bu koşuyu iki kere ardarda kazanma başarısı gösteren tek at olan Pressing 7 yaşında. İnişli çıkışlı bir grafik çizmeye başlayan safkan kalitesiyle iddialı. Ancak geçen sene izlediğimiz Topkapı koşusunda zorlanan, son yarışında kötü bir performans sergileyerek 7. olan safkana güvenmek zor. Yarınki durumu yarışta elde edeceği sırayı belli edecek.

Silverside: Ülkemize, bu yarış için yurt dışından gelen bir diğer at Silverside. Koştuğu yarışlarda başarılı bir performans sergileyen atın grup koşularda söz sahibi olmuşluğu yok. Kapalı kutu olan safkanın şansı rakiplerine bağlı. SSon olarak ağustosun 22'sinde koşması dezavantaj oluşturabilir. Üst sıraları zorlaması sürpriz olur.

Frozen Power: Bu yarış için değerlendireceğimiz son yabancı safkan Frozen Power. Grup yarışlarda boy gösterip bir G2 kazanan, zaman zaman tabelada gezinen safkan çok üst düzey bir performansa sahip değil. 3 yaşlı olmasının getirdiği bir dezavantaj da var. Ancak ben yabancılar içinde şans bulabileceğini düşünüyorum. Son yarışı başarısız ama kollamakta fayda var.

Kapanış için sıra bizim atlarımızda.Deha ve Kurtiniadis ilk planda öne çıkan isimler.

Deha verdiği aradan geri dönüşü Kurtiniadis'i geçerek yaptı. Formda bir Deha rakiplerine pek aldırış etmez. Enternasyonel Topkapı Koşusu'nda birincilik için iddialı olacaktır.

Kurtiniadis ise Transacoustic'le başabaş mücadele ederek kazandığı yarıştan sonra formunu biraz kaybetti. Yaşının da getirdiği yorgunlukla performansını üst düzeyde tutmakta zorlanan Kurtiniadis yine de birinciliğin güçlü adayıdır.

Invincible Son Vehbi Koç Koşusu'nu kazandıktan sonra sentetik piste Yavuz Sultan Selim Koşusu'nu kazandı. En son 2000 metrede Başbakanlık'ta koşan safkan 5. olsa da iyi bir performans sergilemişti. Lehine dönen mesafede etkili bir yarış çıkarmasını bekliyorum.

Hayri Baba Fatih Sultan Mehmet Koşusu'nda Deha ve Kurtiniadis'in arkasına 3.lük elde ederken başarılı bir performans sergiledi. Bu koşuda da üst sıralar için mücadele edecek Hayri baba rakiplerinin birbirlerini kollamasından faydalanabilir.

Star Fist ise zaman zaman üst düzey performans sergileyebiliyor. Grup koşularda şimdiye kadar başarı gösterememiş olması nedeniyle çok sürprizde değerlendirilmeli.

Zevkli geçecek olan yarış çekişmeli geçecek. Türk atları Deha ve Kurtiniadis'in ön plana çıkacağı yarışta Dream Eater ve Pressing rakipelerini mağlup etmek için mücadele verecek. İyi koşmasını beklediğim Invincible Son ve Frozen Power'ı dikkate almakta fayda var. İyi bir yarış izleyeceğimiz kesin.

Enternasyonel Boğaziçi Koşusu | Son Gün Değerlendirmesi

Sağda,ikinci. Buzzword


Enternasyonel Boğaziçi Koşusu


Toplamda 9 atın katıldığı 2400m'lik yarışta ülkemizi Adonise, Inspector ve ekürisi Doğanhan temsil ederken, 6 misafirimiz olacak. Önce yabancı safkanları değerlendirelim.

Estejo: Son iki yarışında handikap yarış birinciliği sonrasında da listed koşuda 2.lik elde etmiş olan safkanın Mayıs'ta koşmuş olduğu Grup3 yarıştaki 2.liği bulunuyor. Bu sonuç dışında son zamanlarda Grup yarışlarda pek parlak neticeler sergilemeyen safkanın 2008'in Kasım'ında Grup1 birinciliği olmakla beraber ben yarın için şansının, diğer safkanların performansına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Halicarnassus: Geçen seneki Boğaziçi'ni kazanan safkan o gün için muazzam bir performans ortaya koymuştu. Daha sonra 12 yarış koşan safkanın sadece bir handikap birinciliği bulunuyor. Formunda gerileme olduğunu gördüğüm safkanın son 5 yarışında 4 kez sonuncu olması 20. Enternasyonel Boğaziçi Koşusu'nda sürpriz mücadelesi vereceğini gösteriyor. Bana göre şansı az.

Indian Days: Yarış hayatına ağırlıklı olarak handikap ve listed koşularla devam eden bir safkan. Son olarak kazandığı handikap yarışıyla ülkemize geliyor. Geçmiş yarışlarına bakarak şansının fazla olmadığını söyleyebiliriz.

Sri Putra: Ülkemize iddialı gelen bir isim. G3 ve G2 yarışlarda birincilik sahibi olan Sri Putra etkili bir isim. Son katıldığı G3 yarışta 2400 metrede 2.lik elde eden safkanın özellikle bir önceki yarışı çok parlak. İngiltere'de Sandown Park'ta koştuğu 200 metrelik çim koşuda, Boğaziçi Koşusuna beraber katılacağı jokeyi Philip Robinson ile 2. olan Sri Putra bu seneki Boğaziçi Koşusu'nun birincilik adaylarındandır.

Baschar: Gördüğümüz 3 yarışında bir kez Grup2 koşuda 3. olmayı başarmış. Yarış kazanmamış olan atın ilgilileri tarafından grup koşularda koşturulması kalitesine inandıklarını gösteriyor ancak mevcut tabloda yarış için çok şanslı olduğunu söylemeyemeyiz.

Buzzword: Godolphinler'e ait olan Buzzword de iddialı gelen bir at. Sürekli olarak grup koşularda boy gösteren ve başarılar elde eden safkan son olarak Hamburg'da katıldığı 2400 metrelik G1 yarıştan birincilik ile ayrılmış. Bir Pivotal yavrusu olan Buzzword mevcut performansıyla kağıt üzerinde ağır basıyor. Boğaziçi Koşusu'nu kazanmaya yakın.

Buzzword'un yabancılar içinde ağır bastığı koşuda Adonise ve Inspector birincilik uğraşı verecekler.

Adonise istim üstünde. Ankara'da koştuğu kulaklıklarının unutulduğu 'malum' yarıştan sonra uzun mesafeli koşulara katılan safkan Başbakanlık'ta Inspector'e geçildiği yarış dışında 3 birincilik elde etti. Boğaziçi koşusu için çok şanslı görülen Adonise yarışın temposundan etkilenmezse birinciliği zorlar.

Inspector ise 2008 Boğaziçi Koşusu galibi ünvanıyla bu koşuya katılıyor. Geçen sene kazandığı Başbakanlık Koşusu'ndan sonra sessizliğe bürünen ve sessizliğini bu seneki Başbakanlık Koşusu'nu kazanarak bozan Inspector için yarışın gidişatı çok önemli. Kısa sprinte kalan koşularda daha etkisiz olan Inspector'un bu açığını gidermek için ekürisi Doğanhan'ın yardımına başvurulacak. Ekürisinin yardımıyla istediği tempoya girebildiği takdirde kalitesi su götrümez olan Inspector geçen sene Halicarnassus'a kaybettiği ünvan için mücadele edecek.

Bu değerlendirmelerden sonra ben de naçizane tahminim olarak Buzzword-Adonise ikilisini öneriyorum. Daha sonra ise Inspector-Sri Putra'yı öneriyorum. Tahminim bu dört safkanın mücadelesini izleyeceğimiz yönüde. Bakalım sonuç nasıl gelişecek.

2 Eylül 2010

İşi Tadında Bırakmak


Bunu aslında çok kez görüyoruz. Yarış kazanan jokeyler sevinçlerini ifade etmek isteyebiliyorlar. Bazıları ayağa kalkıyor, bazıları selam yolluyor, bazıları "Appiah stili" yaplıyor, bazıları kamçı sallıyor. Daha nice sevinme örneği var. Şimdi yazacaklarımız Ömer Ertaş'ın bugünkü yarışıyla ilgili ancak onun özelinde değil. Genel bir eleştiri yapacağız.



Ben jokeylerin yaptıkları bu sevinç hareketlerini hiç onaylamıyorum. Ancak kabul edilebilir bir durum. Bir dışavurum sonuçta, sevinmeleri. Belki de en doğal hakları. Ama nereye kadar. Sınırında olursa. Bugün Ömer Ertaş Ejüv'le kazandığı yarışta fotoyu geçerken ayağa kalktı, neredeyse 90 derece dönerek el-kol hareketleri yaptı. Ve bunda ısrarcı oldu. Birileriyle meselesi olabilir ya da bir yerlere mesaj yolluyor olabilir. Nedeni yarışseveri pek de ilgilendirmez. İnsanlardan tepki topluyor bu hareketler. İlla bir şey yapacaksın, yap bırak. Israrcı olmanın lüzumu yok. Binlerce kişini o hareketlere sinirlendiğini tahmin etmek güç değil. Yine tekrarlıyım antipatik olan yarış sonunda anlık fiiller gerçekleştirmek değil, bunu nasıl yaptığınız ve bunda ısrarcı olup olmadığınızdır.

Bu yönüyle en çok takdir ettiğim jokey Fuat Çakar. Kazandığı yarışta atını öperek hem sevincini gösteriyor, hem de atını onure ediyor. Ben kimsenin Fuat'ın bu hareketini aşırı bulduğunu sanmıyorum. Sevinmeyin diyecek halimiz yok ama sınırı bulmak lazım. Birilerine mesaj verme amacı varsa da bence bunun yeri yarış pisti değildir. Yoksa şimşekleri üzerinize çekiyorsunuz. Antipatik olmak da yine jokeyin zararına. Bu zrroluğu yaşayan mevcut jokeyleri görüyoruz. Jokeylerin unutmaması gereken yarışları kendi başlarına koşmadıklarıdır. Unutulmaması gereken en önemli nokta da başarıların gelip geçeceği, unutulacağı, yarışseverlerin jokeyleri ileride, duruşları ve çizgileriyle hatırlayacağıdır.

Büyük Taarruz'da 'Akdeniz Ateşi' Zaferi

İstanbul'da ilk olarak sahne alanlar 3 yaşlı İngilizlerdi. Ağustos ayında koşulan Mimar Sinan Koşusu'ndaki grupla karşı karşıya geldik. 7 atın koştuğu Mimar Sinan Koşusu'ndan Mystical Storm ve Disrespect çıkmış, yerine Mia Nur ve Sultans of Swing gelmişti. Geri kalan 5 at ise aynıydı. Geçen sene ekstra bir yarış yaparak büyük bir sürprizle Aeneas'ın kazandığı Büyük Taarruz Koşusu'nda bu sene gülen Akdeniz Ateşi oldu. Yumuşak pistte koşulan yarışın 2.si Mia Nur , 3. Roman Empire olurken, Aydemirhan yine 4. oldu.

Çok dengeli, birbirlerine sürekli üstünlük sağlayan bir jenerasyonun olduğu 3 yaşlı İngilizlerin bu seferki mücadelesinde, böylesine bir pistte Sait Akson'u kazanarak ne denli iyi koştuğunu kanıtlayan Akdeniz Ateşi iyi bir yarış çıkardı. Ayhan Kurşun İstanbul'da bu sene 2. yarışını kazanırken, bu kazandığı yarışın Büyük Taarruz gibi önemli bir koşu olması onun için çok büyük bir basamak oldu. Ankara'da bu sene fırtına gibi esen Ayhan başarılı performansını bu grup yarış birinciliğiyle taçlandırmış oldu.

Bahsettiğimiz Mimar Sinan Koşusu'nu Roman Empire kazanmıştı. Dün için de başarılı performans gösteren safkan 3.lük elde etti. Mimar Sinan'ın 4.sü olan Aydemirhan Büyük Taarruz'da da 4.lük elde etti. Roman Empire ve Aydemirhan'ın Gazi'de son sıralarda gelmesi ve Gazi'den sonra başarılı yarışlar sergilemeleri, her zaman söylendiği gibi Gazi Koşusu'nun ne kadar farklı, ne kadar özel, ne kadar çok dinamiği bir arada barındıran bir koşu olduğunu bir kez daha bize kanıtlamış oluyor.



Benim son 3 yarışıyla dikkat çekeceğim isim ise Mia Nur olacak. Geçen sene Hakkar'ın kazandığı o "efsane sisli" yarışın ikincisi olan Mia Nur o yarıştan sonra adeta kaybolmuştu. 7 yarışlık duraklama dönemine giren safkan Gazi'den sonra çıktığı Özdemir Atman Koşusu'nu kazanarak önemli bir sürpirz gerçekleştirmişti. Sonra Bursa'ya giden A3 yarış birinciliği elde eden Mia Nur dün de Büyük Taarruz Koşusu'nda elde ettiği ikincilikle formunu bulduğunu tekrar gösterdi. Formda, problemsiz bir Mia Nur her zaman etkili olur.

Mia Nur'dan bahsederken adı geçen Sakarya Koşusu'nu kazandığından beri birinciliğe asret olan Hakkar dün de hayal kırıklığı yarattı. Her yarışında bir sonraki koşusunda daha iyi koşacakmış izlenimi veren Hakkar tabela dışında kaldı. Jenerasyonunu gölgesinde kalmaya başlayan Hakkar'ın beklenen birinciliğe ne zaman uzanacağını çok merak ediyorum.

Miliç, Hakkar gibi hayal kırklığı yaratırken bana göre Sultans of Swing İstanbul'a pek uyum sağlayamıyor. Ankara'da bir başka koştuğunu düşündüğüm safkanın, Nursultan'ın çoğu yavrusu gibi Ankara'da devam etmesi kendisi için daha iyi olacaktır.

Tekrarlamakta fayda var. Bu grup sürekli birbirine üstünlük sağlayacaktır. Çok denk bir jenerasyon. Çok ayrılan atların olmaması ilerki yarışlarda kim gelirse gelsin şaşırılmaması gerektiğini gösteriyor.

Darfur Yine Yakın Farkla

Dün koşulan İstanbul yarışlarının son ayağı olan, G3 Saim Önhon Koşusu'nda Darfur bir kez daha sahne aldı. 3 yaşlı Araplar içinde kuşkusuz sezonun en parlak safkanı olan Darfur ilk kez çıktığı sentetik pistte bu sefer Çetinaslan'a karşı birincilik mücadelesi verdi.

Bir önceki yarışında faullere maruz kalmasına rağmen yaptığı muazzam sprintiyle Kaderşah'a zor anlar yaşatan Çetinaslan bu sefer Darfur'u geçmek için sprintine başladı. Ben daha önce de söylemiştim. Darfur yanındaki atlarla oynamayı seviyor. Aklımıza ilk olarak Yavuzhan geliyor. Bu özelliği sanki bir yönüyle de olsa paylaşıyorlar. Darfur'un yanına yaklaşırsanız vay halinize. Bu nedenle kazandığı 6 yarıştki en büyük fark 1 boy. Diğer yarışları ya yarım boy ya da boyun, burun. Bu sebeple insanlar Darfur'un her yarışında geçilebileceği ihtimalini taşıyorlar. Zaten Selim Kaya Darfur'u mümkün olduğunca öne geç çıkartıyor. Önde boş kalmasının safkana yaramayacağını bizim gibi onlar da biliyor.



Halis Karataş da böyle düşünmüş olacak ki Çetinaslan'la sprintini dışardan dışardan gelerek yaptı. Selim Kaya Darfur'da teşviği biraz erken bırakınca yarışın neticesi foto-finişe kaldı.

Çetinaslan Karacabey tarafından satışa çıkarılmıştı ve 130.000'lik fiyatla alıcı bulmuştu. İlk yarışındaki performansıyla da açık açık ben geliyorum mesajı vermişti. Koştuğu 3 yarışı da başarılı olan Çetinaslan ileride grup koşularda söz sahibi olacak gibi duruyor.

Darfur ise bu birincilikle 7'de 6 yaptı, ilk sentetik koşusunu kazandı. Allah nazardan saklasın, inşallah böyle devam eder Darfur. Elbette geçilebilir ancak kesin olan bir şey var ki Darfur koştuğu sürece yarış keyfine doyacağız.

KKD | 01.09.10

İstanbul

CYBELE: Hayatının ilk yarışına dün 1100 metrelik yarışta çıktı. Sentetik pistte Berilsu'nun kazandığı yarışta çok uzaklardan dolanarak gelen ve yarışı 4. tamamlayan safkan ışık verdi. Çok da hazır olmayarak girdiği yarışta başarılı bir sprint ortaya koyan Cybele'in bu şekilde koşmaya devam edebilirse maidendan çıkması çok geç olmaz.

1 Eylül 2010

Bir Film: Secretariat



Son Viraj Dönülüyor'un ilk yazılarından biriydi: Secretariat. Belki ona şampiyon demek yetersiz. Çünkü ülkemizde o kadar sık kullanılır hale geldi ki şampiyon sıfatı, 3-4 yarış kazanan tüm atlar bir anda "şampiyon" ilan ediliyor. Gerçek şu ki Secretariat gelmiş geçmiş en başarılı, en tanınmış, ününü tüm dünyaya yaymış efsane bir at. İşte bu efsane at şimdi de vizyona taşınıyor. Kendi ismini taşıyan filmde onun hikayesini izleme fırsatı bulacağız.



Çok dengeli bir oyuncu kadrosuna sahip olan filmin yönetmeni, Pearl Harbor ve Cesur Yürek'ten tanıdığımız Randall Wallace. Film Walt Disney yapımı. Amerika'da 8 Ekim'de vizyona giriyor. Türkiye'de vizyonda görebilecek miyiz, tam olarak bilmiyorum. Ancak gelebileceğini tahmin ediyorum.

Fragmanını izlediğimizde filmin çekilmiş olmak için çekilmediğini anlıyoruz. Secretariat'ın gerçek hikayesine dayanan film, iyi örülmüş hikaye ağını vizyona taşıyor.



Benzer bir şekilde vizyona giren 'Seabiscuit'tan sonra, Secretariat'ın da efsanesini vizyona taşıyor olması Amerika'nın atlara verdiği önemi, onların kültürünün bir parçası olduğunu gösteriyor. Biliyoruz ki sadece para oağında çekilmiş bir film değil. Şampiyona duyulan saygıyı da en üst düzeye çekiyor. Başta espn olmak üzere bir çok yerde ses getiren film zaten amacını yerine getirecektir.

İnşallah ülkemizdeki atçılık da bir gün bu seviyeye gelir, bizim de böylesine, filmi çekilecek kadar efsane atlarımız çıkar. Peki ne zaman? Belki 80, 90 sene sonra. Ama daha erken değil. Sanmam. Zaten bu ön yargılı toplumumuzda kaç kişi gidip izler? Umarım Secretariat ülkemizde vizyona girer de izlenme sayısını, kaç hafta vizyonda kaldığını, diğer ülkelerle karşılaştırma fırsatını buluruz. Gerçi sonuç malumun ilanı olacaktır.

1 Ağustos 2010

İnönüler'in Rengi Sarı-Kahverengi

El Kaşgar

Gökçenil

2 yaşlı İngilizler'in önemli sınavlarından olan I. ve II. İnönü Koşuları gerçekleştirildi. Dişilere ait olan G3 I. İnönü Koşusu'nda zafer seri stili ile aynaya uzanan Gökçenil'in oldu. Erkeklere ait olan ayağı oluşturan II. İnönü Koşusu'nu aynı stille koşan El Kaşgar kazandı. İki safkan da koşuyu birinci bitirirken, rakiplerine yarışın hiç bir yerinde şans tanımadı, onları 2.lik mücadelesiyle başbaşa bıraktı.

Nisan ayıyla birlikte yarış koşmaya başlayan 2 yaşlı İngilizler'in Grup 3 sınavında alışmış olduğumuz gruplar karşımızdaydı. Daha önce de bir ara gelmiş olan safkanların ilk mücadelesi I. İnönü Koşusu oldu. Gökçenil startla beraber liderliği aldı ve düzlük üzerinde farkı açarak net bir birincilik aldı. Kendisini ön tarafta rahatsız eden olmadı. Ben yarıştan önce ekürilerden Je Taime'in ön tarafa geleceğini tahmin ediyordum ancak bu olmadı. Fuat Çakar da başarılı binişini ekleyince Gökçenil çok değerli olan birinciliğe uzandı. Gökçenil iyi koştu. Arka grup için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Özellikle son koştukları yarışta son metrelerde güzel sprint atarak El Kaşgar'a zor anlar yaşatan Zilcihan ve Supervisoz hayal kırıklığı yarattı. Supervisoz'un üst üste gelen yarışlardan etkilendiğini düşünüyorum. Miss Hawai'nin ikinciliği sonrası tabelayı tamamlayan Nona ve Sweetheart'ın ganyanlarının yüksek oluşu bu grup için ilerleyen yarışlarda sürpriz safkanların birinciliğe imza atabileceğini gösterdi.

II. İnönü Koşusu'nda da benzer sahnelere tanık olduk. Bu sefer sahne alan El Kaşgar oldu. Bana göre bu sezonun en flaş ismi olan El Kaşgar fotoyu önde geçmeyi bildi. Nurettin Şen idaresinde start alan safkan 6. koşusunda 5. birinciliğini elde ederken, kendisine güvenenleri yanıltmadı. İstanbul çim pistinin 2010 yılında kırılmış tek rekorunun sahibi olan El Kaşgar beklentilere çok iyi cevap verdi. İlk yarışı olan 800 metre çim pistte yaptığı 46.40'lık muazzam derecesiyle beraber dikkat çekmişti. O yarışıyla, stilen olmasa da derecesiyle, bana Rokoko'yu anımsatan safkan 2 tane 1100 metrelik çim yarış kazanıp 1200m çim yarışa çıktı. Liderliği Gökçenil'in aldığı 1200m'lik o koşuda ilk kez yarışı önde götüremedi. Düzlükte de yeni tanıştığı kamçılar sonucunda sürekli gezinen ve dağılan safkan yarışı 3. tamamladı. Ancak bir sonraki yarışında geri döndü. Bu koşu olan II. İnönü'de bence en iyi koşusunu yaptı. Arka grubu adeta sirkülase etti. Kendinden emin fuleleriyle birinciliğe koştu. Bu yarışıyla şu ana kadar koştuğu rakiplere bariz bir üstünlüğü olduğunu kanıtlayarak kafalardaki tüm soru işaretlerini silmiş oldu.

Şimdi ise İnönü Koşuları-Gazi bağlantısına bakalım. Bu yazı vesilesiyle son yıllardaki İnönü Koşular'na göz atıyordum. Çok enteresan bir istatistikle karşılaştım. Ufak bir hatırlatma yapalım bu sene koşan safkanlar Gazi Koşusu'na seneye katılacakları için onları değerlendirmeye alamıyoruz. 2009'dan geriye giderek sırasıyla Tonya, Lucky Name, Actionmax, Sun Storm ve Alayel son 5 senede I. İnönü Koşusu'nu kazanan isimler. Erkeklerde ise son 5 yılın İnönü galipleri Worldpoint, Can Ali, Tony Montana, Cheetah Flight ve Ezbiderli. Geçtiğimiz 5 yılda yapılan İnönü Koşuları galiplerinin, yani bu 10 safkanın Gazi Koşusu'na katılmadığını/katılamadığını görüyoruz.

Bir de genel duruma bakalım. 2010 Gazi Koşusu'na, 2009'da yapılan I.İnönü Koşusu Mystical Storm ve Bambino'yu, II. İnönü Koşusu Sultans of Swing'i verdi. 2008'de yapılan I. İnönü Koşusu Rokoko'yu, II. İnönü Koşusu Quick Finish ve Rich and Handsome'ı Miramis'in şampiyon olduğu Gazi'ye taşıdı. 82. Gazi Koşusu'na I. İnönü'den at gelmezken, II. İnönü sadece Abhazyalı'yı çıkardı. Inspector'ün kazandığı 2007 Gazi Koşusu'na I. İnönü yine at vermezken, II. İnönü Cheetah Flight'ın arkasında 3. olan Hokkaido'yu yarışta gördük. Hızelbeyi'nin kazandığı 80. Gazi Koşusu'nda ise bu heyecana, I. İnönü'den katılan olmazken, II. İnönü'den Mummys Love ve Prima Luce ortak oldu.

Ufak bir oranlama yaparsak geçtiğimiz beş yılda, 2005,06,07,08 ve 2009 yıllarında I. İnönü Koşuları'na toplamda 51 safkan katılmış. Bu 51 safkandan sadece 3 tanesi Gazi Koşusu'na katılmış. I. İnönü'den Gazi'ye gelme oranı %5.88 olmuş. Ayrıca 05-07 yılları arasında katılım hiç olmadı. Buna karşın 2009 yılında I. İnönü Koşusu'nda başarısız bir sonuç elde eden Mystical Storm, katıldığı Gazi Koşusu'nda şampiyon ünvanını elde etti.

Erkek atların tarafına bakarsak II. İnönü'ye geçtiğimiz beş yılda toplamda 41 safkan koşuya iştirak etmiş. 42 safkandan Gazi Koşusu'nda da koşmuş olanların sayısı 7. II. İnönü'den Gazi'ye gelenlerin oranı son 5 yıl için %17 olarak gerçekleşmiş.

Bu bilgi bize açık olarak gösteriyor ki I. ve II. İnönü Koşusu'ndan sonraki süreçler Gazi Koşusu yolunda çok etkili. Mesafe tutmaları, form durumları, 3'lülüğe nasıl döndükleri, daha önemlisi 3'lüye dönebilmeleri, yeni rakipler gibi faktörler ve daha fazlası harmanlanınca ortaya farklı neticeler çıkıyor.

Tekrar bu seneye dönelim. İlgin bir tesadüfle, Gökçenil de El Kaşgar da sarı-kahverengi forma renkleriyle pistte rüzgar gibi estiler. Bu iki atın gelecek yarışlarını şimdiden merak ediyorum. Hem Gökçenil'i hem El Kaşgar'ı, jokeylerini ve ilgililerini tebrik ediyorum. Temennim başarılı yarışlarını izlemeye devam etmemiz yönünde.

Bakalım 2010 yılı İnönüleri'nden seneye yapılacak olan 85. Gazi Koşusu'na kimler katılacak, ne gibi notlar çıkaracağız. Bunları bize zaman gösterecek
.
Related Posts with Thumbnails